← Sure 48

48:10

إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِمَا عَـٰهَدَ عَلَيْهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا

Kelime kelime

إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يُبَايِعُونَكَ
sana bi'at eden(ler)
Fiil
Kök: بيع
Dilbilgisi (i'rab)
يُبَايِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
إِنَّمَا
gerçekte
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
يُبَايِعُونَ
bi'at etmektedirler
Fiil
Kök: بيع
Dilbilgisi (i'rab)
يُبَايِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
يَدُ
eli
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَدُİsimdişil tekil، merfû (nominatif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
فَوْقَ
üzerindedir
İsim
Kök: فوق
Dilbilgisi (i'rab)
فَوْقَİsimeril، mansûb (akuzatif)
أَيْدِيهِمْ
onların ellerinin
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
أَيْدِيİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَمَن
o halde kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimism-i mevsûl
نَّكَثَ
ahdini bozarsa
Fiil
Kök: نكث
Dilbilgisi (i'rab)
نَّكَثَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
فَإِنَّمَا
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
مَاEdatkâffe (mâ)
يَنكُثُ
bozmuş olur
Fiil
Kök: نكث
Dilbilgisi (i'rab)
يَنكُثُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
عَلَىٰ
aleyhine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
نَفْسِهِۦ
kendi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَمَنْ
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنْİsimism-i mevsûl
أَوْفَىٰ
tutarsa
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْفَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
بِمَا
verdiği sözü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
عَٰهَدَ
and içtiler
Fiil
Kök: عهد
Dilbilgisi (i'rab)
عَٰهَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَلَيْهُ
O'na
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
فَسَيُؤْتِيهِ
ona verecektir
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
يُؤْتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَجْرًا
bir mükafat
İsim
Kök: أجر
Dilbilgisi (i'rab)
أَجْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَظِيمًا
büyük
İsim
Kök: عظم
Dilbilgisi (i'rab)
عَظِيمًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat

Meal

TR

Şüphesiz sana baş eğerek ellerini verenler (biat edenler), Allah'a baş eğip el vermiş sayılırlar. Allah'ın eli onların ellerinin üstündedir. Verdiği bu sözden dönen, ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Allah'a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük ecir verecektir.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Herhalde sana bey'at edenler ancak Allah'a bey'at etmektedirler. Allah'ın eli onların ellerinin üzerindedir. Kim ahdi bozarsa ancak kendi aleyhine bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahde vefa gösterirse Allah ona büyük bir mükâfat verecektir.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Şüphesiz ki sana biat edenler, elbette Allah’a biat etmektedir. Allah’ın eli, onların ellerinin üzerindedir. Kim (sözünden) dönerse ancak kendi aleyhine dönmüş olur. Kim de Allah’a olan sözüne vefa gösterirse, (Allah) ona ileride büyük bir ödül verecektir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Verily those who plight their fealty to thee do no less than plight their fealty to Allah: the Hand of Allah is over their hands: then any one who violates his oath, does so to the harm of his own soul, and any one who fulfils what he has covenanted with Allah,- Allah will soon grant him a great Reward.

A. Yusuf Alipublic-domain

Those who pledge loyalty to you [Prophet] are actually pledging loyalty to God Himself- God’s hand is placed on theirs––and anyone who breaks his pledge does so to his own detriment: God will give a great reward to the one who fulfils his pledge to Him.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Lo! those who swear allegiance unto thee (Muhammad), swear allegiance only unto Allah. The Hand of Allah is above their hands. So whosoever breaketh his oath, breaketh it only to his soul's hurt; while whosoever keepeth his covenant with Allah, on him will He bestow immense reward.

M. Pickthallpublic-domain

Indeed, those who pledge allegiance to you, [O Muḥammad] - they are actually pledging allegiance to Allāh. The hand of Allāh is over their hands. So he who breaks his word only breaks it to the detriment of himself. And he who fulfills that which he has promised Allāh - He will give him a great reward.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

إن الذين يبايعونك -أيها النبي- بـ "الحديبية" على القتال إنما يبايعون الله، ويعقدون العقد معه ابتغاء جنته ورضوانه، يد الله فوق أيديهم، فهو معهم يسمع أقوالهم، ويرى مكانهم، ويعلم ضمائرهم وظواهرهم، فمن نقض بيعته فإنما يعود وبال ذلك على نفسه، ومن أوفى بما عاهد الله عليه من الصبر عند لقاء العدو في سبيل الله ونصرة نبيه محمد صلى الله عليه وسلم، فسيعطيه الله ثوابًا جزيلا وهو الجنة. وفي الآية إثبات صفة اليد لله تعالى بما يليق به سبحانه، دون تشبيه ولا تكييف.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?