← Sure 18

18:42

وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَـٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

Kelime kelime

وَأُحِيطَ
derken yok edildi
Fiil
Kök: حوط
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أُحِيطَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِثَمَرِهِۦ
ürünü
İsim
Kök: ثمر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ثَمَرِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَأَصْبَحَ
ve başladı
Fiil
Kök: صبح
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَصْبَحَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يُقَلِّبُ
oğuşturmağa
Fiil
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
يُقَلِّبُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كَفَّيْهِ
ellerini
İsim
Kök: كفف
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَّيْİsimeril ikil، merfû (nominatif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَآ
şeyler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
أَنفَقَ
harcadıkları
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفَقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فِيهَا
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَهِىَ
ve o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هِىَİsimzamir، 3. tekil dişil
خَاوِيَةٌ
yıkılmıştı
İsim
Kök: خوي
Dilbilgisi (i'rab)
خَاوِيَةٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
عُرُوشِهَا
çardakları
İsim
Kök: عرش
Dilbilgisi (i'rab)
عُرُوشِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَيَقُولُ
ve diyordu
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
يَٰلَيْتَنِى
ah keşke ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
لَيْتَEdatmansûb (akuzatif)
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
لَمْ
ortak koşmasaydım
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَمْEdatolumsuzluk
أُشْرِكْ
onların ortak koştukları
Fiil
Kök: شرك
Dilbilgisi (i'rab)
أُشْرِكْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
بِرَبِّىٓ
Rabbime
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَحَدًا
kimseyi
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
أَحَدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Nitekim, ürünleri yok edildi; bağın altüst olmuş çardakları karşısında, sarfettiği emeğe içi yanarak ellerini oğuşturup "Keşke Rabbime kimseyi ortak koşmasaydım" diyordu.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Derken serveti yok edildi. Bunun üzerine bağına yaptığı masraflara karşı ellerini oğuşturmaya başladı. Bağ, çardakları üzerine yıkılmış kalmıştı, "Ah Keşke Rabbime hiçbir şeyi ortak koşmasaydım" diyordu.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(O şımarık kişinin) serveti kuşatılmıştı (yok edilmişti). Böylece, çardakları üzerine yıkılmış hâlde (bahçesiyle ilgili) yaptığı harcamalar yüzünden ellerini ovuşturarak şöyle diyordu: “Ah, eyvah, keşke Rabbime kimseyi ortak koşmamış olsaydım!”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So his fruits (and enjoyment) were encompassed (with ruin), and he remained twisting and turning his hands over what he had spent on his property, which had (now) tumbled to pieces to its very foundations, and he could only say, "Woe is me! Would I had never ascribed partners to my Lord and Cherisher!"

A. Yusuf Alipublic-domain

And so it was: his fruit was completely destroyed, and there he was, wringing his hands over what he had invested in it, as it drooped on its trellises, and saying, ‘I wish I had not set up any partner to my Lord.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And his fruit was beset (with destruction). Then began he to wring his hands for all that he had spent upon it, when (now) it was all ruined on its trellises, and to say: Would that I had ascribed no partner to my Lord!

M. Pickthallpublic-domain

And his fruits were encompassed [by ruin], so he began to turn his hands about [in dismay] over what he had spent on it, while it had collapsed upon its trellises, and said, "Oh, I wish I had not associated with my Lord anyone."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وتحَقَّقَ ما قاله المؤمن، ووقع الدمار بالحديقة، فهلك كل ما فيها، فصار الكافر يُقَلِّب كفيه حسرةً وندامة على ما أنفق فيها، وهي خاوية قد سقط بعضها على بعض، ويقول: يا ليتني عرفت نِعَمَ الله وقدرته فلم أشرك به أحدًا. وهذا ندم منه حين لا ينفعه الندم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?