← Sure 27

27:32

قَالَتْ يَـٰٓأَيُّهَا ٱلْمَلَؤُا۟ أَفْتُونِى فِىٓ أَمْرِى مَا كُنتُ قَاطِعَةً أَمْرًا حَتَّىٰ تَشْهَدُونِ

Kelime kelime

قَالَتْ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
يَٰٓأَيُّهَا
ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلْمَلَؤُا۟
ileri gelenler
İsim
Kök: ملأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَلَؤُا۟İsimeril، merfû (nominatif)
أَفْتُونِى
bana bir fikir verin
Fiil
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَفْتُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نِىİsimzamir، son ek، 1. tekil
فِىٓ
(bu) işimde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَمْرِى
buyruğuma
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
مَا
ben olmam
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مَاEdatolumsuzluk
كُنتُ
ben isem
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
قَاطِعَةً
kesip atan
İsim
Kök: قطع
Dilbilgisi (i'rab)
قَاطِعَةًİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَمْرًا
hiçbir işi
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
حَتَّىٰ
sürece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
تَشْهَدُونِ
siz olmadığınız
Fiil
Kök: شهد
Dilbilgisi (i'rab)
تَشْهَدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نِİsimzamir، son ek، 1. tekil

Meal

TR

"Ey ileri gelenler! Vereceğim emir hakkında bana fikrinizi söyleyin; siz benim yanımda bulunmadıkça, bir iş hakkında kesin bir hüküm vermem" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Sonra Melike) dedi ki: "Beyler, ulular! Bu işimde bana bir fikir verin. (Bilirsiniz) siz yanımda olmadan hiçbir işi kestirip atmam."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Belkıs:) “Ey yöneticiler! Bu işimde bana bir fikir verin! Bana şahit oluncaya (çözüm üretinceye) kadar hiçbir işe kesin karar vermeyeceğim.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

She said: "Ye chiefs! advise me in (this) my affair: no affair have I decided except in your presence."

A. Yusuf Alipublic-domain

She said, ‘Counsellors, give me your counsel in the matter I now face: I only ever decide on matters in your presence.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

She said: O chieftains! Pronounce for me in my case. I decide no case till ye are present with me.

M. Pickthallpublic-domain

She said, "O eminent ones, advise me in my affair. I would not decide a matter until you witness [for] me."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قالت: يا أيها الأشراف أشيروا عليَّ في هذا الأمر، ما كنت لأفصل في أمر إلا بمحضركم ومشورتكم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular