← Surah 3

3:166

وَمَآ أَصَـٰبَكُمْ يَوْمَ ٱلْتَقَى ٱلْجَمْعَانِ فَبِإِذْنِ ٱللَّهِ وَلِيَعْلَمَ ٱلْمُؤْمِنِينَ

Word by word

وَمَآ
And what
Preposition
Grammar (i'rab)
وَPrepositionresumption، prefix
مَآNounrelative
أَصَٰبَكُمْ
struck you
Verb
Root: صوب
Grammar (i'rab)
أَصَٰبَVerbperfect، 3rd masc. sing.
كُمْNounpronoun، suffix، 2nd masc. plur.
يَوْمَ
(on the) day
Noun
Root: يوم
Grammar (i'rab)
يَوْمَNountime adverb، masculine، accusative
ٱلْتَقَى
(when) met
Verb
Root: لقي
Grammar (i'rab)
ٱلْتَقَىVerbperfect، 3rd masc. sing.
ٱلْجَمْعَانِ
the two hosts
Noun
Root: جمع
Grammar (i'rab)
ٱلْPrepositiondefinite، prefix
جَمْعَانِNounmasc. dual، nominative
فَبِإِذْنِ
(was) by (the) permission
Noun
Root: أذن
Grammar (i'rab)
فَPrepositionsupplemental، prefix
بِPrepositionpreposition، prefix
إِذْنِNounmasculine، genitive
ٱللَّهِ
(of) Allah
Noun
Root: أله
Grammar (i'rab)
ٱللَّهِNounproper noun، genitive
وَلِيَعْلَمَ
and that He (might) make evident
Verb
Root: علم
Grammar (i'rab)
وَPrepositionresumption، prefix
لِPrepositionpurpose، prefix
يَعْلَمَVerbimperfect، 3rd masc. sing.
ٱلْمُؤْمِنِينَ
the believers
Noun
Root: أمن
Grammar (i'rab)
ٱلْPrepositiondefinite، prefix
مُؤْمِنِينَNounactive participle، masc. plur.، accusative

Translation

EN

What ye suffered on the day the two armies Met, was with the leave of Allah, in order that He might test the believers,-

A. Yusuf Alipublic-domain

what befell you on the day the two armies met in battle happened with God’s permission and in order for Him to see who were the true believers and who were the hypocrites who,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

That which befell you, on the day when the two armies met, was by permission of Allah; that He might know the true believers;

M. Pickthallpublic-domain

And what struck you on the day the two armies met [at Uḥud] was by permission of Allāh that He might make evident the [true] believers

Saheeh Internationalall-rights-reserved

TR

İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen, Allah'ın izniyledir. Bu, inananları da, münafıklık edenleri de belirtmesi içindir. Münafıklık edenlere: "gelin, Allah yolunda savaşın, veya hiç olmazsa savunmada bulunun" dendiği zaman: "Eğer savaşmayı bilseydik, ardınızdan gelirdik" dediler. O gün, onlar imandan çok inkara yakındılar. Kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlar. Allah gizlediklerini onlardan iyi bilir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İki topluluğun karşılaştığı günde başınıza gelen musibet de Allah'ın izniyledir. Bu da müminleri belirlemesi ve hem de münafıklık yapanları ayırt etmesi içindir. Ve onlara: "Geliniz, Allah yolunda savaşınız veya (hiç olmazsa) savunmaya geçiniz." denilmişti. Onlar ise: "Biz savaşmasını (veya savaş olacağını) bilseydik arkanızdan gelirdik." demişlerdi. Onlar, o gün, imandan çok küfre yakındılar. kalblerinde olmayanı ağızlarıyla söylüyorlardı. Allah neyi gizlediklerini daha iyi bilendir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Uhud’da) iki ordu karşılaştığı gün başınıza gelenler ancak Allah’ın izniyle olmuştur ki bu da müminleri (diğerlerinden) ayırt etmesi ve münafıkları ortaya çıkarması içindi. Onlara (münafıklara) “Gelin, Allah yolunda çarpışın veya savunma yapın!” dendiği zaman, “Savaşmayı (savaşın olacağını) bilseydik elbette size uyardık.” demişlerdi. Onlar o gün imandan çok küfre yakındı. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. (Oysa) Allah onların içlerinde gizlediklerini çok iyi bilendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

AR

وما وقع بكم مِن جراح أو قتل في غزوة "أُحد" يوم التقى جَمْعُ المؤمنين وجمع المشركين فكان النصر للمؤمنين أولا ثم للمشركين ثانيًا، فذلك كله بقضاء الله وقدره، وليظهر ما علمه الله في الأزل؛ ليميز المؤمنين الصادقين منكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Where this verse appears