← Sure 7

7:176

وَلَوْ شِئْنَا لَرَفَعْنَـٰهُ بِهَا وَلَـٰكِنَّهُۥٓ أَخْلَدَ إِلَى ٱلْأَرْضِ وَٱتَّبَعَ هَوَىٰهُ ۚ فَمَثَلُهُۥ كَمَثَلِ ٱلْكَلْبِ إِن تَحْمِلْ عَلَيْهِ يَلْهَثْ أَوْ تَتْرُكْهُ يَلْهَث ۚ ذَّٰلِكَ مَثَلُ ٱلْقَوْمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَـٰتِنَا ۚ فَٱقْصُصِ ٱلْقَصَصَ لَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ

Kelime kelime

وَلَوْ
ve şayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَوْEdatşart
شِئْنَا
dileseydik
Fiil
Kök: شيأ
Dilbilgisi (i'rab)
شِئْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَرَفَعْنَٰهُ
elbette onu yükseltirdik
Fiil
Kök: رفع
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
رَفَعْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَٰİsimzamir، son ek، 1. çoğul
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
بِهَا
onlarla (ayetlerle)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هَاİsimzamir، 3. tekil dişil
وَلَٰكِنَّهُۥٓ
fakat o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَٰكِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَخْلَدَ
saplandı
Fiil
Kök: خلد
Dilbilgisi (i'rab)
أَخْلَدَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِلَى
yere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَٱتَّبَعَ
ve peşine düştü
Fiil
Kök: تبع
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱتَّبَعَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هَوَىٰهُ
hevesinin
İsim
Kök: هوي
Dilbilgisi (i'rab)
هَوَىٰİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَمَثَلُهُۥ
onun durumu
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَثَلُİsimeril، merfû (nominatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
كَمَثَلِ
durumuna benzer
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَثَلِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلْكَلْبِ
şu köpeğin
İsim
Kök: كلب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كَلْبِİsimeril، mecrûr (genitif)
إِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنEdatşart
تَحْمِلْ
varsan
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَحْمِلْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
عَلَيْهِ
üstüne
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يَلْهَثْ
dilini sarkıtıp solur
Fiil
Kök: لهث
Dilbilgisi (i'rab)
يَلْهَثْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
أَوْ
veyahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
تَتْرُكْهُ
onu bıraksan
Fiil
Kök: ترك
Dilbilgisi (i'rab)
تَتْرُكْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
يَلْهَث
dilini sarkıtıp solur
Fiil
Kök: لهث
Dilbilgisi (i'rab)
يَلْهَثFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ذَّٰلِكَ
işte budur
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَّٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
مَثَلُ
durumu
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مَثَلُİsimeril، merfû (nominatif)
ٱلْقَوْمِ
toplumların
İsim
Kök: قوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَوْمِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱلَّذِينَ
yalanlayan
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَذَّبُوا۟
yalanladılar
Fiil
Kök: كذب
Dilbilgisi (i'rab)
كَذَّبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِـَٔايَٰتِنَا
ayetlerimizi
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔايَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
فَٱقْصُصِ
anlat
Fiil
Kök: قصص
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱقْصُصِFiilemir، 2. tekil eril
ٱلْقَصَصَ
bu kıssayı
İsim
Kök: قصص
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
قَصَصَİsimeril، mansûb (akuzatif)
لَعَلَّهُمْ
belki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَتَفَكَّرُونَ
düşünürler
Fiil
Kök: فكر
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَفَكَّرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Dileseydik, onu ayetlerimizle üstün kılardık; fakat o, dünyaya meyletti ve hevesine uydu. Durumu, üstüne varsan da, kendi haline bıraksan da, dilini sarkıtıp soluyan köpeğin durumu gibidir. İşte ayetlerimizi yalan sayan kimselerin hali böyledir. Sen onlara bu kıssayı anlat, belki üzerinde düşünürler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Ve eğer dileseydik onu o âyetlerle yüceltirdik, fakat o alçaklığa saplandı kaldı ve kendi keyfinin ardına düştü. Artık onun ibret verici hali o köpeğin haline benzer ki, üzerine varsan da dilini uzatır solur, bıraksan da solur. İşte bu, âyetlerimizi inkâr eden kavmin misalidir. Bu kıssayı iyice anlat, belki biraz düşünürler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Dileseydik elbette onu bu deliller sayesinde yükseltirdik. Fakat o, arzusuna mahkûm olup dünyaya saplandı. Böylesi bir kişinin durumu, kovsan da kendi hâline bıraksan da dilini çıkartıp soluyan köpeğin durumuna benzer. İşte ayetlerimizi yalanlayan kavmin örneği de böyledir. Bu kıssayı anlat; umulur ki düşünürler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If it had been Our will, We should have elevated him with Our signs; but he inclined to the earth, and followed his own vain desires. His similitude is that of a dog: if you attack him, he lolls out his tongue, or if you leave him alone, he (still) lolls out his tongue. That is the similitude of those who reject Our signs; So relate the story; perchance they may reflect.

A. Yusuf Alipublic-domain

if it had been Our will, We could have used these signs to raise him high, but instead he clung to the earth and followed his own desires- he was like a dog that pants with a lolling tongue whether you drive it away or leave it alone. Such is the image of those who reject Our signs. Tell them the story so that they may reflect.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And had We willed We could have raised him by their means, but he clung to the earth and followed his own lust. Therefor his likeness is as the likeness of a dog: if thou attackest him he panteth with his tongue out, and if thou leavest him he panteth with his tongue out. Such is the likeness of the people who deny Our revelations. Narrate unto them the history (of the men of old), that haply they may take thought.

M. Pickthallpublic-domain

And if We had willed, We could have elevated him thereby, but he adhered [instead] to the earth and followed his own desire. So his example is like that of the dog: if you chase him, he pants, or if you leave him, he [still] pants. That is the example of the people who denied Our signs. So relate the stories that perhaps they will give thought.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولو شئنا أن نرفع قدره بما آتيناه من الآيات لفعلنا، ولكنه رَكَنَ إلى الدنيا واتبع هواه، وآثر لَذَّاته وشهواته على الآخرة، وامتنع عن طاعة الله وخالف أمره. فَمَثَلُ هذا الرجل مثل الكلب، إن تطرده أو تتركه يُخْرج لسانه في الحالين لاهثًا، فكذلك الذي انسلخ من آيات الله يظل على كفره إن اجتهدْتَ في دعوتك له أو أهملته، هذا الوصف -أيها الرسول- وصف هؤلاء القوم الذين كانوا ضالين قبل أن تأتيهم بالهدى والرسالة، فاقصص -أيها الرسول- أخبار الأمم الماضية، ففي إخبارك بذلك أعظم معجزة، لعل قومك يتدبرون فيما جئتهم به فيؤمنوا لك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?