قال تعالى: خالدين فيها أبدا [النساء/ 122]. الأبد: عبارة عن مدة الزمان الممتد الذي لا يتجزأ كما يتجرأ الزمان، وذلك أنه يقال: زمان كذا، ولا يقال: أبد كذا. وكان حقه ألا يثنى ولا يجمع إذ لا يتصور حصول أبد آخر يضم إليه فيثنى به، لكن قيل: آباد، وذلك على حسب تخصيصه في بعض ما يتناوله، كتخصيص اسم الجنس في بعضه، ثم يثنى ويجمع، على أنه ذكر بعض الناس أن آبادا مولد وليس من كلام العرب العرباء. وقيل: أبد آبد وأبيد أي: دائم ، وذلك على التأكيد. وتأبد الشيء: بقي أبدا، ويعبر به عما يبقى مدة طويلة. والآبدة: البقرة الوحشية، والأوابد: الوحشيات، وتأبد البعير: توحش، فصار كالأوابد، وتأبد وجه فلان: توحش، وأبد كذلك، وقد فسر بغضب.
Exdore çevirisi — kaynağın parçası değildir
Allah şöyle buyurdu: "Orada ebedî olarak kalıcıdırlar" [4:122]. "el-Ebed": Zamanın parçalandığı gibi parçalanmayan, uzayıp giden zaman süresinden ibarettir. Nitekim "şu kadar zaman" denir, fakat "şu kadar ebed" denmez. Aslında onun ikili (tesniye) ve çoğul yapılmaması gerekirdi; çünkü kendisine eklenip de onunla ikili yapılabilecek başka bir ebedin bulunması tasavvur edilemez. Ne var ki "âbâd" denilmiştir. Bu da, cins isminin bir kısmına tahsis edilmesi gibi, ebedin kapsadığı şeylerin bir kısmına tahsis edilmesine göredir; (tahsis edildikten) sonra ikili ve çoğul yapılır. Kaldı ki bazı kimseler "âbâd"ın sonradan türetilmiş (müvelled) olduğunu ve saf/hâlis Arapların diline ait olmadığını söylemiştir. Denildi ki: "Ebedün âbid" ve "ebîd", yani: sürekli. Bu da pekiştirme (te'kîd) yoluyladır. "Teebbede'ş-şey'": Şey ebediyen kaldı. Bununla, uzun süre kalan şey de ifade edilir. "el-Âbide": Yaban ineği. "el-Evâbid": Yabani hayvanlar. "Teebbede'l-baîr": Deve yabanileşti ve evâbid gibi oldu. "Teebbede vechü fülânin": Fülânın yüzü vahşileşti. "Ebide" de böyledir; bu, öfke (gazap) ile de açıklanmıştır.
Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân · OpenITI (CC BY-NC-SA 4.0)