← Sure 10

10:74

ثُمَّ بَعَثْنَا مِنۢ بَعْدِهِۦ رُسُلًا إِلَىٰ قَوْمِهِمْ فَجَآءُوهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ بِمَا كَذَّبُوا۟ بِهِۦ مِن قَبْلُ ۚ كَذَٰلِكَ نَطْبَعُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْمُعْتَدِينَ

Kelime kelime

ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
بَعَثْنَا
gönderdik
Fiil
Kök: بعث
Dilbilgisi (i'rab)
بَعَثْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِنۢ
onun ardından
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِهِۦ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
رُسُلًا
peygamberleri
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَىٰ
kavimlerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قَوْمِهِمْ
kavminin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَجَآءُوهُم
getirdiler
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَآءُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْبَيِّنَٰتِ
açık belgeler
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَيِّنَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
فَمَا
ancak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانُوا۟
onlar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِيُؤْمِنُوا۟
inanmadılar
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَا
şeylere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كَذَّبُوا۟
yalanladıkları
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
مِن
daha önce
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
كَذَٰلِكَ
işte böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
نَطْبَعُ
mühürleriz
Fiil
Kök: طبع
Dilbilgisi (i'rab)
نَطْبَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
عَلَىٰ
üzerini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِ
kalpleri
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلْمُعْتَدِينَ
aşırı gidenlerin
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُعْتَدِينَİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Sonra onun ardından milletlere peygamberler gönderdik, onlara belgeler getirdiler. Diğerlerinin daha önce yalan saymış olduklarına bunlar da inanmadılar. Aşırı gidenlerin kalblerini işte böylece mühürleriz.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sonra onun arkasından birçok peygamberleri kavimlerine gönderdik. Onlara açık mucizelerle geldiler. Fakat onlar bir defa yalan dediklerine sonuna kadar bir türlü inanmadılar. İşte biz, haddi aşanların kalblerini böyle mühürleriz.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sonra onun arkasından elçileri kendi toplumlarına göndermiştik. Onlara deliller getirmişlerdi. Fakat onlar daha önce yalanladıkları şeye inanacak değillerdi. İşte haddi aşanların kalplerini biz böyle mühürleriz.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Then after him We sent (many) messengers to their peoples: they brought them Clear Signs, but they would not believe what they had already rejected beforehand. Thus do We seal the hearts of the transgressors.

A. Yusuf Alipublic-domain

Then, after him, We sent messengers to their peoples bringing them clear signs. But they would not believe in anything they had already rejected: in this way We seal the hearts of those who are full of hostility.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then, after him, We sent messengers unto their folk, and they brought them clear proofs. But they were not ready to believe in that which they before denied. Thus print We on the hearts of the transgressors.

M. Pickthallpublic-domain

Then We sent after him messengers to their peoples, and they came to them with clear proofs. But they were not to believe in that which they had denied before. Thus We seal over the hearts of the transgressors.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ثم بعثنا من بعد نوح رسلا إلى أقوامهم (هودًا وصالحًا وإبراهيم ولوطًا وشعيبًا وغيرَهم) فجاء كل رسول قومه بالمعجزات الدالة على رسالته، وعلى صحة ما دعاهم إليه، فما كانوا ليصدِّقوا ويعملوا بما كذَّب به قوم نوح ومَن سبقهم من الأمم الخالية. وكما ختم الله على قلوب هؤلاء الأقوام فلم يؤمنوا، كذلك يختم على قلوب مَن شابههم ممن بعدهم من الذين تجاوزوا حدود الله، وخالفوا ما دعاهم إليه رسلهم من طاعته عقوبة لهم على معاصيهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?