← Sure 9

9:100

وَٱلسَّـٰبِقُونَ ٱلْأَوَّلُونَ مِنَ ٱلْمُهَـٰجِرِينَ وَٱلْأَنصَارِ وَٱلَّذِينَ ٱتَّبَعُوهُم بِإِحْسَـٰنٍ رَّضِىَ ٱللَّهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا۟ عَنْهُ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَنَّـٰتٍ تَجْرِى تَحْتَهَا ٱلْأَنْهَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيهَآ أَبَدًا ۚ ذَٰلِكَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ

Kelime kelime

وَٱلسَّٰبِقُونَ
öne geçenlerden
İsim
Kök: سبق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّٰبِقُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
ٱلْأَوَّلُونَ
ilk olanlar
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَوَّلُونَİsimeril çoğul، merfû (nominatif)، sıfat
مِنَ
Muhacirlerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمُهَٰجِرِينَ
hicret eden
İsim
Kök: هجر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُهَٰجِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلْأَنصَارِ
ve Ensardan
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَنصَارِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ٱتَّبَعُوهُم
ona tabi olan(lar)
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّبَعُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِإِحْسَٰنٍ
güzelce
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
إِحْسَٰنٍİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
رَّضِىَ
razı olmuştur
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
رَّضِىَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَنْهُمْ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَرَضُوا۟
onlar da razı olmuşlardır
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَضُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَنْهُ
O'ndan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَأَعَدَّ
ve hazırlamıştır
Fiil
Kök: عدد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَعَدَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
جَنَّٰتٍ
cennetler
İsim
Kök: جنن
Dilbilgisi (i'rab)
جَنَّٰتٍİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
تَجْرِى
akan
Fiil
Kök: جري
Dilbilgisi (i'rab)
تَجْرِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
تَحْتَهَا
altlarından
İsim
Kök: تحت
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْتَİsimmansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
ٱلْأَنْهَٰرُ
ırmaklar
İsim
Kök: نهر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَنْهَٰرُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
خَٰلِدِينَ
kalacakları
İsim
Kök: خلد
Dilbilgisi (i'rab)
خَٰلِدِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)
فِيهَآ
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
أَبَدًا
ebedi
İsim
Kök: أبد
Dilbilgisi (i'rab)
أَبَدًاİsimzaman zarfı، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
ذَٰلِكَ
işte budur
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ٱلْفَوْزُ
kurtuluş
İsim
Kök: فوز
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فَوْزُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْعَظِيمُ
büyük
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَظِيمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

İyilik yarışında önceliği kazanan Muhacirler ve Ensar ile, onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnuddurlar. Allah onlara, içinde temelli ve ebedi kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Muhacir ve Ensar'dan İslâm'a ilk önce girenlerin başta gelenleri ve iyi amellerle onların ardınca gidenler var ya, işte Allah onlardan razı oldu, onlar da Allah'dan razı oldular ve onlara, altlarında ırmaklar akan cennetler hazırladı ki, içlerinde ebedi kalacaklar. İşte büyük ve muhteşem kurtuluş budur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Müslüman olmada) öne geçen ilk muhacirler ve ensar ile onlara güzellikle uyanlar var ya, Allah kendilerinden razı olmuştur; onlar da O’ndan memnun olmuşlardır. (Allah) onlara, içinde ebedî kalacakları, alt taraflarında ırmaklar akan cennetler hazırlamış (olacak)tır. İşte bu, büyük kurtuluştur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The vanguard (of Islam)- the first of those who forsook (their homes) and of those who gave them aid, and (also) those who follow them in (all) good deeds,- well-pleased is Allah with them, as are they with Him: for them hath He prepared gardens under which rivers flow, to dwell therein for ever: that is the supreme felicity.

A. Yusuf Alipublic-domain

God will be well pleased with the first emigrants and helpersand those who followed them in good deeds, and they will be well pleased with Him: He has prepared Gardens graced with flowing streams for them, there to remain for ever. That is the supreme triumph.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And the first to lead the way, of the Muhajirin and the Ansar, and those who followed them in goodness - Allah is well pleased with them and they are well pleased with Him, and He hath made ready for them Gardens underneath which rivers flow, wherein they will abide for ever. That is the supreme triumph.

M. Pickthallpublic-domain

And the first forerunners [in the faith] among the Muhājireen and the Anṣār and those who followed them with good conduct - Allāh is pleased with them and they are pleased with Him, and He has prepared for them gardens beneath which rivers flow, wherein they will abide forever. That is the great attainment.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

والذين سبقوا الناس أولا إلى الإيمان بالله ورسوله من المهاجرين الذين هجروا قومهم وعشيرتهم وانتقلوا إلى دار الإسلام، والأنصار الذين نصروا رسول الله صلى الله عليه وسلم على أعدائه الكفار، والذين اتبعوهم بإحسان في الاعتقاد والأقوال والأعمال طلبًا لمرضاة الله سبحانه وتعالى، أولئك الذين رضي الله عنهم لطاعتهم الله ورسوله، ورضوا عنه لما أجزل لهم من الثواب على طاعتهم وإيمانهم، وأعدَّ لهم جنات تجري تحتها الأنهار خالدين فيها أبدًا، ذلك هو الفلاح العظيم. وفي هذه الآية تزكية للصحابة -رضي الله عنهم- وتعديل لهم، وثناء عليهم؛ ولهذا فإن توقيرهم من أصول الإيمان.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?