← Sure 28

28:25

فَجَآءَتْهُ إِحْدَىٰهُمَا تَمْشِى عَلَى ٱسْتِحْيَآءٍ قَالَتْ إِنَّ أَبِى يَدْعُوكَ لِيَجْزِيَكَ أَجْرَ مَا سَقَيْتَ لَنَا ۚ فَلَمَّا جَآءَهُۥ وَقَصَّ عَلَيْهِ ٱلْقَصَصَ قَالَ لَا تَخَفْ ۖ نَجَوْتَ مِنَ ٱلْقَوْمِ ٱلظَّـٰلِمِينَ

Kelime kelime

فَجَآءَتْهُ
derken ona geldi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
جَآءَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِحْدَىٰهُمَا
o iki kızdan biri
İsim
Kök: أحد
Dilbilgisi (i'rab)
إِحْدَىٰİsimdişil، merfû (nominatif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
تَمْشِى
yürüyerek
Fiil
Kök: مشي
Dilbilgisi (i'rab)
تَمْشِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
عَلَى
utana utana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱسْتِحْيَآءٍ
utangaçlık
İsim
Kök: حيي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱسْتِحْيَآءٍİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
قَالَتْ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
إِنَّ
muhakkah
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
أَبِى
babam
İsim
Kök: أبو
Dilbilgisi (i'rab)
أَبِİsimeril tekil، merfû (nominatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
يَدْعُوكَ
seni çağırıyor
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
يَدْعُوFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لِيَجْزِيَكَ
ödemek için
Fiil
Kök: جزي
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَجْزِيَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
أَجْرَ
ücretini
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مَا
sulamanın
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
سَقَيْتَ
(bunların hepsi) sulanır
Fiil
Kök: سقي
Dilbilgisi (i'rab)
سَقَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَنَا
bizim için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
جَآءَهُۥ
(Musa) ona gelince
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَقَصَّ
ve anlatınca
Fiil
Kök: قصص
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَصَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهِ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱلْقَصَصَ
hikayeyi
İsim
Kök: قصص
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَصَصَİsimeril، mansûb (akuzatif)
قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَا
korkma
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَخَفْ
korkma
Fiil
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
تَخَفْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
نَجَوْتَ
kurtuldun
Fiil
Kök: نجو
Dilbilgisi (i'rab)
نَجَوْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِنَ
o kavimden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْقَوْمِ
kavmin
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلظَّٰلِمِينَ
zalim
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)، sıfat

Meal

TR

O sırada, kadınlardan biri utana utana yürüyüp ona geldi: "Babam sana sulama ücretini ödemek için seni çağırıyor" dedi. Musa ona gelince, başından geçeni anlattı. O: "Korkma, artık zalim milletten kurtuldun" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Derken, o iki kadından biri utana utana yürüyerek ona geldi. "Babam, dedi, bizim yerimize (hayvanları) sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor." Musa, ona (Hz. Şuayb'a) gelip başından geçeni anlatınca o, "korkma, o zalim kavimden kurtuldun"dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Bu esnada, iki kızdan biri edeple yürüyerek o (Musa)’nın yanına gelmiş (ve) “Babam, bizim için (hayvanları) sulamanın karşılığını ödemek için seni çağırıyor!” demişti. (Musa, kızın babası Şuayb’a) gelip (kendi başından geçen) olayları anlatınca, (Şuayb) “Korkma, o zalim toplumdan artık kurtuldun!” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Afterwards one of the (damsels) came (back) to him, walking bashfully. She said: "My father invites thee that he may reward thee for having watered (our flocks) for us." So when he came to him and narrated the story, he said: "Fear thou not: (well) hast thou escaped from unjust people."

A. Yusuf Alipublic-domain

and then one of the two women approached him, walking shyly, and said, ‘My father is asking for you: he wants to reward you for watering our flocks for us.’ When Moses came to him and told him his story, the old man said, ‘Do not be afraid, you are safe now from people who do wrong.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Then there came unto him one of the two women, walking shyly. She said: Lo! my father biddeth thee, that he may reward thee with a payment for that thou didst water (the flock) for us. Then, when he came unto him and told him the (whole) story, he said: Fear not! Thou hast escaped from the wrongdoing folk.

M. Pickthallpublic-domain

Then one of the two women came to him walking with shyness. She said, "Indeed, my father invites you that he may reward you for having watered for us." So when he came to him and related to him the story, he said, "Fear not. You have escaped from the wrongdoing people."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فجاءت إحدى المرأتين اللتين سقى لهما تسير إليه في حياء، قالت: إن أبي يدعوك ليعطيك أجر ما سقيت لنا، فمضى موسى معها إلى أبيها، فلما جاء أباها وقصَّ عليه قصصه مع فرعون وقومه، قال له أبوها: لا تَخَفْ نجوت من القوم الظالمين، وهم فرعون وقومه؛ إذ لا سلطان لهم بأرضنا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?