← Sure 35

35:37

وَهُمْ يَصْطَرِخُونَ فِيهَا رَبَّنَآ أَخْرِجْنَا نَعْمَلْ صَـٰلِحًا غَيْرَ ٱلَّذِى كُنَّا نَعْمَلُ ۚ أَوَلَمْ نُعَمِّرْكُم مَّا يَتَذَكَّرُ فِيهِ مَن تَذَكَّرَ وَجَآءَكُمُ ٱلنَّذِيرُ ۖ فَذُوقُوا۟ فَمَا لِلظَّـٰلِمِينَ مِن نَّصِيرٍ

Kelime kelime

وَهُمْ
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
يَصْطَرِخُونَ
feryadederler
Fiil
Kök: صرخ
Dilbilgisi (i'rab)
يَصْطَرِخُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
رَبَّنَآ
Rabbimiz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَخْرِجْنَا
bizi çıkar
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْرِجْFiilemir، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
نَعْمَلْ
yapalım
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
نَعْمَلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
صَٰلِحًا
iyi işler
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰلِحًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
غَيْرَ
başka olarak
İsim
Kök: غير
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْرَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلَّذِى
olduğumuz
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
كُنَّا
biz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
نَعْمَلُ
yapmış
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
نَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
أَوَلَمْ
sizi yaşatmadık mı?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
وَEdatek bağlaç، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
نُعَمِّرْكُم
(o kadar) yaşaması
Fiil
Kök: عمر
Dilbilgisi (i'rab)
نُعَمِّرْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّا
öğüt alacağı kadar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
يَتَذَكَّرُ
öğüt alır
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَذَكَّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
فِيهِ
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مَن
kimsenin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنİsimism-i mevsûl
تَذَكَّرَ
öğüt alacak
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
تَذَكَّرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
وَجَآءَكُمُ
ve size geldi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمُİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلنَّذِيرُ
uyarıcı
İsim
Kök: نذر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّذِيرُİsimeril، merfû (nominatif)
فَذُوقُوا۟
öyle ise (azabı) tadın
Fiil
Kök: ذوق
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ذُوقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَمَا
artık yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
لِلظَّٰلِمِينَ
zalimlerin
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لEdatmarife (belirli)، ön ek
ظَّٰلِمِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)
مِن
hiçbir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
نَّصِيرٍ
yardımcısı
İsim
Kök: نصر
Dilbilgisi (i'rab)
نَّصِيرٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Orada; "Rabbimiz! Bizi çıkar; yaptığımızdan başka, yararlı iş işleyelim" diye bağrışırlar. O zaman onlara şöyle deriz: "Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mi? Size uyarıcı da gelmişti. Artık azabı tadınız, zalimlerin yardımcısı olmaz."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onlar, orada şöyle feryad ederler: "Ey Rabbimiz! Bizleri çıkar, yapageldiklerimizden başka salih bir amel yapalım." (Onlara): "Size düşünecek olanın düşüneceği kadar bir ömür vermedik mi? Hem size uyarıcı da gelmişti. O halde azabı tadın. Çünkü zalimleri kurtaracak yoktur." (denir).

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Oradakiler şöyle feryat edecekler: “Rabbimiz! Bizi (buradan) çıkar da (dünyada) yaptıklarımızın dışında iyi iş(ler) yapalım.” (Onlara şöyle denecektir:) “Size uyarıcı da geldiği hâlde (gerçeği) hatırlayabilecek kimsenin bunu başarabileceği kadar bir ömür vermedik mi? Şimdi tadın (azabı)!” Zalimlerin hiçbir yardımcısı yoktur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Therein will they cry aloud (for assistance): "Our Lord! Bring us out: we shall work righteousness, not the (deeds) we used to do!" - "Did We not give you long enough life so that he that would should receive admonition? and (moreover) the warner came to you. So taste ye (the fruits of your deeds): for the wrong-doers there is no helper."

A. Yusuf Alipublic-domain

They will cry out loud in Hell, ‘Lord, let us out, and we will do righteous deeds, not what we did before!’- ‘ Did We not give you a life long enough to take warning if you were going to? The warner came to you, now taste the punishment.’ The evildoers will have nobody to help them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And they cry for help there, (saying): Our Lord! Release us; we will do right, not (the wrong) that we used to do. Did not We grant you a life long enough for him who reflected to reflect therein? And the warner came unto you. Now taste (the flavour of your deeds), for evil-doers have no helper.

M. Pickthallpublic-domain

And they will cry out therein, "Our Lord, remove us; we will do righteousness - other than what we were doing!" But did We not grant you life enough for whoever would remember therein to remember, and the warner had come to you? So taste [the punishment], for there is not for the wrongdoers any helper.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وهؤلاء الكفار يَصْرُخون من شدة العذاب في نار جهنم مستغيثين: ربنا أخرجنا من نار جهنم، وردَّنا إلى الدنيا نعمل صالحًا غير الذي كنا نعمله في حياتنا الدنيا، فنؤمن بدل الكفر، فيقول لهم: أولم نُمْهلكم في الحياة قَدْرًا وافيًا من العُمُر، يتعظ فيه من اتعظ، وجاءكم النبي صلى الله عليه وسلم، ومع ذلك لم تتذكروا ولم تتعظوا؟ فذوقوا عذاب جهنم، فليس للكافرين من ناصر ينصرهم من عذاب الله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?