← Sure 7

7:163

وَسْـَٔلْهُمْ عَنِ ٱلْقَرْيَةِ ٱلَّتِى كَانَتْ حَاضِرَةَ ٱلْبَحْرِ إِذْ يَعْدُونَ فِى ٱلسَّبْتِ إِذْ تَأْتِيهِمْ حِيتَانُهُمْ يَوْمَ سَبْتِهِمْ شُرَّعًا وَيَوْمَ لَا يَسْبِتُونَ ۙ لَا تَأْتِيهِمْ ۚ كَذَٰلِكَ نَبْلُوهُم بِمَا كَانُوا۟ يَفْسُقُونَ

Kelime kelime

وَسْـَٔلْهُمْ
onlara sor
Fiil
Kök: سأل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
سْـَٔلْFiilemir، 2. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَنِ
kent(halkın)ın durumundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنِEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقَرْيَةِ
kentten
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَرْيَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلَّتِى
öyle ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّتِىİsimism-i mevsûl، dişil tekil
كَانَتْ
bulunan
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
حَاضِرَةَ
kıyısında
İsim
Kök: حضر
Dilbilgisi (i'rab)
حَاضِرَةَİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، mansûb (akuzatif)
ٱلْبَحْرِ
deniz
İsim
Kök: بحر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَحْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
إِذْ
hani
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
يَعْدُونَ
onlar haddi aşıyorlardı
Fiil
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
Cumartesine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّبْتِ
cumartesi
İsim
Kök: سبت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّبْتِİsimeril، mecrûr (genitif)
إِذْ
onlara gelirdi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
تَأْتِيهِمْ
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
حِيتَانُهُمْ
balıkları
İsim
Kök: حوت
Dilbilgisi (i'rab)
حِيتَانُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَوْمَ
günü;
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
سَبْتِهِمْ
cumartesi
İsim
Kök: سبت
Dilbilgisi (i'rab)
سَبْتِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
شُرَّعًا
akın akın
İsim
Kök: شرع
Dilbilgisi (i'rab)
شُرَّعًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَيَوْمَ
gün ise
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَوْمَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
لَا
cumartesi dışındaki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَسْبِتُونَ
Sebt (Cumartesi) yasağına uydular
Fiil
Kök: سبت
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْبِتُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
gelmezlerdi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تَأْتِيهِمْ
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَذَٰلِكَ
böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
نَبْلُوهُم
biz onları sınıyorduk
Fiil
Kök: بلو
Dilbilgisi (i'rab)
نَبْلُوFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَا
ötürü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
yoldan çıkmalarından
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَفْسُقُونَ
fasıklık yapıyor(lar)
Fiil
Kök: فسق
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْسُقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Onlara, deniz kıyısındaki kasabanın durumunu sor. Cumartesi yasaklarına tecavüz ediyorlardı. Cumartesileri balıklar sürüyle geliyor, başka günler gelmiyorlardı. Biz onları, yoldan çıkmaları sebebiyle böylece deniyorduk.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bir de onlara, o deniz kıyısındaki şehrin başına gelenleri sor. O sırada onlar cumartesi yasağına riayet etmiyorlardı. Cumartesi günü balıklar akın akın geliyorlardı, yasak olmadığı gün gelmiyorlardı. Yoldan çıkıp sapıklık yaptıkları için biz de onları işte böyle sınıyorduk.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlara, deniz kıyısında bulunan şehir (halkının) durumunu sor! Hani balıklar o yöre halkının yasağa uymadığı cumartesi gelmeyip yasağa uydukları cumartesi günü akın akın (bolca) kıyıya geldiklerinde, haddi aşıp (avlanma) yasağını delmişlerdi. İşte yoldan çıkmalarından dolayı biz onları böyle imtihan ediyorduk.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Ask them concerning the town standing close by the sea. Behold! they transgressed in the matter of the Sabbath. For on the day of their Sabbath their fish did come to them, openly holding up their heads, but on the day they had no Sabbath, they came not: thus did We make a trial of them, for they were given to transgression.

A. Yusuf Alipublic-domain

[Prophet], ask them about the town by the sea; how its people broke the Sabbath when their fish surfaced for them only on that day, never on weekdays- We tested them in this way: because of their disobedience-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Ask them (O Muhammad) of the township that was by the sea, how they did break the Sabbath, how their big fish came unto them visibly upon their Sabbath day and on a day when they did not keep Sabbath came they not unto them. Thus did We try them for that they were evil-livers.

M. Pickthallpublic-domain

And ask them about the town that was by the sea - when they transgressed in [the matter of] the sabbath - when their fish came to them openly on their sabbath day, and the day they had no sabbath they did not come to them. Thus did We give them trial because they were defiantly disobedient.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واسأل -أيها الرسول- هؤلاء اليهود عن خبر أهل القرية التي كانت بقرب البحر، إذ يعتدي أهلها في يوم السبت على حرمات الله، حيث أمرهم أن يعظموا يوم السبت ولا يصيدوا فيه سمكًا، فابتلاهم الله وامتحنهم؛ فكانت حيتانهم تأتيهم يوم السبت كثيرة طافية على وجه البحر، وإذا ذهب يوم السبت تذهب الحيتان في البحر، ولا يرون منها شيئًا، فكانوا يحتالون على حبسها في يوم السبت في حفائر، ويصطادونها بعده. وكما وصفنا لكم من الاختبار والابتلاء، لإظهار السمك على ظهر الماء في اليوم المحرم عليهم صيده فيه، وإخفائه عليهم في اليوم المحلل لهم فيه صيده، كذلك نختبرهم بسبب فسقهم عن طاعة الله وخروجهم عنها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular