← Sure 9

9:8

كَيْفَ وَإِن يَظْهَرُوا۟ عَلَيْكُمْ لَا يَرْقُبُوا۟ فِيكُمْ إِلًّا وَلَا ذِمَّةً ۚ يُرْضُونَكُم بِأَفْوَٰهِهِمْ وَتَأْبَىٰ قُلُوبُهُمْ وَأَكْثَرُهُمْ فَـٰسِقُونَ

Kelime kelime

كَيْفَ
nasıl?
İsim
Kök: كيف
Dilbilgisi (i'rab)
كَيْفَİsimsoru
وَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
إِنEdatşart
يَظْهَرُوا۟
onlar galib gelselerdi
Fiil
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
يَظْهَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
لَا
ne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَرْقُبُوا۟
gözetirlerdi
Fiil
Kök: رقب
Dilbilgisi (i'rab)
يَرْقُبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيكُمْ
sizin hakkınızda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلًّا
bir yakınlık
İsim
Kök: ألل
Dilbilgisi (i'rab)
إِلًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَلَا
ne de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
ذِمَّةً
bir andlaşma
İsim
Kök: ذمم
Dilbilgisi (i'rab)
ذِمَّةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يُرْضُونَكُم
sizi razı ederler
Fiil
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
يُرْضُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِأَفْوَٰهِهِمْ
ağızlarıyla
İsim
Kök: فوه
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَفْوَٰهِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَتَأْبَىٰ
fakat (sizi) istemez
Fiil
Kök: أبي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَأْبَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
قُلُوبُهُمْ
kalbleri
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأَكْثَرُهُمْ
ve çokları da
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَكْثَرُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَٰسِقُونَ
yoldan çıkmışlardır
İsim
Kök: فسق
Dilbilgisi (i'rab)
فَٰسِقُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Nasıl olabilir ki, size üstün gelselerdi ne bir yakınlık, ne de bir ahd gözetirlerdi. Kalpleriyle istemezlerken sizi ağızlarıyla hoşnut etmeye uğraşırlar; çokları fasıktırlar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlarla nasıl sözleşme olabilir ki, sizin aleyhinize ellerine bir fırsat geçse, hakkınızda ne bir antlaşma gözetirler, ne de bir yemin. Dil ucuyla sizi hoşnud etmeye çalışırlar, fakat kalbleri o kadarına da razı olmaz. Zaten onların çoğu fasıktırlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Nasıl (onların bir sözü) olabilir ki! Onlar size galip gelselerdi, sizin hakkınızda söz de antlaşma da gözetmezlerdi. Onlar ağızlarıyla sizi razı ediyorlar; (oysa) kalpleri yüz çeviriyor. Onların çoğu yoldan çıkmışlardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

How (can there be such a league), seeing that if they get an advantage over you, they respect not in you the ties either of kinship or of covenant? With (fair words from) their mouths they entice you, but their hearts are averse from you; and most of them are rebellious and wicked.

A. Yusuf Alipublic-domain

[How,] when, if they were to get the upper hand over you, they would not respect any tie with you, of kinship or of treaty? They please you with their tongues, but their hearts are against you and most of them are lawbreakers.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

How (can there be any treaty for the others) when, if they have the upper hand of you, they regard not pact nor honour in respect of you? They satisfy you with their mouths the while their hearts refuse. And most of them are wrongdoers.

M. Pickthallpublic-domain

How [can there be a treaty] while, if they gain dominance over you, they do not observe concerning you any pact of kinship or covenant of protection? They satisfy you with their mouths, but their hearts refuse [compliance], and most of them are defiantly disobedient.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن شأن المشركين أن يلتزموا بالعهود ما دامت الغلبة لغيرهم، أما إذا شعروا بالقوة على المؤمنين فإنهم لا يراعون القرابة ولا العهد، فلا يغرنكم منهم ما يعاملونكم به وقت الخوف منكم، فإنهم يقولون لكم كلامًا بألسنتهم؛ لترضوا عنهم، ولكن قلوبهم تأبى ذلك، وأكثرهم متمردون على الإسلام ناقضون للعهد.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?