← Sure 4

4:153

يَسْـَٔلُكَ أَهْلُ ٱلْكِتَـٰبِ أَن تُنَزِّلَ عَلَيْهِمْ كِتَـٰبًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ ۚ فَقَدْ سَأَلُوا۟ مُوسَىٰٓ أَكْبَرَ مِن ذَٰلِكَ فَقَالُوٓا۟ أَرِنَا ٱللَّهَ جَهْرَةً فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّـٰعِقَةُ بِظُلْمِهِمْ ۚ ثُمَّ ٱتَّخَذُوا۟ ٱلْعِجْلَ مِنۢ بَعْدِ مَا جَآءَتْهُمُ ٱلْبَيِّنَـٰتُ فَعَفَوْنَا عَن ذَٰلِكَ ۚ وَءَاتَيْنَا مُوسَىٰ سُلْطَـٰنًا مُّبِينًا

Kelime kelime

يَسْـَٔلُكَ
senden istiyorlar
Fiil
Kök: سأل
Dilbilgisi (i'rab)
يَسْـَٔلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
أَهْلُ
ehli
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْكِتَٰبِ
Kitap
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبِİsimeril، mecrûr (genitif)
أَن
indirmeni
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تُنَزِّلَ
indirdi
Fiil
Kök: نزل
Dilbilgisi (i'rab)
تُنَزِّلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
عَلَيْهِمْ
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كِتَٰبًا
bir Kitap
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
كِتَٰبًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنَ
gökten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلسَّمَآءِ
göğün
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَآءِİsimdişil، mecrûr (genitif)
فَقَدْ
muhakkak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
سَأَلُوا۟
istemişler
Fiil
Kök: سأل
Dilbilgisi (i'rab)
سَأَلُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُوسَىٰٓ
Musa'dan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىٰٓİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
أَكْبَرَ
daha büyüğünü
İsim
Kök: كبر
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْبَرَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
مِن
bundan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
فَقَالُوٓا۟
demişlerdi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَرِنَا
bize göster
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
أَرِFiilemir، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
ٱللَّهَ
Allah'ı
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
جَهْرَةً
açıkça
İsim
Kök: جهر
Dilbilgisi (i'rab)
جَهْرَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَأَخَذَتْهُمُ
derhal onları yakalamıştı
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَخَذَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلصَّٰعِقَةُ
yıldırım gürültüsü
İsim
Kök: صعق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰعِقَةُİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
بِظُلْمِهِمْ
haksızlıklarından dolayı
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ظُلْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ثُمَّ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
ٱتَّخَذُوا۟
tutmuşlardı
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
ٱتَّخَذُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْعِجْلَ
buzağıyı (tanrı)
İsim
Kök: عجل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
عِجْلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
مِنۢ
sonra
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنۢEdatharf-i cer (edat)
بَعْدِ
sonra
İsim
Kök: بعد
Dilbilgisi (i'rab)
بَعْدِİsimmecrûr (genitif)
مَا
kendilerine geldikken
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
جَآءَتْهُمُ
kendilerine geldi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلْبَيِّنَٰتُ
açık deliller
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَيِّنَٰتُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
فَعَفَوْنَا
vazgeçtik
Fiil
Kök: عفو
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَفَوْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَن
bundan da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
ذَٰلِكَ
bu
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
وَءَاتَيْنَا
ve verdik
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
مُوسَىٰ
Musa'ya
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مُوسَىٰİsimözel isim، eril، mansûb (akuzatif)
سُلْطَٰنًا
bir yetki
İsim
Kök: سلط
Dilbilgisi (i'rab)
سُلْطَٰنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مُّبِينًا
açık
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
مُّبِينًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Kitap ehli, senin kendilerine gökten bir kitap indirmeni isterler. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişlerdi ve "Bize Allah'ı apaçık göster" demişlerdi. Zulümlerinden ötürü onları yıldırım çarpmıştı. Belgeler kendilerine geldikten sonra da, buzağıyı tanrı olarak benimsediler, fakat bunları affettik ve Musa'ya apaçık bir hüccet verdik, söz vermelerine karşılık Tur dağını üzerlerine kaldırdık ve onlara: "Kapıdan secde ederek girin" dedik, "Cumartesileri aşırı gitmeyin" dedik, onlardan sağlam bir söz aldık.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kitap ehli, senden, kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyorlar. Musa'dan bundan daha büyüğünü istemişler ve: "Allah'ı bize açıkça göster" demişlerdi. Haksızlıkları sebebiyle onları yıldırım çarptı. Sonra kendilerine açık deliller geldiği halde buzağıyı (tanrı) edinmişlerdi. Onları bundan dolayı da affettik. Ve Musa'ya açık bir delil (yetki) verdik.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kitap ehli, senden kendilerine gökten bir kitap indirmeni istiyor. Onlar Musa’dan bunun daha büyüğünü istemiş ve “Bize Allah’ı apaçık göster.” demişlerdi de haksızlıkları sebebiyle onları hemen yıldırım çarpmıştı. Ardından kendilerine apaçık ayetler (mucizeler) geldikten sonra buzağıyı (ilah) edinmişlerdi. Biz bunu da affetmiştik; Musa’ya da apaçık bir delil vermiştik.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The people of the Book ask thee to cause a book to descend to them from heaven: Indeed they asked Moses for an even greater (miracle), for they said: "Show us Allah in public," but they were dazed for their presumption, with thunder and lightning. Yet they worshipped the calf even after clear signs had come to them; even so we forgave them; and gave Moses manifest proofs of authority.

A. Yusuf Alipublic-domain

The People of the Book demand that you [Prophet] make a book physically come down to them from heaven, but they demanded even more than that of Moses when they said, ‘Show us God face to face,’ and were struck by the thunderbolt for their presumption. Even after clear revelations had come down to them, they took the calf as an object of worship, yet We pardoned this, and gave Moses clear authority;

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

The people of the Scripture ask of thee that thou shouldst cause an (actual) Book to descend upon them from heaven. They asked a greater thing of Moses aforetime, for they said: Show us Allah plainly. The storm of lightning seized them for their wickedness. Then (even) after that) they chose the calf (for worship) after clear proofs (of Allah's Sovereignty) had come unto them. And We forgave them that! And We bestowed on Moses evident authority.

M. Pickthallpublic-domain

The People of the Scripture ask you to bring down to them a book from the heaven. But they had asked of Moses [even] greater than that and said, "Show us Allāh outright," so the thunderbolt struck them for their wrongdoing. Then they took the calf [for worship] after clear evidences had come to them, and We pardoned that. And We gave Moses a clear authority.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يسألك اليهود -أيها الرسول- معجزة مثل معجزة موسى تشهد لك بالصدق: بأن تنزل عليهم صُحُفًا من الله مكتوبةً، مثل مجيء موسى بالألواح من عند الله، فلا تعجب -أيها الرسول- فقد سأل أسلافهم موسى -عليه السلام- ما هو أعظم: سألوه أن يريهم الله علانيةً، فَصُعِقوا بسبب ظلمهم أنفسهم حين سألوا أمرًا ليس من حقِّهم. وبعد أن أحياهم الله بعد الصعق، وشاهدوا الآيات البينات على يد موسى القاطعة بنفي الشرك، عبدوا العجل من دون الله، فعَفونا عن عبادتهم العجل بسبب توبتهم، وآتينا موسى حجة عظيمة تؤيِّد صِدق نُبُوَّتِه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?