← Sure 32

32:16

تَتَجَافَىٰ جُنُوبُهُمْ عَنِ ٱلْمَضَاجِعِ يَدْعُونَ رَبَّهُمْ خَوْفًا وَطَمَعًا وَمِمَّا رَزَقْنَـٰهُمْ يُنفِقُونَ

Kelime kelime

تَتَجَافَىٰ
uzaklaşır
Fiil
Kök: جفو
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَجَافَىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
جُنُوبُهُمْ
yanları
İsim
Kök: جنب
Dilbilgisi (i'rab)
جُنُوبُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَنِ
yataklardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنِEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمَضَاجِعِ
yatakları
İsim
Kök: ضجع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَضَاجِعِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
يَدْعُونَ
du'a ederler
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
يَدْعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رَبَّهُمْ
Rablerine
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
خَوْفًا
korkarak
İsim
Kök: خوف
Dilbilgisi (i'rab)
خَوْفًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَطَمَعًا
ve umarak
İsim
Kök: طمع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
طَمَعًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَمِمَّا
ve şeylerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّاİsimism-i mevsûl
رَزَقْنَٰهُمْ
rızıklandırdığımız
Fiil
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رَزَقْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يُنفِقُونَ
hayır için harcarlar
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
يُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Ayetlerimize ancak, kendilerine hatırlatıldığı zaman secdeye kapananlar, büyüklük taslamayarak Rablerini överek yüceltenler, vücudlarını yataklardan uzak tutup korkarak ve umarak Rablerine yalvaranlar ve verdiğimiz rızıklardan sarfedenler inanır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onların yanları yataklardan uzaklaşır, korku ve ümid içinde Rablerine dua ederler ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan hayıra sarfederler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Rablerine korkuyla ve ümitle yalvararak vücutları yataklar(ın)dan uzak kalır; kendilerine verdiğimiz rızıktan (Allah yolunda) infak ederler (verirler).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Their limbs do forsake their beds of sleep, the while they call on their Lord, in Fear and Hope: and they spend (in charity) out of the sustenance which We have bestowed on them.

A. Yusuf Alipublic-domain

Their sides shun their beds in order to pray to their Lord in fear and hope; they give to others some of what We have given them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Who forsake their beds to cry unto their Lord in fear and hope, and spend of that We have bestowed on them.

M. Pickthallpublic-domain

Their sides part [i.e., they arise] from [their] beds; they supplicate their Lord in fear and aspiration, and from what We have provided them, they spend.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ترتفع جنوب هؤلاء الذين يؤمنون بآيات الله عن فراش النوم، يتهجدون لربهم في صلاة الليل، يدعون ربهم خوفًا من العذاب وطمعًا في الثواب، ومما رزقناهم ينفقون في طاعة الله وفي سبيله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?