← Sure 12

12:21

وَقَالَ ٱلَّذِى ٱشْتَرَىٰهُ مِن مِّصْرَ لِٱمْرَأَتِهِۦٓ أَكْرِمِى مَثْوَىٰهُ عَسَىٰٓ أَن يَنفَعَنَآ أَوْ نَتَّخِذَهُۥ وَلَدًا ۚ وَكَذَٰلِكَ مَكَّنَّا لِيُوسُفَ فِى ٱلْأَرْضِ وَلِنُعَلِّمَهُۥ مِن تَأْوِيلِ ٱلْأَحَادِيثِ ۚ وَٱللَّهُ غَالِبٌ عَلَىٰٓ أَمْرِهِۦ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَ ٱلنَّاسِ لَا يَعْلَمُونَ

Kelime kelime

وَقَالَ
ve dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِى
kimse
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِىİsimism-i mevsûl، eril tekil
ٱشْتَرَىٰهُ
onu satın alan
Fiil
Kök: شري
Dilbilgisi (i'rab)
ٱشْتَرَىٰFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِن
Mısır'lı
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
مِّصْرَ
bir şehre
İsim
Kök: مصر
Dilbilgisi (i'rab)
مِّصْرَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
لِٱمْرَأَتِهِۦٓ
karısına
İsim
Kök: مرأ
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱمْرَأَتِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هِۦٓİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
أَكْرِمِى
ona kıymet ver
Fiil
Kök: كرم
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْرِمِFiilemir، 2. tekil dişil
ىİsimzamir، son ek، 2. tekil dişil
مَثْوَىٰهُ
iyi bak
İsim
Kök: ثوي
Dilbilgisi (i'rab)
مَثْوَىٰİsimeril، mecrûr (genitif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
عَسَىٰٓ
belki
Fiil
Kök: عسي
Dilbilgisi (i'rab)
عَسَىٰٓFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَن
bize yararı dokunur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَنفَعَنَآ
bize yararı dokunur
Fiil
Kök: نفع
Dilbilgisi (i'rab)
يَنفَعَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
نَآİsimzamir، son ek، 1. çoğul
أَوْ
ya da
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
نَتَّخِذَهُۥ
onu ediniriz
Fiil
Kök: أخذ
Dilbilgisi (i'rab)
نَتَّخِذَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَدًا
evlad
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَلَدًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَكَذَٰلِكَ
ve böylece
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
مَكَّنَّا
bir imkan verdik
Fiil
Kök: مكن
Dilbilgisi (i'rab)
مَكَّFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لِيُوسُفَ
Yusuf'a
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
يُوسُفَİsimözel isim، eril، mecrûr (genitif)
فِى
o yerde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْأَرْضِ
yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَلِنُعَلِّمَهُۥ
ve ona öğrettik
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لِEdatta'lil lâmı (amaç)، ön ek
نُعَلِّمَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. çoğul
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِن
yorumunu
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
تَأْوِيلِ
onun te'vilini
İsim
Kök: أول
Dilbilgisi (i'rab)
تَأْوِيلِİsimmasdar (isim-fiil)، eril، mecrûr (genitif)
ٱلْأَحَادِيثِ
düşlerin
İsim
Kök: حدث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَحَادِيثِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱللَّهُ
ve Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
غَالِبٌ
galip olandır
İsim
Kök: غلب
Dilbilgisi (i'rab)
غَالِبٌİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
عَلَىٰٓ
işinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَمْرِهِۦ
buyruğunu
İsim
Kök: أمر
Dilbilgisi (i'rab)
أَمْرِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَلَٰكِنَّ
ama
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَٰكِنَّEdatmansûb (akuzatif)
أَكْثَرَ
çoğu
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْثَرَİsimeril tekil، mansûb (akuzatif)
ٱلنَّاسِ
insanların
İsim
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّاسِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
لَا
bilmezler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
يَعْلَمُونَ
bilen
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Mısır'da onu satın alan kimse karısına: "Ona güzel bak, belki bize faydası olur yahut ta onu evlat ediniriz" dedi. Biz işte böylece Yusuf'u o yere yerleştirdik; ona, rüyaların nasıl yorumlanacağını öğrettik. Allah, işinde hakimdir, fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Onu satın alan Mısırlı, eşine dedi ki: "Buna güzel bak. Bize faydalı olabilir, ya da evlat ediniriz." Yusuf'u böylece oraya yerleştirdik. Ona rüyaların tabirini de öğrettik. Allah emrinde galiptir. Fakat insanların çoğu bunu bilmezler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Mısır’da onu satın alan kişi, hanımına şöyle demişti: “Ona değer ver (güzel bak)! Belki bize yararı olur veya onu evlat ediniriz.” İşte böylece kendisine (rüyadaki) olayların yorumunu öğretmemiz için Yusuf’u o yere (Mısır’a) yerleştirmiştik. Allah işinde üstündür. Fakat insanların çoğu bilmezler.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The man in Egypt who bought him, said to his wife: "Make his stay (among us) honourable: may be he will bring us much good, or we shall adopt him as a son." Thus did We establish Joseph in the land, that We might teach him the interpretation of stories (and events). And Allah hath full power and control over His affairs; but most among mankind know it not.

A. Yusuf Alipublic-domain

The Egyptian who bought him said to his wife, ‘Look after him well! He may be useful to us, or we may adopt him as a son.’ In this way We settled Joseph in that land and later taught him how to interpret dreams: God always prevails in His purpose, though most people do not realize it.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And he of Egypt who purchased him said unto his wife: Receive him honourably. Perchance he may prove useful to us or we may adopt him as a son. Thus we established Joseph in the land that We might teach him the interpretation of events. And Allah was predominant in His career, but most of mankind know not.

M. Pickthallpublic-domain

And the one from Egypt who bought him said to his wife, "Make his residence comfortable. Perhaps he will benefit us, or we will adopt him as a son." And thus, We established Joseph in the land that We might teach him the interpretation of events [i.e., dreams]. And Allāh is predominant over His affair, but most of the people do not know.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولما ذهب المسافرون بيوسف إلى "مصر" اشتراه منهم عزيزها، وهو الوزير، وقال لامرأته: أحسني معاملته، واجعلي مقامه عندنا كريمًا، لعلنا نستفيد من خدمته، أو نقيمه عندنا مقام الولد، وكما أنجينا يوسف وجعلنا عزيز "مصر" يَعْطِف عليه، فكذلك مكنَّا له في أرض "مصر"، وجعلناه على خزائنها، ولنعلِّمه تفسير الرؤى فيعرف منها ما سيقع مستقبلا. والله غالب على أمره، فحكمه نافذ لا يبطله مبطل، ولكن أكثر الناس لا يعلمون أن الأمر كله بيد الله.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?