← Sure 38

38:24

قَالَ لَقَدْ ظَلَمَكَ بِسُؤَالِ نَعْجَتِكَ إِلَىٰ نِعَاجِهِۦ ۖ وَإِنَّ كَثِيرًا مِّنَ ٱلْخُلَطَآءِ لَيَبْغِى بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ وَعَمِلُوا۟ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَقَلِيلٌ مَّا هُمْ ۗ وَظَنَّ دَاوُۥدُ أَنَّمَا فَتَنَّـٰهُ فَٱسْتَغْفَرَ رَبَّهُۥ وَخَرَّ رَاكِعًا وَأَنَابَ ۩

Kelime kelime

قَالَ
(Davud) dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لَقَدْ
andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
ظَلَمَكَ
sana zulmetmiştir
Fiil
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
ظَلَمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
بِسُؤَالِ
istemekle
İsim
Kök: سأل
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
سُؤَالِİsimeril، mecrûr (genitif)
نَعْجَتِكَ
senin koyununu
İsim
Kök: نعج
Dilbilgisi (i'rab)
نَعْجَتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِلَىٰ
kendi koyunlarına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰEdatharf-i cer (edat)
نِعَاجِهِۦ
koyunu
İsim
Kök: نعج
Dilbilgisi (i'rab)
نِعَاجِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَإِنَّ
ve zaten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
كَثِيرًا
çoğu
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
كَثِيرًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
karıştıran(ortak)ların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْخُلَطَآءِ
ortaklar
İsim
Kök: خلط
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
خُلَطَآءِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
لَيَبْغِى
zulmederler
Fiil
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
يَبْغِىFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
بَعْضُهُمْ
biri
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضُİsimeril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
بَعْضٍ
diğeri
İsim
Kök: بعض
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْضٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
إِلَّا
yalnız bunun dışındadır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَعَمِلُوا۟
ve yapanlar
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَمِلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصَّٰلِحَٰتِ
iyi işler
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰلِحَٰتِİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَقَلِيلٌ
ve azdır
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَلِيلٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
مَّا
ne kadar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
وَظَنَّ
ve sandı
Fiil
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ظَنَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
دَاوُۥدُ
Davud
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
دَاوُۥدُİsimözel isim، merfû (nominatif)
أَنَّمَا
kendisini denediğimizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
فَتَنَّٰهُ
sınadık
Fiil
Kök: فتن
Dilbilgisi (i'rab)
فَتَFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَٱسْتَغْفَرَ
mağfiret diledi
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱسْتَغْفَرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَبَّهُۥ
Rabbinden
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَخَرَّ
ve kapandı
Fiil
Kök: خرر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
خَرَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
رَاكِعًا
eğilerek (secdeye)
İsim
Kök: ركع
Dilbilgisi (i'rab)
رَاكِعًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَأَنَابَ
ve (bize) döndü
Fiil
Kök: نوب
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَنَابَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril

Meal

TR

Davud: "And olsun ki, senin dişi koyununu kendi dişi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlıkta bulunmuştur. Doğrusu ortakçıların çoğu birbirlerinin haklarına tecavüz ederler. İnanıp yararlı iş işleyenler bunun dışındadır ki sayıları da ne kadar azdır!" demişti. Davud, Kendisini denediğimizi sanmıştı da, Rabbinden mağfiret dileyerek eğilip secdeye kapanmış, tevbe etmiş, Allah'a yönelmişti.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Davud dedi ki: "Doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına katmak istemesiyle sana zulmetmiştir. Gerçekten bir cemiyette yaşayanların çoğu mutlaka birbirlerine haksızlık ediyorlar. Ancak iman edip de salih amel işleyenler başka. Ama onlar da pek az." Davud, bizim kendisini imtihan ettiğimizi sanmıştı. Hemen Rabbinden mağfiret diledi, rüku ederek yere kapandı, tevbe ile Allah'a yöneldi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Davud şöyle demişti): “Şüphesiz ki (kardeşin) senin koyununu kendi koyunlarına katmak istemekle sana haksızlık etmiştir. Doğrusu iman edip iyi işler yapanlar hariç –ki böyleleri azdır– ortakların çoğu birbirlerine haksızlık ederler.” Davud kendisini denediğimizi anlamış, Rabbinden bağışlanma dileyerek eğilip boyun eğmiş ve (Allah’a) yönelmişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

(David) said: "He has undoubtedly wronged thee in demanding thy (single) ewe to be added to his (flock of) ewes: truly many are the partners (in business) who wrong each other: Not so do those who believe and work deeds of righteousness, and how few are they?"... and David gathered that We had tried him: he asked forgiveness of his Lord, fell down, bowing (in prostration), and turned (to Allah in repentance).

A. Yusuf Alipublic-domain

David said, ‘He has done you wrong by demanding to add your ewe to his flock. Many partners treat each other unfairly. Those who sincerely believe and do good deeds do not do this, but these are very few.’ [Then] David realized that We had been testing him, so he asked his Lord for forgiveness, fell down on his knees, and repented:

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

(David) said: He hath wronged thee in demanding thine ewe in addition to his ewes, and lo! many partners oppress one another, save such as believe and do good works, and they are few. And David guessed that We had tried him, and he sought forgiveness of his Lord, and he bowed himself and fell down prostrate and repented.

M. Pickthallpublic-domain

[David] said, "He has certainly wronged you in demanding your ewe [in addition] to his ewes. And indeed, many associates oppress one another, except for those who believe and do righteous deeds - and few are they." And David became certain that We had tried him, and he asked forgiveness of his Lord and fell down bowing [in prostration] and turned in repentance [to Allāh].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال داود: لقد ظلمك أخوك بسؤاله ضم نعجتك إلى نعاجه، وإن كثيرًا من الشركاء ليعتدي بعضهم على بعض، ويظلمه بأخذ حقه وعدم إنصافه مِن نفسه إلا المؤمنين الصالحين، فلا يبغي بعضهم على بعض، وهم قليل. وأيقن داود أننا فتنَّاه بهذه الخصومة، فاستغفر ربه، وسجد تقربًا لله، ورجع إليه وتاب.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?