← Sure 9

9:92

وَلَا عَلَى ٱلَّذِينَ إِذَا مَآ أَتَوْكَ لِتَحْمِلَهُمْ قُلْتَ لَآ أَجِدُ مَآ أَحْمِلُكُمْ عَلَيْهِ تَوَلَّوا۟ وَّأَعْيُنُهُمْ تَفِيضُ مِنَ ٱلدَّمْعِ حَزَنًا أَلَّا يَجِدُوا۟ مَا يُنفِقُونَ

Kelime kelime

وَلَا
ve yoktur (sorumluluk)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
عَلَى
kimselere
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
مَآ
sana geldikleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
أَتَوْكَ
gelmesini
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
أَتَFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
كَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لِتَحْمِلَهُمْ
binek için
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
تَحْمِلَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قُلْتَ
sen deyince
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قُلْFiilmâzî (geçmiş)، 2. tekil eril
تَİsimzamir، son ek، 2. tekil eril
لَآ
bulamıyorum
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَآEdatolumsuzluk
أَجِدُ
bulurum
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
أَجِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
مَآ
bir şey
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَآİsimism-i mevsûl
أَحْمِلُكُمْ
sizi bindirecek
Fiil
Kök: حمل
Dilbilgisi (i'rab)
أَحْمِلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلَيْهِ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
تَوَلَّوا۟
dönen
Fiil
Kök: ولي
Dilbilgisi (i'rab)
تَوَلَّFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَّأَعْيُنُهُمْ
ve gözlerinden
İsim
Kök: عين
Dilbilgisi (i'rab)
وَّEdatatıf bağlacı، ön ek
أَعْيُنُİsimdişil çoğul، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
تَفِيضُ
akarak
Fiil
Kök: فيض
Dilbilgisi (i'rab)
تَفِيضُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil dişil
مِنَ
yaş
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنَEdatharf-i cer (edat)
ٱلدَّمْعِ
gözyaşlarıyla
İsim
Kök: دمع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
دَّمْعِİsimeril، mecrûr (genitif)
حَزَنًا
üzüntüden
İsim
Kök: حزن
Dilbilgisi (i'rab)
حَزَنًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَلَّا
dolayı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَEdatmasdar bağlacı
لَّاEdatolumsuzluk
يَجِدُوا۟
bulamadıklarından
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
يَجِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَا
bir şey
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
يُنفِقُونَ
infak edecek
Fiil
Kök: نفق
Dilbilgisi (i'rab)
يُنفِقُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Binek vermen için sana geldiklerinde, "Size binek bulamıyorum" dediğin zaman, sarfedecek bir şey bulamadıkları için üzüntüden gözyaşı dökerek geri dönenlere de sorumluluk yoktur.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Kendilerini bindirip savaşa gönderesin diye gönüllü olarak sana geldiklerinde, "Sizi bindirecek birşey bulamıyorum." dediğin zaman, bu uğurda harcayacakları birşey bulamadıklarından dolayı üzülüp gözlerinden yaş döke döke geri dönüp gidenlere de bir günah yoktur.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendilerine binek sağlaman için sana geldiklerinde “Sizi bindirecek bir (binek) bulamıyorum.” deyince, (savaş için) infak edecek hiçbir şey bulamadıklarından dolayı üzüntüden gözyaşı dökerek dönen kişilere de (sorumluluk yoktur).

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Nor (is there blame) on those who came to thee to be provided with mounts, and when thou saidst, "I can find no mounts for you," they turned back, their eyes streaming with tears of grief that they had no resources wherewith to provide the expenses.

A. Yusuf Alipublic-domain

And there is no blame attached to those who came to you [Prophet] for riding animals and to whom you said, ‘I cannot find a mount for you’: they turned away with their eyes overflowing with tears of grief that they had nothing they could contribute.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Nor unto those whom, when they came to thee (asking) that thou shouldst mount them, thou didst tell: I cannot find whereon to mount you. They turned back with eyes flowing with tears, for sorrow that they could not find the means to spend.

M. Pickthallpublic-domain

Nor [is there blame] upon those who, when they came to you for you to take them along, you said, "I can find nothing upon which to carry you." They turned back while their eyes overflowed with tears out of grief that they could not find something to spend [for the cause of Allāh].

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وكذلك لا إثم على الذين إذا ما جاؤوك يطلبون أن تعينهم بحملهم إلى الجهاد قلت لهم: لا أجد ما أحملكم عليه من الدوابِّ، فانصرفوا عنك، وقد فاضت أعينهم دَمعًا أسفًا على ما فاتهم من شرف الجهاد وثوابه؛ لأنهم لم يجدوا ما ينفقون، وما يحملهم لو خرجوا للجهاد في سبيل الله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?