← Sure 60

60:1

يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَّخِذُوا۟ عَدُوِّى وَعَدُوَّكُمْ أَوْلِيَآءَ تُلْقُونَ إِلَيْهِم بِٱلْمَوَدَّةِ وَقَدْ كَفَرُوا۟ بِمَا جَآءَكُم مِّنَ ٱلْحَقِّ يُخْرِجُونَ ٱلرَّسُولَ وَإِيَّاكُمْ ۙ أَن تُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ رَبِّكُمْ إِن كُنتُمْ خَرَجْتُمْ جِهَـٰدًا فِى سَبِيلِى وَٱبْتِغَآءَ مَرْضَاتِى ۚ تُسِرُّونَ إِلَيْهِم بِٱلْمَوَدَّةِ وَأَنَا۠ أَعْلَمُ بِمَآ أَخْفَيْتُمْ وَمَآ أَعْلَنتُمْ ۚ وَمَن يَفْعَلْهُ مِنكُمْ فَقَدْ ضَلَّ سَوَآءَ ٱلسَّبِيلِ

Kelime kelime

يَٰٓأَيُّهَا
ey
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
أَيُّİsimmansûb (akuzatif)
هَاEdatATT، son ek
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
inanan(lar)
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
edinmeyin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَتَّخِذُوا۟
edinin
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
تَتَّخِذُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَدُوِّى
benim düşmanımı
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
عَدُوِّİsimeril، mansûb (akuzatif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
وَعَدُوَّكُمْ
ve sizin düşmanınızı
İsim
Kök: عدو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَدُوَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوْلِيَآءَ
dostlar
İsim
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْلِيَآءَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
تُلْقُونَ
siz iletiyorsunuz
Fiil
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
تُلْقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَيْهِم
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْمَوَدَّةِ
sevgi
İsim
Kök: ودد
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوَدَّةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَقَدْ
halbuki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdathâl (durum) vâvı، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
كَفَرُوا۟
onlar inkar ettiler
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَا
şeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
جَآءَكُم
size gelen
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنَ
haktan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلْحَقِّ
gerçek
İsim
Kök: حقق
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
حَقِّİsimeril، mecrûr (genitif)
يُخْرِجُونَ
(yurdunuzdan) çıkardılar
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
يُخْرِجُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
ٱلرَّسُولَ
Elçiyi
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّسُولَİsimeril، mansûb (akuzatif)
وَإِيَّاكُمْ
ve sizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِيَّاكُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
أَن
dolayı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تُؤْمِنُوا۟
inandığınızdan
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
تُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
رَبِّكُمْ
Rabbiniz
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
كُنتُمْ
iseniz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
خَرَجْتُمْ
çıkmış
Fiil
Kök: خرج
Dilbilgisi (i'rab)
خَرَجْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
جِهَٰدًا
cihadetmek için
İsim
Kök: جهد
Dilbilgisi (i'rab)
جِهَٰدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فِى
benim yolumda
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
سَبِيلِى
Allah
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
سَبِيلِİsimeril، mecrûr (genitif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
وَٱبْتِغَآءَ
ve kazanmak için
İsim
Kök: بغي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱبْتِغَآءَİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mansûb (akuzatif)
مَرْضَاتِى
benim rızamı
İsim
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
مَرْضَاتِİsimmasdar (isim-fiil)، dişil tekil، mecrûr (genitif)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
تُسِرُّونَ
(nasıl) gizliyorsunuz
Fiil
Kök: سرر
Dilbilgisi (i'rab)
تُسِرُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِلَيْهِم
onlara
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْمَوَدَّةِ
içinizde sevgi
İsim
Kök: ودد
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوَدَّةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَأَنَا۠
oysa ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَنَا۠İsimzamir، 1. tekil
أَعْلَمُ
bilirim
İsim
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
بِمَآ
şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
أَخْفَيْتُمْ
sizin gizlediğiniz
Fiil
Kök: خفي
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْفَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَمَآ
ve şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَآİsimism-i mevsûl
أَعْلَنتُمْ
açığa vurduğunuz
Fiil
Kök: علن
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
يَفْعَلْهُ
bunu yaparsa
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْعَلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنكُمْ
sizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَقَدْ
elbette
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
ضَلَّ
sapmıştır
Fiil
Kök: ضلل
Dilbilgisi (i'rab)
ضَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
سَوَآءَ
doğru
İsim
Kök: سوي
Dilbilgisi (i'rab)
سَوَآءَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلسَّبِيلِ
yoldan
İsim
Kök: سبل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّبِيلِİsimeril، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah'a inandığınızdan ötürü sizi ve Peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden onlara sevgi gösteren kimse, şüphesiz doğru yoldan sapmıştır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olan kimseleri dost edinmeyin. Onlar size gelen gerçeği inkar ettikleri, Rabbiniz Allah'a inandığınızdan dolayı Resulü ve sizi (yurdunuzdan sürüp) çıkardıkları halde siz onlara sevgi ulaştırıyorsunuz. Eğer benim yolumda savaşmak ve benim rızamı kazanmak için çıktınızsa içinizde onlara sevgi mi gizliyorsunuz? Oysa ben sizin gizlediğiniz ve açığa vurduğunuz her şeyi bilirim. Sizden kim bunu yaparsa doğru yoldan sapmış olur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Ey iman edenler! Onlar size gelen gerçeği inkâr etmişlerken, Rabbiniz Allah’a imanınızdan dolayı Elçi'yi de sizi de (yurdunuzdan) çıkarıyorken, benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanlara (o kafirlere) içten sevgi besleyerek onları (sakın) dostlar edinmeyin! Benim yolumda cihad etmek (fedakârlık yapmak) ve rızamı kazanmak için (yurdunuzdan) çıktığınız hâlde, (hâlâ) onlara içten sevgi (mi) gizliyorsunuz (besliyorsunuz)! Ben sizin gizlediğinizi de açığa vurduğunuzu da çok iyi bilenim. Sizden kim bunu yaparsa (onları dost edinirse), elbette doğru yoldan sapmış olur.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

O ye who believe! Take not my enemies and yours as friends (or protectors),- offering them (your) love, even though they have rejected the Truth that has come to you, and have (on the contrary) driven out the Prophet and yourselves (from your homes), (simply) because ye believe in Allah your Lord! If ye have come out to strive in My Way and to seek My Good Pleasure, (take them not as friends), holding secret converse of love (and friendship) with them: for I know full well all that ye conceal and all that ye reveal. And any of you that does this has strayed from the Straight Path.

A. Yusuf Alipublic-domain

You who believe, do not take My enemies and yours as your allies, showing them friendship when they have rejected the truth you have received, and have driven you and the Messenger out simply because you believe in God, your Lord––not if you truly emigrated in order to strive for My cause and seek My good pleasure. You secretly show them friendship––I know all you conceal and all you reveal–– but any of you who do this are straying from the right path.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

O ye who believe! Choose not My enemy and your enemy for allies. Do ye give them friendship when they disbelieve in that truth which hath come unto you, driving out the messenger and you because ye believe in Allah, your Lord? If ye have come forth to strive in My way and seeking My good pleasure, (show them not friendship). Do ye show friendship unto them in secret, when I am Best Aware of what ye hide and what ye proclaim? And whosoever doeth it among you, he verily hath strayed from the right way.

M. Pickthallpublic-domain

O you who have believed, do not take My enemies and your enemies as allies, extending to them affection while they have disbelieved in what came to you of the truth, having driven out the Prophet and yourselves [only] because you believe in Allāh, your Lord. If you have come out for jihād [i.e., fighting or striving] in My cause and seeking means to My approval, [take them not as friends]. You confide to them affection [i.e., instruction], but I am most knowing of what you have concealed and what you have declared. And whoever does it among you has certainly strayed from the soundness of the way.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

يا أيها الذين صدَّقوا الله ورسوله وعملوا بشرعه، لا تتخذوا عدوي وعدوكم خلصاء وأحباء، تُفْضون إليهم بالمودة، فتخبرونهم بأخبار الرسول صلى الله عليه وسلم، وسائر المسلمين، وهم قد كفروا بما جاءكم من الحق من الإيمان بالله ورسوله وما نزل عليه من القرآن، يخرجون الرسول ويخرجونكم- أيها المؤمنون- من "مكة"؛ لأنكم تصدقون بالله ربكم، وتوحدونه، إن كنتم- أيها المؤمنون- هاجرتم مجاهدين في سبيلي، طالبين مرضاتي عنكم، فلا توالوا أعدائي وأعداءكم، تُفْضون إليهم بالمودة سرًّا، وأنا أعلم بما أخفيتم وما أظهرتم، ومن يفعل ذلك منكم فقد أخطأ طريق الحق والصواب، وضلَّ عن قصد السبيل.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?