← Sure 21

21:90

فَٱسْتَجَبْنَا لَهُۥ وَوَهَبْنَا لَهُۥ يَحْيَىٰ وَأَصْلَحْنَا لَهُۥ زَوْجَهُۥٓ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ يُسَـٰرِعُونَ فِى ٱلْخَيْرَٰتِ وَيَدْعُونَنَا رَغَبًا وَرَهَبًا ۖ وَكَانُوا۟ لَنَا خَـٰشِعِينَ

Kelime kelime

فَٱسْتَجَبْنَا
kabul buyurduk
Fiil
Kök: جوب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱسْتَجَبْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُۥ
onu(n du'asını)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
وَوَهَبْنَا
ve armağan ettik
Fiil
Kök: وهب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
وَهَبْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُۥ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
يَحْيَىٰ
Yahya'yı
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْيَىٰİsimözel isim، merfû (nominatif)
وَأَصْلَحْنَا
ve ıslah ettik
Fiil
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَصْلَحْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُۥ
kendisi için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
زَوْجَهُۥٓ
eşini
İsim
Kök: زوج
Dilbilgisi (i'rab)
زَوْجَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِنَّهُمْ
gerçekten onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَانُوا۟
idiler
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يُسَٰرِعُونَ
koşuyor(lar)
Fiil
Kök: سرع
Dilbilgisi (i'rab)
يُسَٰرِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
hayır (işlere)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْخَيْرَٰتِ
hayır işlerine
İsim
Kök: خير
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خَيْرَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَيَدْعُونَنَا
ve bize du'a ederlerdi
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَدْعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
رَغَبًا
umarak
İsim
Kök: رغب
Dilbilgisi (i'rab)
رَغَبًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَرَهَبًا
ve korkarak
İsim
Kök: رهب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَهَبًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَكَانُوا۟
ve idiler
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَنَا
bize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
خَٰشِعِينَ
derin bir saygı içinde
İsim
Kök: خشع
Dilbilgisi (i'rab)
خَٰشِعِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Biz de ona icabet ederek, Yahya'yı bahşetmiş, eşini de doğum yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak Bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Biz de duasını kabul ile icabet ettik de kendisine Yahya'yı ihsan ettik. Ve eşini (doğum yapmaya) elverişli hale getirdik. Doğrusu onlar iyiliklerde yarışıyorlar, umarak ve korkarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı derin saygı duyuyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Biz onun da duasına cevap vermiş ve ona Yahya’yı bağışlamıştık; eşini de kendisi için (çocuk doğurmaya) elverişli kılmıştık. Onlar hayır işlerinde koşuşur, (merhametimizi) umarak ve (azabımızdan) korkarak bize yalvarırlardı. Onlar, bize saygı içindeydiler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So We listened to him: and We granted him Yahya: We cured his wife's (Barrenness) for him. These (three) were ever quick in emulation in good works; they used to call on Us with love and reverence, and humble themselves before Us.

A. Yusuf Alipublic-domain

We answered him––We gave him John, and cured his wife of barrenness- they were always keen to do good deeds. They called upon Us out of longing and awe, and humbled themselves before Us.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then We heard his prayer, and bestowed upon him John, and adjusted his wife (to bear a child) for him. Lo! they used to vie one with the other in good deeds, and they cried unto Us in longing and in fear, and were submissive unto Us.

M. Pickthallpublic-domain

So We responded to him, and We gave to him John, and amended for him his wife. Indeed, they used to hasten to good deeds and supplicate Us in hope and fear, and they were to Us humbly submissive.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فاستجبنا له دعاءه ووهبنا له على الكبر ابنه يحيى، وجعلنا زوجته صالحة في أخلاقها وصالحة للحمل والولادة بعد أن كانت عاقرًا، إنهم كانوا يبادرون إلى كل خير، ويدعوننا راغبين فيما عندنا، خائفين من عقوبتنا، وكانوا لنا خاضعين متواضعين.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?