← Sure 7

7:101

تِلْكَ ٱلْقُرَىٰ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ أَنۢبَآئِهَا ۚ وَلَقَدْ جَآءَتْهُمْ رُسُلُهُم بِٱلْبَيِّنَـٰتِ فَمَا كَانُوا۟ لِيُؤْمِنُوا۟ بِمَا كَذَّبُوا۟ مِن قَبْلُ ۚ كَذَٰلِكَ يَطْبَعُ ٱللَّهُ عَلَىٰ قُلُوبِ ٱلْكَـٰفِرِينَ

Kelime kelime

تِلْكَ
işte o
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
تِİsimism-i işaret، dişil tekil
لْEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ٱلْقُرَىٰ
ülkeler
İsim
Kök: قري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قُرَىٰİsimharf-i cer (edat)، merfû (nominatif)
نَقُصُّ
anlatıyoruz
Fiil
Kök: قصص
Dilbilgisi (i'rab)
نَقُصُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
عَلَيْكَ
sana
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
مِنْ
onların haberlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
أَنۢبَآئِهَا
haberi
İsim
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَنۢبَآئِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَلَقَدْ
ve andolsun
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَEdattekit، ön ek
قَدْEdattahkik (kad)
جَآءَتْهُمْ
onlara getirmişlerdi
Fiil
Kök: جيأ
Dilbilgisi (i'rab)
جَآءَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
رُسُلُهُم
elçileri
İsim
Kök: رسل
Dilbilgisi (i'rab)
رُسُلُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِٱلْبَيِّنَٰتِ
açık deliller
İsim
Kök: بين
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
بَيِّنَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
فَمَا
fakat hayır
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَاEdatolumsuzluk
كَانُوا۟
onlar
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كَانُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لِيُؤْمِنُوا۟
inanmadılar
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يُؤْمِنُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِمَا
ötürü
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كَذَّبُوا۟
yalanladıklarından
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِن
önceden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
قَبْلُ
daha önce
İsim
Kök: قبل
Dilbilgisi (i'rab)
قَبْلُİsimmecrûr (genitif)
كَذَٰلِكَ
işte böyle
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
يَطْبَعُ
mühürler
Fiil
Kök: طبع
Dilbilgisi (i'rab)
يَطْبَعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
عَلَىٰ
üzerini
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِ
kalbleri
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
ٱلْكَٰفِرِينَ
kafirlerin
İsim
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَٰفِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

İşte o kentlerin haberlerini sana anlatıyoruz. And olsun ki onlara peygamberler belgeler getirdi; önceleri yalanladıklarından ötürü inanamadılar. Allah kafirlerin kalblerini böylece kapatıp mühürler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İşte o ülkeler ki, sana onların haberlerinden bir kısmını anlatıyoruz Andolsun ki, peygamberleri onlara apaçık deliller (mucizeler) getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıkları gerçeklere iman edecek değillerdi. İşte o kâfirlerin kalplerini Allah böyle mühürler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İşte o şehirler, haberlerinden sadece bir bölümünü sana anlatmakta olduklarımızdır. Yemin olsun ki elçileri onlara apaçık deliller getirmişlerdi. Fakat önceden yalanladıklarına yine de iman edecek değillerdi. İşte Allah kâfirlerin kalplerini böyle mühürler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Such were the towns whose story We (thus) relate unto thee: There came indeed to them their messengers with clear (signs): But they would not believe what they had rejected before. Thus doth Allah seal up the hearts of those who reject faith.

A. Yusuf Alipublic-domain

We have told you [Prophet] the stories of those towns: messengers came to them, and clear signs, but they would not believe in what they had already rejected- in this way God seals the hearts of disbelievers.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Such were the townships. We relate some tidings of them unto thee (Muhammad). Their messengers verily came unto them with clear proofs (of Allah's Sovereignty), but they could not believe because they had before denied. Thus doth Allah print upon the hearts of disbelievers (that they hear not).

M. Pickthallpublic-domain

Those cities - We relate to you, [O Muḥammad], some of their news. And certainly did their messengers come to them with clear proofs, but they were not to believe in that which they had denied before. Thus does Allāh seal over the hearts of the disbelievers.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

تلك القرى التي تَقَدَّم ذِكْرُها، وهي قرى قوم نوح وهود وصالح ولوط وشعيب، نقصُّ عليك -أيها الرسول- من أخبارها، وما كان من أَمْر رسل الله التي أرسلت إليهم، ما يحصل به عبرة للمعتبرين وازدجار للظالمين. ولقد جاءت أهلَ القرى رسلنا بالحجج البينات على صدقهم، فما كانوا ليؤمنوا بما جاءتهم به الرسل؛ بسبب طغيانهم وتكذيبهم بالحق، ومثل خَتْمِ الله على قلوب هؤلاء الكافرين المذكورين يختم الله على قلوب الكافرين بمحمد صلى الله عليه وسلم.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?