← Sure 23

23:27

فَأَوْحَيْنَآ إِلَيْهِ أَنِ ٱصْنَعِ ٱلْفُلْكَ بِأَعْيُنِنَا وَوَحْيِنَا فَإِذَا جَآءَ أَمْرُنَا وَفَارَ ٱلتَّنُّورُ ۙ فَٱسْلُكْ فِيهَا مِن كُلٍّ زَوْجَيْنِ ٱثْنَيْنِ وَأَهْلَكَ إِلَّا مَن سَبَقَ عَلَيْهِ ٱلْقَوْلُ مِنْهُمْ ۖ وَلَا تُخَـٰطِبْنِى فِى ٱلَّذِينَ ظَلَمُوٓا۟ ۖ إِنَّهُم مُّغْرَقُونَ

Kelime kelime

فَأَوْحَيْنَآ
biz de vahyettik
Fiil
Kök: وحي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَوْحَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَيْهِ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَنِ
ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنِEdatINT
ٱصْنَعِ
yap
Fiil
Kök: صنع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱصْنَعِFiilemir، 2. tekil eril
ٱلْفُلْكَ
gemiyi
İsim
Kök: فلك
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
فُلْكَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بِأَعْيُنِنَا
gözlerimizin önünde
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَعْيُنِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَوَحْيِنَا
ve vahyimizle
İsim
Kök: وحي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
وَحْيِİsimeril، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَإِذَا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
جَآءَ
gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَمْرُنَا
bizim buyruğumuz
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرُİsimeril، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَفَارَ
ve kaynayınca
Fiil
Kök: فور
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
فَارَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلتَّنُّورُ
tandır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
تَّنُّورُİsimeril، merfû (nominatif)
فَٱسْلُكْ
sok (bindir)
Fiil
Kök: سلك
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱسْلُكْFiilemir، 2. tekil eril
فِيهَا
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
مِن
her (cins)ten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُلٍّ
hepsinden
İsim
Kök: كلل
Dilbilgisi (i'rab)
كُلٍّİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
زَوْجَيْنِ
çift
İsim
Kök: زوج
Dilbilgisi (i'rab)
زَوْجَيْنِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
ٱثْنَيْنِ
iki
İsim
Kök: ثني
Dilbilgisi (i'rab)
ٱثْنَيْنِİsimeril ikil، merfû (nominatif)
وَأَهْلَكَ
ve aileni
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَهْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِلَّا
hariç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
مَن
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
سَبَقَ
geçmiş
Fiil
Kök: سبق
Dilbilgisi (i'rab)
سَبَقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِ
alehylerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْقَوْلُ
söz
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْلُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
مِنْهُمْ
onlar içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَلَا
ve
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
تُخَٰطِبْنِى
bana yalvarma
Fiil
Kök: خطب
Dilbilgisi (i'rab)
تُخَٰطِبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
فِى
hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ظَلَمُوٓا۟
zulmeden(ler)
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِنَّهُم
onlar mutlaka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُّغْرَقُونَ
boğulacaklardır
İsim
Kök: غرق
Dilbilgisi (i'rab)
مُّغْرَقُونَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: Bizim nezaretimiz altında ve vahyimizle gemiyi yap. Bizim emrimiz gelip de tandır kaynayınca, her cinsten eşler halinde iki tane ve bir de içlerinden, daha önce kendisi aleyhinde hüküm verilmiş olanların dışındaki aileni gemiye al. Zulmetmiş olanlar konusunda bana hiç yalvarma! Zira onlar kesinlikle boğulacaklardır!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ona şöyle vahyetmiştik: “Gözlerimizin önünde ve vahyettiğimiz şekilde gemiyi yap! Emrimiz gelip de tandır kaynayınca her tür (canlı)dan iki çift ile –içlerinden (boğulacağına dair) aleyhinde söz geçen(ler) dışında- aileni ona (gemiye) bindir! Haksızlık edenler hakkında bana (herhangi bir şey) söyleme! Şüphesiz ki onlar boğulacaklardır.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

So We inspired him (with this message): "Construct the Ark within Our sight and under Our guidance: then when comes Our Command, and the fountains of the earth gush forth, take thou on board pairs of every species, male and female, and thy family- except those of them against whom the Word has already gone forth: And address Me not in favour of the wrong-doers; for they shall be drowned (in the Flood).

A. Yusuf Alipublic-domain

and so We revealed to him: ‘Build the Ark under Our watchful eye and according to Our revelation. When Our command comes and water gushes up out of the earth,take pairs of every species on board, and your family, except for those on whom the sentence has already been passed- do not plead with me for the evildoers: they will be drowned-

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then We inspired in him, saying: Make the ship under Our eyes and Our inspiration. Then, when Our command cometh and the oven gusheth water, introduce therein of every (kind) two spouses, and thy household save him thereof against whom the Word hath already gone forth. And plead not with Me on behalf of those who have done wrong. Lo! they will be drowned.

M. Pickthallpublic-domain

So We inspired to him, "Construct the ship under Our observation and Our inspiration, and when Our command comes and the oven overflows, put into it [i.e., the ship] from each [creature] two mates and your family, except him for whom the decree [of destruction] has proceeded. And do not address Me concerning those who have wronged; indeed, they are to be drowned.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فأوحينا إليه أن اصنع السفينة بمرأى منا وبأمرنا لك ومعونتنا، وأنت في حفظنا وكلاءتنا، فإذا جاء أمرنا بعذاب قومك بالغرق، وبدأ الطوفان، فنبع الماء بقوة من التنور -وهو المكان الذي يخبز فيه- علامة على مجيء العذاب، فأدخِلْ في السفينة من كل الأحياء ذكرًا وأنثى؛ ليبقى النسل، وأدخل أهلك إلا مَنِ استحق العذاب لكفره كزوجتك وابنك، ولا تسألني نجاة قومك الظالمين، فإنهم مغرقون لا محالة. وفي هذه الآية إثبات صفة العين لله سبحانه بما يليق به تعالى دون تشبيه ولا تكييف.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?