← Sure 28

28:20

وَجَآءَ رَجُلٌ مِّنْ أَقْصَا ٱلْمَدِينَةِ يَسْعَىٰ قَالَ يَـٰمُوسَىٰٓ إِنَّ ٱلْمَلَأَ يَأْتَمِرُونَ بِكَ لِيَقْتُلُوكَ فَٱخْرُجْ إِنِّى لَكَ مِنَ ٱلنَّـٰصِحِينَ

Kelime kelime

وَجَآءَ
ve geldi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَجُلٌ
bir adam
İsim
Kök: رجل
Dilbilgisi (i'rab)
رَجُلٌİsimeril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مِّنْ
öbür ucundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
أَقْصَا
Aksa'ya
İsim
Kök: قصو
Dilbilgisi (i'rab)
أَقْصَاİsimeril tekil، mecrûr (genitif)
ٱلْمَدِينَةِ
şehrin
İsim
Kök: مدن
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَدِينَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
يَسْعَىٰ
koşarak
Fiil
Kök: سعي
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْعَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَٰمُوسَىٰٓ
ey Musa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
مُوسَىٰٓİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
إِنَّ
şüphesiz ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلْمَلَأَ
ileri gelenler
İsim
Kök: ملأ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَلَأَİsimeril، mansûb (akuzatif)
يَأْتَمِرُونَ
aralarında konuşuyorlar
Fiil
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
يَأْتَمِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِكَ
seni
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كَİsimzamir، 2. tekil eril
لِيَقْتُلُوكَ
seni öldürmek için
Fiil
Kök: قتل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَقْتُلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فَٱخْرُجْ
sen çık (git)
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱخْرُجْFiilemir، 2. tekil eril
إِنِّى
elbette ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
لَكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كَİsimzamir، 2. tekil eril
مِنَ
öğüt verenlerden(im)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّٰصِحِينَ
öğüt verenlerdenim
İsim
Kök: نصح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّٰصِحِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam geldi: "Ey Musa! İleri gelenler, seni öldürmek için aralarında görüşüyorlar. Hemen uzaklaş. Doğrusu ben sana öğüt veriyorum" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Şehrin öbür ucundan bir adam geldi ve dedi ki: "Ey Musa! İleri gelenler seni öldürmek için hakkında müzakere ediyorlar. Derhal (buradan) çık! İnan ki ben senin iyiliğini isteyenlerdenim."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şehrin ileri gelenlerinden bir adam koşarak gelmiş ve “Ey Musa! Şüphesiz ki yöneticiler (toplantı hâlinde) seni öldürmek için hakkında karar veriyorlar. Hemen (buradan) çık! Şüphesiz ki ben senin için samimi davrananlardanım!” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And there came a man, running, from the furthest end of the City. He said: "O Moses! the Chiefs are taking counsel together about thee, to slay thee: so get thee away, for I do give thee sincere advice."

A. Yusuf Alipublic-domain

Then a man came running from the furthest part of the city and said, ‘Moses, the authorities are talking about killing you, so leave- this is my sincere advice.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And a man came from the uttermost part of the city, running. He said: O Moses! Lo! the chiefs take counsel against thee to slay thee; therefor escape. Lo! I am of those who give thee good advice.

M. Pickthallpublic-domain

And a man came from the farthest end of the city, running. He said, "O Moses, indeed the eminent ones are conferring over you [intending] to kill you, so leave [the city]; indeed, I am to you of the sincere advisors."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وجاء رجل من آخر المدينة يسعى، قال يا موسى: إن أشراف قوم فرعون يتآمرون بقتلك، ويتشاورون، فاخرج من هذه المدينة، إني لك من الناصحين المشفقين عليك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution