← Sure 16

16:103

وَلَقَدْ نَعْلَمُ أَنَّهُمْ يَقُولُونَ إِنَّمَا يُعَلِّمُهُۥ بَشَرٌ ۗ لِّسَانُ ٱلَّذِى يُلْحِدُونَ إِلَيْهِ أَعْجَمِىٌّ وَهَـٰذَا لِسَانٌ عَرَبِىٌّ مُّبِينٌ

Kelime kelime

وَلَقَدْ
ve elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
نَعْلَمُ
biliyoruz
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
نَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
أَنَّهُمْ
onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَقُولُونَ
dediklerini
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّمَا
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
يُعَلِّمُهُۥ
ona öğretiyor
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يُعَلِّمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
بَشَرٌ
bir insan
İsim
Kök: بشر
Dilbilgisi (i'rab)
بَشَرٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لِّسَانُ
dili
İsim
Kök: لسن
Dilbilgisi (i'rab)
لِّسَانُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلَّذِى
şahsın
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
يُلْحِدُونَ
nisbet ettikleri
Fiil
Kök: لحد
Dilbilgisi (i'rab)
يُلْحِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَيْهِ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَعْجَمِىٌّ
a'cemi (yabancıdır)
İsim
Kök: عجم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْجَمِىٌّİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
وَهَٰذَا
bu ise
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هَٰEdatATT، ön ek
ذَاİsimism-i işaret، eril tekil
لِسَانٌ
bir dildir
İsim
Kök: لسن
Dilbilgisi (i'rab)
لِسَانٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَرَبِىٌّ
Arapça
İsim
Kök: عرب
Dilbilgisi (i'rab)
عَرَبِىٌّİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat
مُّبِينٌ
apaçık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبِينٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

And olsun ki: "Ona elbette bir insan öğretiyor" dediklerini biliyoruz. Kast ettikleri kimsenin dili yabancıdır, Kuran ise fasih Arapça'dır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Muhakkak biliyoruz ki kâfirler: "Kur'ân'ı Muhammed'e bir insan öğretiyor" diyorlar. Peygambere öğretiyor zannında bulundukları kimsenin dili yabancıdır. Bu Kur'ân ise apaçık bir Arapçadır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Yemin olsun ki biz onların “Onu (Kur’an’ı ona) ancak bir insan öğretiyor!” dediklerini biliyoruz. İtham ettikleri şahsın dili yabancıdır. (Oysa) bu (Kur’an), apaçık bir Arapça’dır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

We know indeed that they say, "It is a man that teaches him." The tongue of him they wickedly point to is notably foreign, while this is Arabic, pure and clear.

A. Yusuf Alipublic-domain

We know very well that they say, ‘It is a man who teaches him,’ but the language of the person they allude to is foreign, while this revelation is in clear Arabic.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We know well that they say: Only a man teacheth him. The speech of him at whom they falsely hint is outlandish, and this is clear Arabic speech.

M. Pickthallpublic-domain

And We certainly know that they say, "It is only a human being who teaches him [i.e., the Prophet (ﷺ)]." The tongue of the one they refer to is foreign, and this [recitation, i.e., Qur’ān] is [in] a clear Arabic language.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولقد نعلم أن المشركين يقولون: إن النبي يتلقى القرآن مِن بشر مِن بني آدم. كذبوا؛ فإن لسان الذي نسبوا إليه تعليم النبي صلى الله عليه وسلم أعجمي لا يُفصح، والقرآن عربي غاية في الوضوح والبيان.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution