← Sure 12

12:37

قَالَ لَا يَأْتِيكُمَا طَعَامٌ تُرْزَقَانِهِۦٓ إِلَّا نَبَّأْتُكُمَا بِتَأْوِيلِهِۦ قَبْلَ أَن يَأْتِيَكُمَا ۚ ذَٰلِكُمَا مِمَّا عَلَّمَنِى رَبِّىٓ ۚ إِنِّى تَرَكْتُ مِلَّةَ قَوْمٍ لَّا يُؤْمِنُونَ بِٱللَّهِ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ كَـٰفِرُونَ

Kelime kelime

قَالَ
(Yusuf) şöyle dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَا
size gelmez
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَأْتِيكُمَا
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمَاİsimzamir، son ek، 2. ikil
طَعَامٌ
bir yemek
İsim
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
طَعَامٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
تُرْزَقَانِهِۦٓ
rızık olarak verilen
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
تُرْزَقَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 2. ikil eril
انِİsimzamir، son ek، 2. ikil
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَّا
mutlaka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
نَبَّأْتُكُمَا
size haber vermiş olurum
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
نَبَّأْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
كُمَاİsimzamir، son ek، 2. ikil
بِتَأْوِيلِهِۦ
bunun yorumunu
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
تَأْوِيلِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَبْلَ
önceden
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلَİsimzaman zarfı، mansûb (akuzatif)
أَن
size gelmeden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَأْتِيَكُمَا
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كُمَاİsimzamir، son ek، 2. ikil
ذَٰلِكُمَا
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كُمَاEdatmuhâtab، son ek، D
مِمَّا
şeylerdendir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
عَلَّمَنِى
bana öğrettiği
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَّمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
رَبِّىٓ
Rabbimin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، merfû (nominatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
إِنِّى
şüphesiz ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
تَرَكْتُ
terk ettim
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَكْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
مِلَّةَ
dinini
İsim
Kök: ملل
Dilbilgisi (i'rab)
مِلَّةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
قَوْمٍ
bir kavmin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
لَّا
inanmıyorlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatolumsuzluk
يُؤْمِنُونَ
inanan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَهُم
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُمİsimzamir، 3. çoğul eril
بِٱلْءَاخِرَةِ
ahireti
İsim
Kök: أخر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
ءَاخِرَةِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
كَٰفِرُونَ
inkar ediyorlar
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَٰفِرُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Yusuf: "Rabbimin bana öğrettiği bilgi ile, daha yiyeceğiniz yemek gelmeden size onu yorumlarım. Doğrusu ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden, bir milletin dinini bırakmışımdır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yusuf dedi ki: "Size yiyecek olarak verilecek bir yemek gelmeden önce onun tabirini size bildiririm. Bu, Rabbimin bana öğrettiği ilimlerdendir. Çünkü ben Allah'a inanmayan ve ahireti inkâr eden bir kavmin dinini terkettim."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Yusuf ise onlara) şöyle demişti: “Size verilecek yemek gelmeden önce, onun (gördüğünüz rüyaların) yorumunu mutlaka size bildireceğim. Bu, Rabbimin bana öğrettiklerindendir. Şüphesiz ki ben Allah’a inanmayan bir kavmin milletinden (dininden) uzaklaştım. Onlar, ahireti inkâr edenlerin ta kendileridir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

He said: "Before any food comes (in due course) to feed either of you, I will surely reveal to you the truth and meaning of this ere it befall you: that is part of the (duty) which my Lord hath taught me. I have (I assure you) abandoned the ways of a people that believe not in Allah and that (even) deny the Hereafter.

A. Yusuf Alipublic-domain

He said, ‘I can tell you what this means before any meal arrives: this is part of what my Lord has taught me. I reject the faith of those who disbelieve in God and deny the life to come,

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He said: The food which ye are given (daily) shall not come unto you but I shall tell you the interpretation ere it cometh unto you. This is of that which my Lord hath taught me. Lo! I have forsaken the religion of folk who believe not in Allah and are disbelievers in the Hereafter.

M. Pickthallpublic-domain

He said, "You will not receive food that is provided to you except that I will inform you of its interpretation before it comes to you. That is from what my Lord has taught me. Indeed, I have left the religion of a people who do not believe in Allāh, and they, in the Hereafter, are disbelievers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال لهما يوسف: لا يأتيكما طعام ترزقانه في حال من الأحوال إلا أخبرتكما بتفسيره قبل أن يأتيكما، ذلكما التعبير الذي سأعبِّره لكما مما علَّمني ربي؛ إني آمنت به، وأخلصت له العبادة، وابتعدت عن دين قوم لا يؤمنون بالله، وهم بالبعث والحساب جاحدون.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?