← Sure 6

6:128

وَيَوْمَ يَحْشُرُهُمْ جَمِيعًا يَـٰمَعْشَرَ ٱلْجِنِّ قَدِ ٱسْتَكْثَرْتُم مِّنَ ٱلْإِنسِ ۖ وَقَالَ أَوْلِيَآؤُهُم مِّنَ ٱلْإِنسِ رَبَّنَا ٱسْتَمْتَعَ بَعْضُنَا بِبَعْضٍ وَبَلَغْنَآ أَجَلَنَا ٱلَّذِىٓ أَجَّلْتَ لَنَا ۚ قَالَ ٱلنَّارُ مَثْوَىٰكُمْ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ إِلَّا مَا شَآءَ ٱللَّهُ ۗ إِنَّ رَبَّكَ حَكِيمٌ عَلِيمٌ

Kelime kelime

وَيَوْمَ
ve gün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَوْمَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
يَحْشُرُهُمْ
bir araya toplayacağı
Fiil
Kök: حشر
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْشُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
جَمِيعًا
hepsini
İsim
Kök: جمع
Dilbilgisi (i'rab)
جَمِيعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يَٰمَعْشَرَ
Ey topluluğu
İsim
Kök: عشر
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
مَعْشَرَİsimmansûb (akuzatif)
ٱلْجِنِّ
cinler
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جِنِّİsimeril، mecrûr (genitif)
قَدِ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدِEdattahkik (kad)
ٱسْتَكْثَرْتُم
siz çok uğraştınız
Fiil
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَكْثَرْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنَ
insanlarla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْإِنسِ
insan
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنسِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَقَالَ
derler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَوْلِيَآؤُهُم
onların dostları
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْلِيَآؤُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّنَ
insanlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْإِنسِ
insan
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
إِنسِİsimeril، mecrûr (genitif)
رَبَّنَا
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱسْتَمْتَعَ
yararlandık
Fiil
Kök: متع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتَمْتَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بَعْضُنَا
kimimiz
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِبَعْضٍ
kimimizden
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
بَعْضٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَبَلَغْنَآ
ve ulaştık
Fiil
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
بَلَغْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَجَلَنَا
sonuna
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱلَّذِىٓ
ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىٓİsimism-i mevsûl، eril tekil
أَجَّلْتَ
verdiğin sürenin
Fiil
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَّلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَنَا
bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
قَالَ
(Allah da) buyurur ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلنَّارُ
ateştir
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارُİsimdişil، merfû (nominatif)
مَثْوَىٰكُمْ
durağınız
İsim
Kök: ثوي
Dilbilgisi (i'rab)
مَثْوَىٰİsimeril، merfû (nominatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
خَٰلِدِينَ
ebedi kalacaksınız
İsim
Kök: خلد
Dilbilgisi (i'rab)
خَٰلِدِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
فِيهَآ
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
إِلَّا
hariç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
مَا
dilemesi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
شَآءَ
dileseydi
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
إِنَّ
şüphesiz;
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
رَبَّكَ
Rabbin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
حَكِيمٌ
hüküm ve hikmet sahibidir
İsim
Kök: حكم
Dilbilgisi (i'rab)
حَكِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَلِيمٌ
bilendir
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Allah hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık" derler. "Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır" der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Allah), onların hepsini topladığı gün, cinlere: "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der. İnsanlardan cinlerin dostu olanlar da şöyle derler: "Rabbimiz! Biz birbirimizden faydalandık. Nihayet bize tayin ettiğin vademize ulaştık". Allah da: "Sizin durağınız cehennemdir. Orada, Allah'ın dilemesi müstesna, ebedi olarak kalacaksınız" der. Şüphesiz Rabbin hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Allah) onların hepsini bir araya toplayacağı gün, “Ey cinler (şeytanlar) topluluğu! Siz, insanlarla çok uğraştınız!” (diyecektir). İnsanlardan olan dostları ise “Rabbimiz! (Biz) birbirimizden yararlandık ve bize verdiğin sürenin sonuna ulaştık.” diyecekler. (Allah da şöyle) diyecektir: “Allah’ın dilediği hariç, ateş, içinde ebedî kalacağınız yerdir. Şüphesiz ki Rabbin, doğru hüküm verendir, bilendir.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

One day will He gather them all together, (and say): "O ye assembly of Jinns! Much (toll) did ye take of men." Their friends amongst men will say: "Our Lord! we made profit from each other: but (alas!) we reached our term - which thou didst appoint for us." He will say: "The Fire be your dwelling-place: you will dwell therein for ever, except as Allah willeth." for thy Lord is full of wisdom and knowledge.

A. Yusuf Alipublic-domain

On the day He gathers everyone together [saying], ‘Company of jinn! You have seduced a great many humans,’ their adherents among mankind will say, ‘Lord, we have profited from one another, but now we have reached the appointed time You decreed for us.’ He will say, ‘Your home is the Fire, and there you shall remain’- unless God wills otherwise: [Prophet], your Lord is all wise, all knowing.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

In the day when He will gather them together (He will say): O ye assembly of the jinn! Many of humankind did ye seduce. And their adherents among humankind will say: Our Lord! We enjoyed one another, but now we have arrived at the appointed term which Thou appointedst for us. He will say: Fire is your home. Abide therein for ever, save him whom Allah willeth (to deliver). Lo! thy Lord is Wise, Aware.

M. Pickthallpublic-domain

And [mention, O Muḥammad], the Day when He will gather them together [and say], "O company of jinn, you have [misled] many of mankind." And their allies among mankind will say, "Our Lord, some of us made use of others, and we have [now] reached our term which You appointed for us." He will say, "The Fire is your residence, wherein you will abide eternally, except for what Allāh wills. Indeed, your Lord is Wise and Knowing."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكر -أيها الرسول- يوم يحشر الله تعالى الكفار وأولياءهم من شياطين الجن فيقول: يا معشر الجن قد أضللتم كثيرًا من الإنس، وقال أولياؤهم من كفار الإنس: ربنا قد انتفع بعضنا من بعض، وبلغنا الأجل الذي أجَّلْتَه لنا بانقضاء حياتنا الدنيا، قال الله تعالى لهم: النار مثواكم، أي: مكان إقامتكم خالدين فيها، إلا مَن شاء الله عدم خلوده فيها من عصاة الموحدين. إن ربك حكيم في تدبيره وصنعه، عليم بجميع أمور عباده.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?