← Sure 19

19:8

قَالَ رَبِّ أَنَّىٰ يَكُونُ لِى غُلَـٰمٌ وَكَانَتِ ٱمْرَأَتِى عَاقِرًا وَقَدْ بَلَغْتُ مِنَ ٱلْكِبَرِ عِتِيًّا

Kelime kelime

قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبِّ
Rabbim
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، merfû (nominatif)
İsimzamir، son ek، 1. tekil
أَنَّىٰ
nasıl olur?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّىٰİsimsoru، mansûb (akuzatif)
يَكُونُ
benim
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
يَكُونُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لِى
bana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ىİsimzamir، 1. tekil
غُلَٰمٌ
oğlum
İsim
Kök: غلم
Dilbilgisi (i'rab)
غُلَٰمٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَكَانَتِ
ve
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
كَانَتِFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
ٱمْرَأَتِى
karım da
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْرَأَتِİsimdişil، merfû (nominatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
عَاقِرًا
kısırdır
İsim
Kök: عقر
Dilbilgisi (i'rab)
عَاقِرًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَقَدْ
ve gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
بَلَغْتُ
ben ulaştım
Fiil
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
بَلَغْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
مِنَ
ihtiyarlığın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْكِبَرِ
ihtiyarlık
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِبَرِİsimeril، mecrûr (genitif)
عِتِيًّا
son sınırına
İsim
Kök: عتو
Dilbilgisi (i'rab)
عِتِيًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Zekeriya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Zekeriyya: "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Zekeriya), “Rabbim! Hanımım kısır, ben de yaşlılığımın sonuna ulaşmışken nasıl benim bir oğlum olacak?” diye sormuştu.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

He said: "O my Lord! How shall I have a son, when my wife is barren and I have grown quite decrepit from old age?"

A. Yusuf Alipublic-domain

He said, ‘Lord, how can I have a son when my wife is barren, and I am old and frail?’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He said: My Lord! How can I have a son when my wife is barren and I have reached infirm old age?

M. Pickthallpublic-domain

He said, "My Lord, how will I have a boy when my wife has been barren and I have reached extreme old age?"

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال زكريا متعجبًا: ربِّ كيف يكون لي غلام، وكانت امرأتي عاقرًا لا تلد، وأنا قد بلغت النهاية في الكبر ورقة العظم؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?