← Sure 3

3:61

فَمَنْ حَآجَّكَ فِيهِ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَكَ مِنَ ٱلْعِلْمِ فَقُلْ تَعَالَوْا۟ نَدْعُ أَبْنَآءَنَا وَأَبْنَآءَكُمْ وَنِسَآءَنَا وَنِسَآءَكُمْ وَأَنفُسَنَا وَأَنفُسَكُمْ ثُمَّ نَبْتَهِلْ فَنَجْعَل لَّعْنَتَ ٱللَّهِ عَلَى ٱلْكَـٰذِبِينَ

Kelime kelime

فَمَنْ
kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنْİsimşart
حَآجَّكَ
seninle tartışmaya kalkarsa
Fiil
Kök: حجج
Dilbilgisi (i'rab)
حَآجَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
فِيهِ
oun hakkında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنۢ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
مَا
şeylerden
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
جَآءَكَ
sana gelen
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِنَ
ilimden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْعِلْمِ
ilim
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِلْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
فَقُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
تَعَالَوْا۟
gelin
Fiil
Kök: علو
Dilbilgisi (i'rab)
تَعَالَFiilemir، 2. çoğul eril
وْا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
نَدْعُ
çağıralım
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
نَدْعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
أَبْنَآءَنَا
oğullarımızı
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
أَبْنَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَأَبْنَآءَكُمْ
ve oğullarınızı
İsim
Kök: بني
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَبْنَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَنِسَآءَنَا
ve kadınlarımızı;
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نِسَآءَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَنِسَآءَكُمْ
ve kadınlarınızı
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نِسَآءَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَأَنفُسَنَا
ve kendimizi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَأَنفُسَكُمْ
ve kendinizi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنفُسَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
نَبْتَهِلْ
gönülden la'netle du'a edelim de
Fiil
Kök: بهل
Dilbilgisi (i'rab)
نَبْتَهِلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
فَنَجْعَل
atalım (kılalım)
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَجْعَلFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
لَّعْنَتَ
la'netini
İsim
Kök: لعن
Dilbilgisi (i'rab)
لَّعْنَتَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
عَلَى
üstüne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْكَٰذِبِينَ
yalancıların
İsim
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰذِبِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Sana ilim geldikten sonra, bu hususta seninle kim tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı, oğullarınızı, kadınlarımızı, kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra lanetleşelim de, Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim".

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sana (gerekli) bilgi geldikten sonra artık kim bu konuda seninle tartışacak olursa, de ki: "Gelin, oğullarımızı ve oğullarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendimizi ve kendinizi çağıralım, sonra da lanetleşelim; Allah'ın lanetinin yalancılara olmasını dileyelim".

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sana bilgi geldikten sonra seninle bu konuda tartışanlara de ki: “Gelin, biz ve siz, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı çağıralım; sonra da Allah’ın lanetinin yalancılar üzerine olması için gönülden lanetleşelim.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If any one disputes in this matter with thee, now after (full) knowledge Hath come to thee, say: "Come! let us gather together,- our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves: Then let us earnestly pray, and invoke the curse of Allah on those who lie!"

A. Yusuf Alipublic-domain

If anyone disputes this with you now that you have been given this knowledge, say, ‘Come, let us gather our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves, and let us pray earnestly and invoke God’s rejection on those of us who are lying.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And whoso disputeth with thee concerning him, after the knowledge which hath come unto thee, say (unto him): Come! We will summon our sons and your sons, and our women and your women, and ourselves and yourselves, then we will pray humbly (to our Lord) and (solemnly) invoke the curse of Allah upon those who lie.

M. Pickthallpublic-domain

Then whoever argues with you about it after [this] knowledge has come to you - say, "Come, let us call our sons and your sons, our women and your women, ourselves and yourselves, then supplicate earnestly [together] and invoke the curse of Allāh upon the liars [among us]."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فمَن جادلك -أيها الرسول- في المسيح عيسى ابن مريم من بعد ما جاءك من العلم في أمر عيسى عليه السلام، فقل لهم: تعالوا نُحْضِر أبناءنا وأبناءكم، ونساءنا ونساءكم، وأنفسنا وأنفسكم، ثم نتجه إلى الله بالدعاء أن يُنزل عقوبته ولعنته على الكاذبين في قولهم، المصرِّين على عنادهم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?