← Sure 58

58:13

ءَأَشْفَقْتُمْ أَن تُقَدِّمُوا۟ بَيْنَ يَدَىْ نَجْوَىٰكُمْ صَدَقَـٰتٍ ۚ فَإِذْ لَمْ تَفْعَلُوا۟ وَتَابَ ٱللَّهُ عَلَيْكُمْ فَأَقِيمُوا۟ ٱلصَّلَوٰةَ وَءَاتُوا۟ ٱلزَّكَوٰةَ وَأَطِيعُوا۟ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُۥ ۚ وَٱللَّهُ خَبِيرٌۢ بِمَا تَعْمَلُونَ

Kelime kelime

ءَأَشْفَقْتُمْ
korktunuz mu?
Fiil
Kök: شفق
Dilbilgisi (i'rab)
ءَİsimsoru، ön ek
أَشْفَقْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَن
vermenizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تُقَدِّمُوا۟
ne gönderirsiniz
Fiil
Kök: قدم
Dilbilgisi (i'rab)
تُقَدِّمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بَيْنَ
önce
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
يَدَىْ
önce
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَدَىْİsimdişil ikil، mansûb (akuzatif)
نَجْوَىٰكُمْ
gizli konuşmanızdan
İsim
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
نَجْوَىٰİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
صَدَقَٰتٍ
sadaka
İsim
Kök: صدق
Dilbilgisi (i'rab)
صَدَقَٰتٍİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَإِذْ
çünkü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
لَمْ
yapmadınız
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَمْEdatolumsuzluk
تَفْعَلُوا۟
(bir zarar) yaparsanız
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
تَفْعَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَتَابَ
ve affetti
Fiil
Kök: توب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَابَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلَيْكُمْ
sizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَأَقِيمُوا۟
artık kılın
Fiil
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَقِيمُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلصَّلَوٰةَ
namazı
İsim
Kök: صلو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّلَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَءَاتُوا۟
ve verin
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاتُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلزَّكَوٰةَ
zekatı
İsim
Kök: زكو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
زَّكَوٰةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَأَطِيعُوا۟
ve ita'at edin
Fiil
Kök: طوع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَطِيعُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَرَسُولَهُۥ
ve Elçisine
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَسُولَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱللَّهُ
ve Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
خَبِيرٌۢ
bilmektedir
İsim
Kök: خبر
Dilbilgisi (i'rab)
خَبِيرٌۢİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
بِمَا
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Hususi konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Allah, işlediklerinizden haberdardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Gizli (özel) bir şey konuşmanızdan önce sadaka vermekten korktunuz da mı yerine getirmediniz? Fakat Allah da sizi affetti. Şu halde namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Resulüne itaat edin. Allah, yaptıklarınızdan haberi olandır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Elçi ile) gizli (özel) görüşmenizden önce sadakalar vermekten çekindiniz mi? Bunu yapamadığınıza ve Allah da sizi affettiğine göre namazı kılın, zekâtı verin; Allah’a ve Elçisine itaat edin! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Is it that ye are afraid of spending sums in charity before your private consultation (with him)? If, then, ye do not so, and Allah forgives you, then (at least) establish regular prayer; practise regular charity; and obey Allah and His Messenger. And Allah is well-acquainted with all that ye do.

A. Yusuf Alipublic-domain

Were you afraid to give charity before consulting the Prophet? Since you did not give charity, and God has relented towards you, you should [at least] observe your prayers, pay the prescribed alms, and obey God and His Messenger: God is well aware of your actions.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Fear ye to offer alms before your conference? Then, when ye do it not and Allah hath forgiven you, establish worship and pay the poor-due and obey Allah and His messenger. And Allah is Aware of what ye do.

M. Pickthallpublic-domain

Have you feared to present before your consultation charities? Then when you do not and Allāh has forgiven you, then [at least] establish prayer and give zakāh and obey Allāh and His Messenger. And Allāh is Aware of what you do.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

أخشيتم الفقر إذا قدَّمتم صدقة قبل مناجاتكم رسول الله؟ فإذْ لم تفعلوا ما أُمرتم به، وتاب الله عليكم، ورخَّص لكم في ألا تفعلوه، فاثبتوا وداوموا على إقام الصلاة وإيتاء الزكاة وطاعة الله ورسوله في كل ما أُمرتم به، والله سبحانه خبير بأعمالكم، ومجازيكم عليها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?