← Sure 5

5:31

فَبَعَثَ ٱللَّهُ غُرَابًا يَبْحَثُ فِى ٱلْأَرْضِ لِيُرِيَهُۥ كَيْفَ يُوَٰرِى سَوْءَةَ أَخِيهِ ۚ قَالَ يَـٰوَيْلَتَىٰٓ أَعَجَزْتُ أَنْ أَكُونَ مِثْلَ هَـٰذَا ٱلْغُرَابِ فَأُوَٰرِىَ سَوْءَةَ أَخِى ۖ فَأَصْبَحَ مِنَ ٱلنَّـٰدِمِينَ

Kelime kelime

فَبَعَثَ
derken gönderdi
Fiil
Kök: بعث
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَعَثَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
غُرَابًا
bir karga
İsim
Kök: غرب
Dilbilgisi (i'rab)
غُرَابًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يَبْحَثُ
eşeleyen
Fiil
Kök: بحث
Dilbilgisi (i'rab)
يَبْحَثُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
فِى
yeri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
لِيُرِيَهُۥ
ona göstermek için
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يُرِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
كَيْفَ
nasıl
İsim
Kök: كيف
Dilbilgisi (i'rab)
كَيْفَİsimmansûb (akuzatif)
يُوَٰرِى
gömeceğini
Fiil
Kök: وري
Dilbilgisi (i'rab)
يُوَٰرِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
سَوْءَةَ
cesedini
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سَوْءَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
أَخِيهِ
kardeşinin
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
أَخِيİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَٰوَيْلَتَىٰٓ
ey! yazık bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
وَيْلَتَİsimmansûb (akuzatif)
ىٰٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَعَجَزْتُ
aciz miyim
Fiil
Kök: عجز
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
عَجَزْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَنْ
ben olmaya
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنْEdatmasdar bağlacı
أَكُونَ
olmayacağım
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
أَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
مِثْلَ
gibi
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِثْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَٰذَا
şu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
ٱلْغُرَابِ
karga
İsim
Kök: غرب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
غُرَابِİsimeril، mecrûr (genitif)
فَأُوَٰرِىَ
gömmekten
Fiil
Kök: وري
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatsebebiyet، ön ek
أُوَٰرِىَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
سَوْءَةَ
cesedini
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سَوْءَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
أَخِى
kardeşimin
İsim
Kök: أخو
Dilbilgisi (i'rab)
أَخِİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
فَأَصْبَحَ
ve oldu
Fiil
Kök: صبح
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatsebebiyet، ön ek
أَصْبَحَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنَ
pişman olanlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّٰدِمِينَ
pişman
İsim
Kök: ندم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّٰدِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım" dedi de ettiğine yananlardan oldu.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Derken Allah bir karga gönderdi, ona kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini göstermek için toprağı eşeliyordu. "Yazıklar olsun bana, şu karga kadar olup da kardeşimin cesedini gömmekten âciz miyim ben?" dedi ve pişman olanlardan oldu.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Ardından) Allah, kardeşinin cesedini nasıl gömeceğini ona göstermek için yeri eşeleyen bir karga göndermişti. (Katil kardeş) “Yazıklar olsun bana! Şu karga kadar olup kardeşimi gömmekten âciz mi oldum!” demiş ve pişmanlık duyanlardan olmuştu.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then Allah sent a raven, who scratched the ground, to show him how to hide the shame of his brother. "Woe is me!" said he; "Was I not even able to be as this raven, and to hide the shame of my brother?" then he became full of regrets-

A. Yusuf Alipublic-domain

God sent a raven to scratch up the ground and show him how to cover his brother’s corpse and he said, ‘Woe is me! Could I not have been like this raven and covered up my brother’s body?’ He became remorseful.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then Allah sent a raven scratching up the ground, to show him how to hide his brother's naked corpse. He said: Woe unto me! Am I not able to be as this raven and so hide my brother's naked corpse? And he became repentant.

M. Pickthallpublic-domain

Then Allāh sent a crow searching [i.e., scratching] in the ground to show him how to hide the disgrace of his brother. He said, "O woe to me! Have I failed to be like this crow and hide the disgrace [i.e., body] of my brother?" And he became of the regretful.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

لما قتل قابيلُ أخاه لم يعرف ما يصنع بجسده، فأرسل الله غرابًا يحفر حفرةً في الأرض ليدفن فيها غرابًا مَيِّتًا؛ ليدل قابيل كيف يدفن جُثمان أخيه؟ فتعجَّب قابيل، وقال: أعجزتُ أن أصنع مثل صنيع هذا الغراب فأستُرَ عورة أخي؟ فدَفَنَ قابيل أخاه، فعاقبه الله بالندامة بعد أن رجع بالخسران.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?