← Sure 7

7:189

۞ هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن نَّفْسٍ وَٰحِدَةٍ وَجَعَلَ مِنْهَا زَوْجَهَا لِيَسْكُنَ إِلَيْهَا ۖ فَلَمَّا تَغَشَّىٰهَا حَمَلَتْ حَمْلًا خَفِيفًا فَمَرَّتْ بِهِۦ ۖ فَلَمَّآ أَثْقَلَت دَّعَوَا ٱللَّهَ رَبَّهُمَا لَئِنْ ءَاتَيْتَنَا صَـٰلِحًا لَّنَكُونَنَّ مِنَ ٱلشَّـٰكِرِينَ

Kelime kelime

هُوَ
O'dur
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
ٱلَّذِى
ki
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
خَلَقَكُم
sizi yarattı
Fiil
Kök: خلق
Dilbilgisi (i'rab)
خَلَقَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّن
nefisten
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
نَّفْسٍ
kendi
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَّفْسٍİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَٰحِدَةٍ
bir tek
İsim
Kök: وحد
Dilbilgisi (i'rab)
وَٰحِدَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
وَجَعَلَ
ve var eti
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جَعَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنْهَا
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
زَوْجَهَا
eşini
İsim
Kök: زوج
Dilbilgisi (i'rab)
زَوْجَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لِيَسْكُنَ
(gönlü) sukün bulsun diye
Fiil
Kök: سكن
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
يَسْكُنَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
إِلَيْهَا
onunla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَيْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
تَغَشَّىٰهَا
eşini sarıp örtünce
Fiil
Kök: غشو
Dilbilgisi (i'rab)
تَغَشَّىٰFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
حَمَلَتْ
(eşi) yüklendi
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
حَمَلَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
حَمْلًا
bir yük
İsim
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
حَمْلًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
خَفِيفًا
hafif
İsim
Kök: خفف
Dilbilgisi (i'rab)
خَفِيفًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
فَمَرَّتْ
gezdirdi
Fiil
Kök: مرر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَرَّتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
بِهِۦ
onu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
فَلَمَّآ
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّآİsimzaman zarfı
أَثْقَلَت
(yükü) ağırlaşınca
Fiil
Kök: ثقل
Dilbilgisi (i'rab)
أَثْقَلَتFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
دَّعَوَا
ikisi beraber du'a ettiler
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
دَّعَوَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
اİsimzamir، son ek، 3. ikil eril
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
رَبَّهُمَا
Rableri
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبَّİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
لَئِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
ئِنْEdatşart
ءَاتَيْتَنَا
bize verirsen
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
صَٰلِحًا
iyi güzel (bir çocuk)
İsim
Kök: صلح
Dilbilgisi (i'rab)
صَٰلِحًاİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّنَكُونَنَّ
elbette oluruz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdattekit، ön ek
نَكُونَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
نَّEdattekit، son ek
مِنَ
şükredenlerden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلشَّٰكِرِينَ
şükredenleri
İsim
Kök: شكر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
شَّٰكِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Sizi bir nefisten yaratan ve gönlünün huzura kavuşacağı eşini de ondan var eden Allah'tır. Eşine yaklaşınca, eşi hafif bir yük yüklendi ve bu halde bir müddet taşıdı. Hamileliği ağırlaşınca, karı-koca, Rableri olan Allah'a: "Bize kusursuz bir çocuk verirsen, and olsun ki şükredenlerden oluruz" diye yalvardılar.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Sizi bir tek nefisten yaratan, onunla sükûnet bulsun diye eşini de ondan yaratan Allah'tır. O, eşini kucaklayıp sarılınca (ona yaklaşınca), eşi hafif bir yük yüklendi (hâmile kaldı). Bir müddet böyle geçti, derken yükü ağırlaştı. O vakit ikisi birden Rableri olan Allah'a şöyle dua ettiler: "Eğer bize salih bir evlat verirsen, biz muhakkak şükredenlerden olacağız."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Sizi tek bir nefisten (candan/cevherden) yaratan, (yine) ondan kendisiyle huzur bulsun diye eşini yaratan O’dur. Eşini kucaklayınca (eşi ile birleşince) eşi hafif bir yük yüklenir (hamile kalır) ve onu bir süre taşır. (Yük) ağırlaşınca “Bize iyi (sağlıklı) bir çocuk verirsen elbette şükredenlerden olacağız.” diye Rableri Allah’a dua ederler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

It is He Who created you from a single person, and made his mate of like nature, in order that he might dwell with her (in love). When they are united, she bears a light burden and carries it about (unnoticed). When she grows heavy, they both pray to Allah their Lord, (saying): "If Thou givest us a goodly child, we vow we shall (ever) be grateful."

A. Yusuf Alipublic-domain

It is He who created you all from one soul, and from it made its mate so that he might find comfort in her: when one [of them] lies with his wife and she conceives a light burden, going about freely, then grows heavy, they both pray to God, their Lord, ‘If You give us a good child we shall certainly be grateful,’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He it is Who did create you from a single soul, and therefrom did make his mate that he might take rest in her. And when he covered her she bore a light burden, and she passed (unnoticed) with it, but when it became heavy they cried unto Allah, their Lord, saying: If thou givest unto us aright we shall be of the thankful.

M. Pickthallpublic-domain

It is He who created you from one soul and created from it its mate that he might dwell in security with her. And when he [i.e., man] covers her, she carries a light burden [i.e., a pregnancy] and continues therein. And when it becomes heavy, they both invoke Allāh, their Lord, "If You should give us a good [child], we will surely be among the grateful."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

هو الذي خلقكم -أيها الناس- من نفس واحدة، وهي آدم عليه السلام وخَلَق منها زوجها، وهي حواء؛ ليأنس بها ويطمئن، فلما جامعها -والمراد جنس الزوجين من ذرية آدم- حملت ماءً خفيفًا، فقامت به وقعدت وأتمت الحمل، فلما قَرُبت ولادتها وأثقلت دعا الزوجان ربهما: لئن أعطيتنا بشرًا سويًا صالحًا لنكونن ممن يشكرك على ما وهبت لنا من الولد الصالح.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?