← Sure 27

27:12

وَأَدْخِلْ يَدَكَ فِى جَيْبِكَ تَخْرُجْ بَيْضَآءَ مِنْ غَيْرِ سُوٓءٍ ۖ فِى تِسْعِ ءَايَـٰتٍ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ وَقَوْمِهِۦٓ ۚ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ قَوْمًا فَـٰسِقِينَ

Kelime kelime

وَأَدْخِلْ
ve sok
Fiil
Kök: دخل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَدْخِلْFiilemir، 2. tekil eril
يَدَكَ
elini
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَدَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فِى
koynuna
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
جَيْبِكَ
(göğüs) yırtmaçlarının
İsim
Kök: جيب
Dilbilgisi (i'rab)
جَيْبِİsimeril، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
تَخْرُجْ
çıksın
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
تَخْرُجْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
بَيْضَآءَ
bembeyaz
İsim
Kök: بيض
Dilbilgisi (i'rab)
بَيْضَآءَİsimdişil tekil، mansûb (akuzatif)
مِنْ
olmaksızın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
غَيْرِ
olmayan
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
سُوٓءٍ
kusur
İsim
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سُوٓءٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فِى
içinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
تِسْعِ
dokuz
İsim
Kök: تسع
Dilbilgisi (i'rab)
تِسْعِİsimeril، mecrûr (genitif)
ءَايَٰتٍ
mu'cize
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَايَٰتٍİsimdişil çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
إِلَىٰ
Fir'avn'a (git)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
فِرْعَوْنَ
Fir'avn
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
فِرْعَوْنَİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
وَقَوْمِهِۦٓ
ve onun kavmine
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَانُوا۟
oldular
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَوْمًا
bir kavim
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْمًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَٰسِقِينَ
fasık
İsim
Kök: فسق
Dilbilgisi (i'rab)
فَٰسِقِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

"Değneğini at!" Musa, değneğinin yılan gibi hareketler yaptığını görünce, arkasına bakmadan dönüp kaçtı. "Ey Musa! Korkma; Benim katımda peygamberler korkmaz; yalnız haksızlık eden bunun dışındadır. Kötü hali iyiliğe çeviren kimse bilsin ki Ben şüphesiz bağışlarım, merhamet ederim. Elini koynuna sok, Firavun ve milletine gönderilen dokuz mucizeden biri olarak kusursuz, bembeyaz çıksın. Gerçekten onlar yoldan çıkmış bir millettir."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

"Elini koynuna sok; kusursuz bembeyaz çıkacaktır. Dokuz mucize ile Firavun ve kavmine (git), çünkü onlar yoldan çıkmış bir kavim olmuşlardır."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Elini koynuna sok ki kusursuz bembeyaz çıksın! (Sen de) dokuz delil (mucize) ile Firavun’a ve kavmine (git)! Çünkü onlar, yoldan çıkmış bir topluluk oldular.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

"Now put thy hand into thy bosom, and it will come forth white without stain (or harm): (these are) among the nine Signs (thou wilt take) to Pharaoh and his people: for they are a people rebellious in transgression."

A. Yusuf Alipublic-domain

Put your hand inside your cloak and it will come out white, but unharmed. These are among the nine signs that you will show Pharaoh and his people; they have really gone too far.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And put thy hand into the bosom of thy robe, it will come forth white but unhurt. (This will be one) among nine tokens unto Pharaoh and his people Lo! they were ever evil-living folk.

M. Pickthallpublic-domain

And put your hand into the opening of your garment [at the breast]; it will come out white without disease. [These are] among the nine signs [you will take] to Pharaoh and his people. Indeed, they have been a people defiantly disobedient."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما جاء موسى النارَ ناداه الله وأخبره أن هذا مكانٌ قدَّسه الله وباركه فجعله موضعًا لتكليم موسى وإرساله، وأن الله بارك مَن في النار ومَن حولها مِنَ الملائكة، وتنزيهًا لله رب الخلائق عما لا يليق به. يا موسى إنه أنا الله المستحق للعبادة وحدي، العزيز الغالب في انتقامي من أعدائي، الحكيم في تدبير خلقي. وألق عصاك فألقاها فصارت حية، فلما رآها تتحرك في خفة تَحَرُّكَ الحية السريعة ولَّى هاربًا ولم يرجع إليها، فطمأنه الله بقوله: يا موسى لا تَخَفْ، إني لا يخاف لديَّ من أرسلتهم برسالتي، لكن مَن تجاوز الحدَّ بذنب، ثم تاب فبدَّل حُسْن التوبة بعد قبح الذنب، فإني غفور له رحيم به، فلا ييئس أحدٌ من رحمة الله ومغفرته. وأدخل يدك في جيبك تخرج بيضاء كالثلج من غير بَرَص في جملة تسع معجزات، وهي مع اليد: العصا، والسنون، ونقص الثمرات، والطوفان، والجراد، والقُمَّل، والضفادع، والدم؛ لتأييدك في رسالتك إلى فرعون وقومه، إنهم كانوا قومًا خارجين عن أمر الله كافرين به.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?