← Sure 48

48:11

سَيَقُولُ لَكَ ٱلْمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلْأَعْرَابِ شَغَلَتْنَآ أَمْوَٰلُنَا وَأَهْلُونَا فَٱسْتَغْفِرْ لَنَا ۚ يَقُولُونَ بِأَلْسِنَتِهِم مَّا لَيْسَ فِى قُلُوبِهِمْ ۚ قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًۢا ۚ بَلْ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًۢا

Kelime kelime

سَيَقُولُ
diyecekler ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كَİsimzamir، 2. tekil eril
ٱلْمُخَلَّفُونَ
geri bırakılanlar
İsim
Kök: خلف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مُخَلَّفُونَİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
مِنَ
Araplardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَعْرَابِ
Araplar
İsim
Kök: عرب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَعْرَابِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
شَغَلَتْنَآ
bizi alıkoydu
Fiil
Kök: شغل
Dilbilgisi (i'rab)
شَغَلَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَمْوَٰلُنَا
mallarımız
İsim
Kök: مول
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْوَٰلُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
وَأَهْلُونَا
ve çocuklarımız
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَهْلُوİsimmerfû (nominatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَٱسْتَغْفِرْ
mağfiret dile
Fiil
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱسْتَغْفِرْFiilemir، 2. tekil eril
لَنَا
bizim için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
يَقُولُونَ
onlar söylüyorlar
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
يَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِأَلْسِنَتِهِم
dilleriyle
İsim
Kök: لسن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَلْسِنَتِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَّا
bir şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّاİsimism-i mevsûl
لَيْسَ
olmayan
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
لَيْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فِى
kalblerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِهِمْ
kalblerinin
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قُلْ
de ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilemir، 2. tekil eril
فَمَن
kim?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
يَمْلِكُ
engel olabilir
Fiil
Kök: ملك
Dilbilgisi (i'rab)
يَمْلِكُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
لَكُم
sizin için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمİsimzamir، 2. çoğul eril
مِّنَ
karşı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
شَيْـًٔا
herhangi bir şeyle
İsim
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شَيْـًٔاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنْEdatşart
أَرَادَ
istese
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَادَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
ضَرًّا
bir zarar vermek
İsim
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
ضَرًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
أَرَادَ
istese
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَادَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
نَفْعًۢا
bir yarar vermek
İsim
Kök: نفع
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْعًۢاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بَلْ
hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بَلْEdatidrâb (bel)
كَانَ
Allah
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِمَا
olduklarınızı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تَعْمَلُونَ
yapıyor(lar)
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
خَبِيرًۢا
haber almaktadır
İsim
Kök: خبر
Dilbilgisi (i'rab)
خَبِيرًۢاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Bedevilerin savaştan geri kalmış olanları, sana: "Bizi mallarımız ve ailelerimiz alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile" diyecekler. Dilleriyle, gönüllerinde bulunmayanı söylerler; de ki: "Allah size bir zarar gelmesini dilerse, yahut bir fayda elde etmenizi dilerse, O'na karşı kimin gücü bir şeye yeter? Kaldı ki, Allah yaptıklarınızdan haberdardır."

Diyanet İşleriall-rights-reserved

yakında a'râbilerden geri kalmış olanlar sana diyecekler ki, "Mallarımız ve ailelerimiz bizi alıkoydu. Allah'tan bizim bağışlanmamızı dile." Onlar kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: Allah size bir zarar gelmesini dilerse veya bir fayda elde etmenizi isterse O'na karşı kimin bir şeye gücü yetebilir? Hayır! Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Göçebelerden geride kalmış olanlar sana şöyle diyecekler: “Mallarımız ve ailelerimiz bizi meşgul etti. Bizim için bağışlanma dile!” Onlar, kalplerinde olmayanı dilleriyle söylerler. De ki: “(Allah) size bir zarar (vermeyi) dilerse veya bir yarar elde etmenizi isterse sizin için Allah’a karşı kimin bir şeye gücü yetebilir ki!” Gerçek şu ki Allah yaptıklarınızdan haberdardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The desert Arabs who lagged behind will say to thee: "We were engaged in (looking after) our flocks and herds, and our families: do thou then ask forgiveness for us." They say with their tongues what is not in their hearts. Say: "Who then has any power at all (to intervene) on your behalf with Allah, if His Will is to give you some loss or to give you some profit? But Allah is well acquainted with all that ye do.

A. Yusuf Alipublic-domain

The desert Arabs who stayed behind will say to you, ‘We were busy with our property and our families: ask forgiveness for us,’ but they say with their tongues what is not in their hearts. Say, ‘Whether it is God’s will to do you harm or good, who can intervene for you?’ No! God is fully aware of everything you [people] do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Those of the wandering Arabs who were left behind will tell thee: Our possessions and our households occupied us, so ask forgiveness for us! They speak with their tongues that which is not in their hearts. Say: Who can avail you aught against Allah, if He intend you hurt or intend you profit? Nay, but Allah is ever Aware of what ye do.

M. Pickthallpublic-domain

Those who remained behind of the bedouins will say to you, "Our properties and our families occupied us, so ask forgiveness for us." They say with their tongues what is not within their hearts. Say, "Then who could prevent Allāh at all if He intended for you harm or intended for you benefit? Rather, ever is Allāh, of what you do, Aware.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

سيقول لك -أيها النبي- الذين تخلَّفوا من الأعراب عن الخروج معك إلى "مكة" إذا عاتبتهم: شغلتنا أموالنا وأهلونا، فاسأل ربك أن يغفر لنا تخلُّفنا، يقولون ذلك بألسنتهم، ولا حقيقة له في قلوبهم، قل لهم: فمن يملك لكم من الله شيئًا إن أراد بكم شرًا أو خيرًا؟ ليس الأمر كما ظن هؤلاء المنافقون أن الله لا يعلم ما انطوت عليه بواطنهم من النفاق، بل إنه سبحانه كان بما يعملون خبيرًا، لا يخفى عليه شيء من أعمال خلقه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?