← Sure 5

5:66

وَلَوْ أَنَّهُمْ أَقَامُوا۟ ٱلتَّوْرَىٰةَ وَٱلْإِنجِيلَ وَمَآ أُنزِلَ إِلَيْهِم مِّن رَّبِّهِمْ لَأَكَلُوا۟ مِن فَوْقِهِمْ وَمِن تَحْتِ أَرْجُلِهِم ۚ مِّنْهُمْ أُمَّةٌ مُّقْتَصِدَةٌ ۖ وَكَثِيرٌ مِّنْهُمْ سَآءَ مَا يَعْمَلُونَ

Kelime kelime

وَلَوْ
ve eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْEdatşart
أَنَّهُمْ
onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَقَامُوا۟
gereğince uygulasalardı
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
أَقَامُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلتَّوْرَىٰةَ
Tevrat'ı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
تَّوْرَىٰةَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَٱلْإِنجِيلَ
ve İncil'i
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنجِيلَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَمَآ
ve ne ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
أُنزِلَ
indirildi
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
أُنزِلَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
إِلَيْهِم
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّن
Rablerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
رَّبِّهِمْ
Rableri
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَّبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَأَكَلُوا۟
muhakkak ki yerlerdi
Fiil
Kök: أكل
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
أَكَلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
üstlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
فَوْقِهِمْ
üstlerinde de
İsim
Kök: فوق
Dilbilgisi (i'rab)
فَوْقِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمِن
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِنEdatharf-i cer (edat)
تَحْتِ
altından
İsim
Kök: تحت
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْتِİsimmecrûr (genitif)
أَرْجُلِهِم
ayaklarının
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْجُلِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنْهُمْ
içlerinde vardır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أُمَّةٌ
bir ümmet
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٌİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مُّقْتَصِدَةٌ
tutumlu
İsim
Kök: قصد
Dilbilgisi (i'rab)
مُّقْتَصِدَةٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
وَكَثِيرٌ
ama çoğu
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَثِيرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
سَآءَ
ne kötü
Fiil
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَا
işler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يَعْمَلُونَ
yapıyorlar
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kuran'ı gereğince uygulasalardı, her yönden nimete ermiş olurlardı. İçlerinde orta yolu tutan bir zümre vardı, çoğunun işledikleri ise kötü idi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer onlar, Tevrat'ı, İncil'i ve kendilerine indirileni gereğince uygulasalardı, hem üstlerindeki, hem de ayaklarının altındaki (nimetlerden bol bol) yerlerdi. Onların arasında ılımlı bir grup da vardı. Böyle olmakla beraber onların çoğunun yaptıkları ne kadar kötüdür!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlar Tevrat’ı, İncil’i ve Rablerinden onlara indirileni (Kur’an’ı) tam olarak uygulasalardı, şüphesiz ki hem üstlerinden hem de ayaklarının altından (verilen pek çok nimet) yerlerdi. Onlardan aşırılığa kaçmayan bir topluluk vardır; (fakat) çoğunun yaptıkları ne kötüdür!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If only they had stood fast by the Law, the Gospel, and all the revelation that was sent to them from their Lord, they would have enjoyed happiness from every side. There is from among them a party on the right course: but many of them follow a course that is evil.

A. Yusuf Alipublic-domain

If they had upheld the Torah and the Gospel and what was sent down to them from their Lord, they would have been given abundance from above and from below: some of them are on the right course, but many of them do evil.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

If they had observed the Torah and the Gospel and that which was revealed unto them from their Lord, they would surely have been nourished from above them and from beneath their feet. Among them there are people who are moderate, but many of them are of evil conduct.

M. Pickthallpublic-domain

And if only they had upheld [the law of] the Torah, the Gospel, and what has been revealed to them from their Lord [i.e., the Qur’ān], they would have consumed [provision] from above them and from beneath their feet. Among them are a moderate [i.e., acceptable] community, but many of them - evil is that which they do.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولو أنَّهم عملوا بما في التوراة والإنجيل، وبما أُنْزِل عليك أيها الرسول - وهو القرآن الكريم - لرُزِقوا من كلِّ سبيلٍ، فأنزلنا عليهم المطر، وأنبتنا لهم الثمر، وهذا جزاء الدنيا. وإنَّ مِن أهل الكتاب فريقًا معتدلا ثابتًا على الحق، وكثير منهم ساء عملُه، وضل عن سواء السبيل.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?