← Sure 52

52:21

وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَٱتَّبَعَتْهُمْ ذُرِّيَّتُهُم بِإِيمَـٰنٍ أَلْحَقْنَا بِهِمْ ذُرِّيَّتَهُمْ وَمَآ أَلَتْنَـٰهُم مِّنْ عَمَلِهِم مِّن شَىْءٍ ۚ كُلُّ ٱمْرِئٍۭ بِمَا كَسَبَ رَهِينٌ

Kelime kelime

وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَٱتَّبَعَتْهُمْ
ve kendilerine uyanlar
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّبَعَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ذُرِّيَّتُهُم
zürriyetleri de
İsim
Kök: ذرر
Dilbilgisi (i'rab)
ذُرِّيَّتُİsimdişil، merfû (nominatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِإِيمَٰنٍ
imanda
İsim
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
إِيمَٰنٍİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَلْحَقْنَا
kattık
Fiil
Kök: لحق
Dilbilgisi (i'rab)
أَلْحَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِهِمْ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِمْİsimzamir، 3. çoğul eril
ذُرِّيَّتَهُمْ
zürriyetlerini
İsim
Kök: ذرر
Dilbilgisi (i'rab)
ذُرِّيَّتَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَمَآ
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَآEdatolumsuzluk
أَلَتْنَٰهُم
eksiltmedik
Fiil
Kök: ألت
Dilbilgisi (i'rab)
أَلَتْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنْ
kendi amellerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
عَمَلِهِم
işi
İsim
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
عَمَلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
شَىْءٍ
şey
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَىْءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
كُلُّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلُّİsimeril، merfû (nominatif)
ٱمْرِئٍۭ
kişi
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْرِئٍۭİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
بِمَا
şeye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كَسَبَ
kendi kazandığı
Fiil
Kök: كسب
Dilbilgisi (i'rab)
كَسَبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَهِينٌ
bağlıdır
İsim
Kök: رهن
Dilbilgisi (i'rab)
رَهِينٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

İnanan, soyları da inançta kendilerine uyan kimselere soylarını da katarız. Onların işlediklerinden hiçbir şey eksiltmeyiz. Herkes kazancına bağlıdır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İman edip zürriyetleri de iman ile kendilerine tâbi olanlar (yok mu?); işte biz, onların nesillerini de kendilerine kattık. Kendilerinin amellerinden birşey de eksiltmedik. Herkes kendi kazandığına bağlıdır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İman edenlere ve onlara imanla uyan nesiller(in)e gelince; biz onları (cennette) nesilleriyle buluşturacağız. Onların yapıp ettiklerinden hiçbir şey eksiltmeyeceğiz. Her kişi kazandığına karşılık rehindir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And those who believe and whose families follow them in Faith,- to them shall We join their families: Nor shall We deprive them (of the fruit) of aught of their works: (Yet) is each individual in pledge for his deeds.

A. Yusuf Alipublic-domain

We unite the believers with their offspring who followed them in faith–– We do not deny them any of the rewards for their deeds: each person is in pledge for his own deeds––

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And they who believe and whose seed follow them in faith, We cause their seed to join them (there), and We deprive them of nought of their (life's) work. Every man is a pledge for that which he hath earned.

M. Pickthallpublic-domain

And those who believed and whose descendants followed them in faith - We will join with them their descendants, and We will not deprive them of anything of their deeds. Every person, for what he earned, is retained.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

والذين آمنوا واتبعتهم ذريتهم في الإيمان، وألحقنا بهم ذريتهم في منزلتهم في الجنة، وإن لم يبلغوا عمل آبائهم؛ لتَقَرَّ أعين الآباء بالأبناء عندهم في منازلهم، فيُجْمَع بينهم على أحسن الأحوال، وما نقصناهم شيئًا من ثواب أعمالهم. كل إنسان مرهون بعمله، لا يحمل ذنب غيره من الناس.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?