← Sure 8

8:32

وَإِذْ قَالُوا۟ ٱللَّهُمَّ إِن كَانَ هَـٰذَا هُوَ ٱلْحَقَّ مِنْ عِندِكَ فَأَمْطِرْ عَلَيْنَا حِجَارَةً مِّنَ ٱلسَّمَآءِ أَوِ ٱئْتِنَا بِعَذَابٍ أَلِيمٍ

Kelime kelime

وَإِذْ
ve hani
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِذْİsimzaman zarfı
قَالُوا۟
demişlerdi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهُمَّ
Allah'ım
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
مَّEdatnidâ، son ek
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
كَانَ
ise
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَٰذَا
bu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
هُوَ
(kişi)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلْحَقَّ
bir gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
مِنْ
senin yanından gelmiş
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
عِندِكَ
o sendendir
İsim
Kök: عند
Dilbilgisi (i'rab)
عِندِİsimmecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَأَمْطِرْ
yağdır
Fiil
Kök: مطر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
أَمْطِرْFiilemir، 2. tekil eril
عَلَيْنَا
başımıza
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
حِجَارَةً
taş
İsim
Kök: حجر
Dilbilgisi (i'rab)
حِجَارَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
gökten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّمَآءِ
göğün
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَآءِİsimdişil، mecrûr (genitif)
أَوِ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوِEdatatıf bağlacı
ٱئْتِنَا
bize getir
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱئْتِFiilemir، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
بِعَذَابٍ
bir azab
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
عَذَابٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَلِيمٍ
acıklı
İsim
Kök: ألم
Dilbilgisi (i'rab)
أَلِيمٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

"Allah'ımız! Eğer bu Kitap, gerçekten Senin katından ise bize gökten taş yağdır veya can yakıcı bir azab ver" demişlerdi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bir vakit de, "Ey Allah, eğer bu Senin katından gelmiş bir hak kitap ise, hiç durma üstümüze gökten taşlar yağdır veya bize daha acı bir azap ver" demişlerdi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani (o kâfirler) bir zaman da şöyle demişlerdi: “Ey Allah’ım! Bu (Kur’an) senin katından ise üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem verici bir azap getir!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Remember how they said: "O Allah if this is indeed the Truth from Thee, rain down on us a shower of stones form the sky, or send us a grievous penalty."

A. Yusuf Alipublic-domain

They also said, ‘God, if this really is the truth from You, then rain stones on us from the heavens, or send us some other painful punishment.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when they said: O Allah! If this be indeed the truth from Thee, then rain down stones on us or bring on us some painful doom!

M. Pickthallpublic-domain

And [remember] when they said, "O Allāh, if this should be the truth from You, then rain down upon us stones from the sky or bring us a painful punishment."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

واذكر -أيها الرسول- قول المشركين من قومك داعين الله: إن كان ما جاء به محمد هو الحق مِن عندك فأمطر علينا حجارة من السماء، أو ائتنا بعذاب شديد موجع.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?