← Sure 4

4:154

وَرَفَعْنَا فَوْقَهُمُ ٱلطُّورَ بِمِيثَـٰقِهِمْ وَقُلْنَا لَهُمُ ٱدْخُلُوا۟ ٱلْبَابَ سُجَّدًا وَقُلْنَا لَهُمْ لَا تَعْدُوا۟ فِى ٱلسَّبْتِ وَأَخَذْنَا مِنْهُم مِّيثَـٰقًا غَلِيظًا

Kelime kelime

وَرَفَعْنَا
ve kaldırdık
Fiil
Kök: رفع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
رَفَعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَوْقَهُمُ
üzerlerine
İsim
Kök: فوق
Dilbilgisi (i'rab)
فَوْقَİsimmekân zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلطُّورَ
Tur'u
İsim
Kök: طور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
طُّورَİsimeril، mansûb (akuzatif)
بِمِيثَٰقِهِمْ
söz vermeleri için
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مِيثَٰقِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَقُلْنَا
ve dedik
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُمُ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمُİsimzamir، 3. çoğul eril
ٱدْخُلُوا۟
girin
Fiil
Kök: دخل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱدْخُلُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱلْبَابَ
kapıdan
İsim
Kök: بوب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَابَİsimeril، mansûb (akuzatif)
سُجَّدًا
secde ederek
İsim
Kök: سجد
Dilbilgisi (i'rab)
سُجَّدًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَقُلْنَا
ve dedik
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَهُمْ
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
لَا
çiğnemeyin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَعْدُوا۟
onlar haddi aşıyorlardı
Fiil
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِى
cumartesi(yasakları)nı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّبْتِ
cumartesi
İsim
Kök: سبت
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّبْتِİsimeril، mecrûr (genitif)
وَأَخَذْنَا
ve aldık
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَخَذْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مِنْهُم
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِّيثَٰقًا
bir söz
İsim
Kök: وثق
Dilbilgisi (i'rab)
مِّيثَٰقًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
غَلِيظًا
sağlam
İsim
Kök: غلظ
Dilbilgisi (i'rab)
غَلِيظًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri aşırı gitmeyin" dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Söz vermeleri için Tur dağını üzerlerine kaldırdık. Onlara: "O kapıdan secde ederek girin" dedik. Yine onlara: "Cumartesi yasağını çiğnemeyin" dedik ve onlardan sağlam bir söz aldık.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Söz vermeleri (ve sözlerinde durmamaları) nedeniyle üzerlerine (Sînâ) Dağı’nı (âdeta) kaldırmıştık. (Başka bir sefer) onlara, “Baş eğerek kapıdan girin!” demiştik. (Bir başka zaman da) onlara, “Cumartesi günü sınırı aşmayın!”demiştik. Kendilerinden sağlam bir söz almıştık.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And for their covenant we raised over them (the towering height) of Mount (Sinai); and (on another occasion) we said: "Enter the gate with humility"; and (once again) we commanded them: "Transgress not in the matter of the sabbath." And we took from them a solemn covenant.

A. Yusuf Alipublic-domain

We made the mountain tower high above them at their pledge; We said to them, ‘Enter the gate humbly,’ and, ‘Do not break the Sabbath,’ and took a solemn pledge from them.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And We caused the Mount to tower above them at (the taking of) their covenant: and We bade them: Enter the gate, prostrate! and We bode them: Transgress not the Sabbath! and We took from them a firm covenant.

M. Pickthallpublic-domain

And We raised over them the mount for [refusal of] their covenant; and We said to them, "Enter the gate bowing humbly"; and We said to them, "Do not transgress on the sabbath"; and We took from them a solemn covenant.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ورفعنا فوق رؤوسهم جبل الطور حين امتنعوا عن الالتزام بالعهد المؤكد الذي أعطوه بالعمل بأحكام التوراة، وأمرناهم أن يدخلوا باب "بيت المقدس" سُجَّدًا، فدخلوا يزحفون على أستاههم، وأمرناهم ألا يَعْتَدُوا بالصيد في يوم السبت فاعتدَوا، وصادوا، وأخذنا عليهم عهدًا مؤكدًا، فنقضوه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution