← Sure 6

6:108

وَلَا تَسُبُّوا۟ ٱلَّذِينَ يَدْعُونَ مِن دُونِ ٱللَّهِ فَيَسُبُّوا۟ ٱللَّهَ عَدْوًۢا بِغَيْرِ عِلْمٍ ۗ كَذَٰلِكَ زَيَّنَّا لِكُلِّ أُمَّةٍ عَمَلَهُمْ ثُمَّ إِلَىٰ رَبِّهِم مَّرْجِعُهُمْ فَيُنَبِّئُهُم بِمَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

Kelime kelime

وَلَا
sövmeyin ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَسُبُّوا۟
onlar da sövmesinler
Fiil
Kök: سبب
Dilbilgisi (i'rab)
تَسُبُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلَّذِينَ
kimselere
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَدْعُونَ
yalvardıkların
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
يَدْعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
başka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
دُونِ
başka
İsim
Kök: دون
Dilbilgisi (i'rab)
دُونِİsimmecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
فَيَسُبُّوا۟
onlar da sövmesinler
Fiil
Kök: سبب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatsebebiyet، ön ek
يَسُبُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
عَدْوًۢا
taşkınlıkla
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
عَدْوًۢاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بِغَيْرِ
bilmeyerek
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
غَيْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
عِلْمٍ
bilgisi
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عِلْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
كَذَٰلِكَ
böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
زَيَّنَّا
biz süslü gösterdik
Fiil
Kök: زين
Dilbilgisi (i'rab)
زَيَّFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِكُلِّ
her
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُلِّİsimeril، mecrûr (genitif)
أُمَّةٍ
ümmete
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
عَمَلَهُمْ
yaptıkları işi
İsim
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
عَمَلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ثُمَّ
sonunda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
إِلَىٰ
Rablerinedir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
رَبِّهِم
Rablerinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّرْجِعُهُمْ
dönüşleri
İsim
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
مَّرْجِعُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَيُنَبِّئُهُم
O haber verecektir
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
يُنَبِّئُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَا
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَعْمَلُونَ
yapmış
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah'a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab'lerinedir. O, işlediklerini haber verir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onların Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah'a sövmesinler. Biz, her ümmete yaptıkları işi böyle süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri Rablerinedir. O, onlara ne yaptıklarını haber verir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah’ın peşi sıra (varlıklara) yalvaranlara (bile) sövmeyin; (sonra) onlar da düşmanlık yaparak bilgisizce Allah’a söverler. Böylece biz her ümmete kendi işlerini süslü gösterdik. Sonunda dönüşleri sadece Rablerinedir. O da yaptıklarını kendilerine bildirecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Revile not ye those whom they call upon besides Allah, lest they out of spite revile Allah in their ignorance. Thus have We made alluring to each people its own doings. In the end will they return to their Lord, and We shall then tell them the truth of all that they did.

A. Yusuf Alipublic-domain

[Believers], do not revile those they call on beside God in case they, in their hostility and ignorance, revile God. To each community We make their own actions seem alluring, but in the end they will return to their Lord and He will inform them of all they did.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Revile not those unto whom they pray beside Allah lest they wrongfully revile Allah through ignorance. Thus unto every nation have We made their deed seem fair. Then unto their Lord is their return, and He will tell them what they used to do.

M. Pickthallpublic-domain

And do not insult those they invoke other than Allāh, lest they insult Allāh in enmity without knowledge. Thus We have made pleasing to every community their deeds. Then to their Lord is their return, and He will inform them about what they used to do.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا تسبوا -أيها المسلمون- الأوثان التي يعبدها المشركون -سدًّا للذريعة- حتى لا يتسبب ذلك في سبهم الله جهلا واعتداءً: بغير علم. وكما حسَّنَّا لهؤلاء عملهم السيئ عقوبة لهم على سوء اختيارهم، حسَّنَّا لكل أمة أعمالها، ثم إلى ربهم معادهم جميعًا فيخبرهم بأعمالهم التي كانوا يعملونها في الدنيا، ثم يجازيهم بها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?