← Sure 11

11:8

وَلَئِنْ أَخَّرْنَا عَنْهُمُ ٱلْعَذَابَ إِلَىٰٓ أُمَّةٍ مَّعْدُودَةٍ لَّيَقُولُنَّ مَا يَحْبِسُهُۥٓ ۗ أَلَا يَوْمَ يَأْتِيهِمْ لَيْسَ مَصْرُوفًا عَنْهُمْ وَحَاقَ بِهِم مَّا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ

Kelime kelime

وَلَئِنْ
ve şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
ئِنْEdatşart
أَخَّرْنَا
geciktirsek
Fiil
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
أَخَّرْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَنْهُمُ
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعَذَابَ
azabı
İsim
Kök: عذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عَذَابَİsimeril، mansûb (akuzatif)
إِلَىٰٓ
için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أُمَّةٍ
bir süre
İsim
Kök: أمم
Dilbilgisi (i'rab)
أُمَّةٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مَّعْدُودَةٍ
sayılı
İsim
Kök: عدد
Dilbilgisi (i'rab)
مَّعْدُودَةٍİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، dişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّيَقُولُنَّ
mutlaka derler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdattekit، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
نَّEdattekit، son ek
مَا
nedir?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يَحْبِسُهُۥٓ
onu alıkoyan
Fiil
Kök: حبس
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْبِسُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَلَا
haberiniz olsun ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَلَاEdatATT
يَوْمَ
gün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
يَوْمَİsimeril، mansûb (akuzatif)
يَأْتِيهِمْ
o geldiği
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَيْسَ
değildir
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
لَيْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَصْرُوفًا
geri çevrilecek
İsim
Kök: صرف
Dilbilgisi (i'rab)
مَصْرُوفًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَنْهُمْ
kendilerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَحَاقَ
ve kuşatır
Fiil
Kök: حيق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
حَاقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِهِم
onları
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِمİsimzamir، 3. çoğul eril
مَّا
şey
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
كَانُوا۟
oldukları
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِهِۦ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
يَسْتَهْزِءُونَ
alaya alıyor(lar)
Fiil
Kök: هزأ
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْتَهْزِءُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

And olsun ki, onların azabını sayılı bir süreye kadar ertelesek, "Onu alıkoyan nedir?" derler. Bilin ki, onlara azab geldiği gün, artık geri çevrilmez; alaya aldıkları şey onları mahvedecektir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve eğer bunlardan bir kısmının göreceği azabı belli bir süreye kadar erteleyecek olursak, o zaman da "onu engelleyen nedir ki?" diyecekler. İyi bilin ki, o azap onlara geldiği gün kendilerinden geri çevrilecek değildir. Ve o alay ettikleri şey kendilerini kuşatmış olacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Onlardan azabı sayılı (belirli) bir süreye kadar ertelesek, mutlaka “Onu(n gelmesini) engelleyen nedir?” derler. Dikkat edin! Kendilerine azap geldiği gün, (o azap) bir daha onlardan uzaklaştırılacak değildir. Alay etmekte oldukları şey, onları çepeçevre kuşatmış (olacak)tır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If We delay the penalty for them for a definite term, they are sure to say, "What keeps it back?" Ah! On the day it (actually) reaches them, nothing will turn it away from them, and they will be completely encircled by that which they used to mock at!

A. Yusuf Alipublic-domain

If We defer their punishment for a determined time, they are sure to say, ‘What is holding it back?’ But on the Day it comes upon them, nothing will divert it from them; what they mocked will be all around them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And if We delay for them the doom until a reckoned time, they will surely say: What withholdeth it? Verily on the day when it cometh unto them, it cannot be averted from them, and that which they derided will surround them.

M. Pickthallpublic-domain

And if We hold back from them the punishment for a limited time, they will surely say, "What detains it?" Unquestionably, on the Day it comes to them, it will not be averted from them, and they will be enveloped by what they used to ridicule.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولئن أخَّرنا عن هؤلاء المشركين العذاب إلى أجل معلوم فاستبطؤوه، ليقولُنَّ استهزاء وتكذيبًا: أي شيء يمنع هذا العذاب من الوقوع إن كان حقًا؟ ألا يوم يأتيهم ذلك العذاب لا يستطيع أن يصرفه عنهم صارف، ولا يدفعه دافع، وأحاط بهم من كل جانب عذاب ما كانوا يستهزئون به قبل وقوعه بهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution