← Sure 6

6:94

وَلَقَدْ جِئْتُمُونَا فُرَٰدَىٰ كَمَا خَلَقْنَـٰكُمْ أَوَّلَ مَرَّةٍ وَتَرَكْتُم مَّا خَوَّلْنَـٰكُمْ وَرَآءَ ظُهُورِكُمْ ۖ وَمَا نَرَىٰ مَعَكُمْ شُفَعَآءَكُمُ ٱلَّذِينَ زَعَمْتُمْ أَنَّهُمْ فِيكُمْ شُرَكَـٰٓؤُا۟ ۚ لَقَد تَّقَطَّعَ بَيْنَكُمْ وَضَلَّ عَنكُم مَّا كُنتُمْ تَزْعُمُونَ

Kelime kelime

وَلَقَدْ
ve andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
جِئْتُمُونَا
yine bize geldiniz
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جِئْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمُوİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فُرَٰدَىٰ
tek olarak
İsim
Kök: فرد
Dilbilgisi (i'rab)
فُرَٰدَىٰİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَمَا
gibi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاEdatmasdar bağlacı
خَلَقْنَٰكُمْ
sizi yarattığımız
Fiil
Kök: خلق
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوَّلَ
ilk
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
أَوَّلَİsimzaman zarfı، eril tekil، mansûb (akuzatif)
مَرَّةٍ
kez
İsim
Kök: مرر
Dilbilgisi (i'rab)
مَرَّةٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَتَرَكْتُم
ve bıraktınız
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَرَكْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّا
şeyleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
خَوَّلْنَٰكُمْ
sizi hayaline daldırdığımız
Fiil
Kök: خول
Dilbilgisi (i'rab)
خَوَّلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَرَآءَ
arkasında
İsim
Kök: وري
Dilbilgisi (i'rab)
وَرَآءَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ظُهُورِكُمْ
sırtlarınız
İsim
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
ظُهُورِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَمَا
ve görmüyoruz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
نَرَىٰ
görmeliydik
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
نَرَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
مَعَكُمْ
yanınızda
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
شُفَعَآءَكُمُ
şefaatçilerinizi
İsim
Kök: شفع
Dilbilgisi (i'rab)
شُفَعَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلَّذِينَ
kimseleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
زَعَمْتُمْ
sandığınız
Fiil
Kök: زعم
Dilbilgisi (i'rab)
زَعَمْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنَّهُمْ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيكُمْ
içinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
شُرَكَٰٓؤُا۟
ortak olduklarını
İsim
Kök: شرك
Dilbilgisi (i'rab)
شُرَكَٰٓؤُا۟İsimeril çoğul، merfû (nominatif)
لَقَد
andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
قَدEdattahkik (kad)
تَّقَطَّعَ
(bağlar) kesilmiş
Fiil
Kök: قطع
Dilbilgisi (i'rab)
تَّقَطَّعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بَيْنَكُمْ
aranızdaki
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْنَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَضَلَّ
ve kaybolup gitmiştir
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ضَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَنكُم
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّا
şeyler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
كُنتُمْ
sandığınız
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَزْعُمُونَ
sandığınız şeyler
Fiil
Kök: زعم
Dilbilgisi (i'rab)
تَزْعُمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Onlara: "And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi size verdiklerimizi ardınızda bırakarak bize birer birer geldiniz; içinizde Allah'ın ortakları olduğunu sandığınız şefaatçılarınızı beraber görmüyoruz. And olsun ki aranızdaki bağlar kopmuş, ortak sandıklarınız sizden ayrılmışlardır" denecek.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah'ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, şefaatlarına güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki sizi ilk kez yarattığımız gibi teker teker bize gelmiş ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakmış (olacaksınız). Ortaklarımız sandığınız şefaatçılarınızı da beraberinizde göremiyoruz. Şüphesiz ki (ilişkiniz) kesilmiş ve (şefaatçı ilah) sandığınız şeyler sizden kaybolup gitmiştir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"And behold! ye come to us bare and alone as We created you for the first time: ye have left behind you all (the favours) which We bestowed on you: We see not with you your intercessors whom ye thought to be partners in your affairs: so now all relations between you have been cut off, and your (pet) fancies have left you in the lurch!"

A. Yusuf Alipublic-domain

[God will say], ‘Now you return to Us, alone, as We first created you: you have left behind everything We gave you, nor do We see those intercessors of yours that you claimed were partners of God. All the bonds between you have been severed, and those about whom you made such claims have deserted you.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Now have ye come unto Us solitary as We did create you at the first, and ye have left behind you all that We bestowed upon you, and We behold not with you those your intercessors, of whom ye claimed that they possessed a share in you. Now is the bond between you severed, and that which ye presumed hath failed you.

M. Pickthallpublic-domain

[It will be said to them], "And you have certainly come to Us alone [i.e., individually] as We created you the first time, and you have left whatever We bestowed upon you behind you. And We do not see with you your 'intercessors' which you claimed that they were among you associates [of Allāh]. It has [all] been severed between you, and lost from you is what you used to claim."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد جئتمونا للحساب والجزاء فرادى كما أوجدناكم في الدنيا أول مرة حفاة عراة، وتركتم وراء ظهوركم ما مكنَّاكم فيه مما تتباهون به من أموال في الدنيا، وما نرى معكم في الآخرة أوثانكم التي كنتم تعتقدون أنها تشفع لكم، وتَدَّعون أنها شركاء مع الله في العبادة، لقد زال تَواصُلُكم الذي كان بينكم في الدنيا، وذهب عنكم ما كنتم تَدَّعون من أن آلهتكم شركاء لله في العبادة، وظهر أنكم الخاسرون لأنفسكم وأهليكم وأموالكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?