← Sure 6

6:31

قَدْ خَسِرَ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِلِقَآءِ ٱللَّهِ ۖ حَتَّىٰٓ إِذَا جَآءَتْهُمُ ٱلسَّاعَةُ بَغْتَةً قَالُوا۟ يَـٰحَسْرَتَنَا عَلَىٰ مَا فَرَّطْنَا فِيهَا وَهُمْ يَحْمِلُونَ أَوْزَارَهُمْ عَلَىٰ ظُهُورِهِمْ ۚ أَلَا سَآءَ مَا يَزِرُونَ

Kelime kelime

قَدْ
gerçekten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
قَدْEdattahkik (kad)
خَسِرَ
ziyana uğradı(lar)
Fiil
Kök: خسر
Dilbilgisi (i'rab)
خَسِرَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَذَّبُوا۟
yalanlayan(lar)
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِلِقَآءِ
huzuruna çıkmayı
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
لِقَآءِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
حَتَّىٰٓ
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰٓEdatibtidâ
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
جَآءَتْهُمُ
kendilerine geldiği
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمُİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلسَّاعَةُ
o sa'at
İsim
Kök: سوع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّاعَةُİsimdişil، merfû (nominatif)
بَغْتَةً
ansızın
İsim
Kök: بغت
Dilbilgisi (i'rab)
بَغْتَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَٰحَسْرَتَنَا
ah! vah bize
İsim
Kök: حسر
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰEdatnidâ، ön ek
حَسْرَتَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَىٰ
dolayı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
مَا
kusurlarımızdan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
فَرَّطْنَا
kusurunuz
Fiil
Kök: فرط
Dilbilgisi (i'rab)
فَرَّطْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَهُمْ
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
يَحْمِلُونَ
yüklenecekler
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
يَحْمِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَوْزَارَهُمْ
günahlarını
İsim
Kök: وزر
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْزَارَİsimdişil çoğul، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
عَلَىٰ
sırtlarına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
ظُهُورِهِمْ
sırtlarının
İsim
Kök: ظهر
Dilbilgisi (i'rab)
ظُهُورِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَلَا
bakın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَلَاEdatATT
سَآءَ
ne kötü
Fiil
Kök: سوأ
Dilbilgisi (i'rab)
سَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَا
şeyler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يَزِرُونَ
yüklenip taşıyorlar
Fiil
Kök: وزر
Dilbilgisi (i'rab)
يَزِرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar doğrusu kaybedenlerdir ki kıyamet saati onlara ansızın gelince, ağırlıklarını arkalarına yüklenerek, "Dünyada işlediğimiz büyük kusurlardan ötürü yazıklar olsun bize" derler. Dikkat edin, yüklendikleri şeyler ne kötüdür!

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar, gerçekten hüsrana uğramışlardır. Kıyamet günü ansızın gelince onlar, günahlarını sırtlarına yüklenmiş olarak şöyle derler: "Dünyada yaptığımız kusurlardan dolayı yazıklar olsun bize!" Bakın yüklendikleri günah ne kötüdür!

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Allah ile karşılaşmayı yalanlayanlar, elbette kaybetmişlerdir. Sonunda o (Son) Saat onlara ansızın gelince, günahlarını sırtlarına yüklenerek “(Dünyada iyi davranışları) terk etmemizden dolayı bize yazıklar olsun!” diyecekler. Dikkat edin! Yüklendikleri şey ne kötüdür!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Lost indeed are they who treat it as a falsehood that they must meet Allah,- until on a sudden the hour is on them, and they say: "Ah! woe unto us that we took no thought of it"; for they bear their burdens on their backs, and evil indeed are the burdens that they bear?

A. Yusuf Alipublic-domain

Lost indeed are those who deny the meeting with their Lord until, when the Hour suddenly arrives, they say, ‘Alas for us that we disregarded this!’ They will bear their burdens on their backs. How terrible those burdens will be!

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

They indeed are losers who deny their meeting with Allah until, when the Hour cometh on them suddenly, they cry: Alas for us, that we neglected it! They bear upon their backs their burdens. Ah, evil is that which they bear!

M. Pickthallpublic-domain

Those will have lost who deny the meeting with Allāh, until when the Hour [of resurrection] comes upon them unexpectedly, they will say, "Oh, [how great is] our regret over what we neglected concerning it [i.e., the Hour]," while they bear their burdens [i.e., sins] on their backs. Unquestionably, evil is that which they bear.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قد خسر الكفار الذين أنكروا البعث بعد الموت، حتى إذا قامت القيامة، وفوجئوا بسوء المصير، نادَوا على أنفسهم بالحسرة على ما ضيَّعوه في حياتهم الدنيا، وهم يحملون آثامهم على ظهورهم، فما أسوأ الأحمال الثقيلة السيئة التي يحملونها!!

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?

Konular