← Sure 4

4:62

فَكَيْفَ إِذَآ أَصَـٰبَتْهُم مُّصِيبَةٌۢ بِمَا قَدَّمَتْ أَيْدِيهِمْ ثُمَّ جَآءُوكَ يَحْلِفُونَ بِٱللَّهِ إِنْ أَرَدْنَآ إِلَّآ إِحْسَـٰنًا وَتَوْفِيقًا

Kelime kelime

فَكَيْفَ
nasıl
İsim
Kök: كيف
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
كَيْفَİsimsoru
إِذَآ
ne zaman ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَآİsimzaman zarfı
أَصَٰبَتْهُم
başlarına gelince
Fiil
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصَٰبَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُّصِيبَةٌۢ
bir felaket
İsim
Kök: صوب
Dilbilgisi (i'rab)
مُّصِيبَةٌۢİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِمَا
yüzünden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
قَدَّمَتْ
yaptıkları (kötülükler)
Fiil
Kök: قدم
Dilbilgisi (i'rab)
قَدَّمَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
أَيْدِيهِمْ
elleriyle
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ثُمَّ
sonra hemen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
ثُمَّEdatatıf bağlacı
جَآءُوكَ
sana gelirler
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
يَحْلِفُونَ
yemin ederler
Fiil
Kök: حلف
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْلِفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
إِنْ
diye
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatolumsuzluk
أَرَدْنَآ
biz istedik
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَدْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
إِلَّآ
sadece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdathasr (sınırlama)
إِحْسَٰنًا
iyilik etmek
İsim
Kök: حسن
Dilbilgisi (i'rab)
إِحْسَٰنًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَتَوْفِيقًا
ve uzlaştırmak
İsim
Kök: وفق
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَوْفِيقًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Başlarına kendi işlediklerinden ötürü bir musibet çattığında sana gelip: "Biz, iyilik etmek ve uzlaştırmaktan başka bir şey istemedik" diye de nasıl Allah'a yemin ederler?

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ya nasıl, elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir felaket gelince, hemen sana geldiler de: "Biz sadece iyilik etmek ve arayı bulmak istedik." diye Allah'a yemin ediyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Elleriyle yaptıkları yüzünden başlarına bir musibet gelince, “Sadece iyilik ve uzlaştırma istedik.” diye (yalan yere) Allah'a yemin ederek nasıl da hemen sana gelirler!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

How then, when they are seized by misfortune, because of the deeds which they hands have sent forth? Then their come to thee, swearing by Allah: "We meant no more than good-will and conciliation!"

A. Yusuf Alipublic-domain

If disaster strikes them because of what they themselves have done, then they will come to you, swearing by God, ‘We only wanted to do good and achieve harmony.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

How would it be if a misfortune smote them because of that which their own hands have sent before (them)? Then would they come unto thee, swearing by Allah that they were seeking naught but harmony and kindness.

M. Pickthallpublic-domain

So how [will it be] when disaster strikes them because of what their hands have put forth and then they come to you swearing by Allāh, "We intended nothing but good conduct and accommodation."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فكيف يكون حال أولئك المناففين، إذا حلَّت بهم مصيبة بسبب ما اقترفوه بأيديهم، ثم جاؤوك -أيها الرسول- يعتذرون، ويؤكدون لك أنهم ما قصدوا بأعمالهم تلك إلا الإحسان والتوفيق بين الخصوم؟

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular