← Sure 12

12:62

وَقَالَ لِفِتْيَـٰنِهِ ٱجْعَلُوا۟ بِضَـٰعَتَهُمْ فِى رِحَالِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَعْرِفُونَهَآ إِذَا ٱنقَلَبُوٓا۟ إِلَىٰٓ أَهْلِهِمْ لَعَلَّهُمْ يَرْجِعُونَ

Kelime kelime

وَقَالَ
ve dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِفِتْيَٰنِهِ
uşaklarına
İsim
Kök: فتي
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
فِتْيَٰنِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱجْعَلُوا۟
koyun!
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱجْعَلُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِضَٰعَتَهُمْ
onların sermayelerini
İsim
Kök: بضع
Dilbilgisi (i'rab)
بِضَٰعَتَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فِى
içine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىEdatharf-i cer (edat)
رِحَالِهِمْ
yüklerinin
İsim
Kök: رحل
Dilbilgisi (i'rab)
رِحَالِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَعَلَّهُمْ
belki onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَعْرِفُونَهَآ
bunun farkına varırlar
Fiil
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْرِفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هَآİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
إِذَا
zaman
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
ٱنقَلَبُوٓا۟
döndükleri
Fiil
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱنقَلَبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَىٰٓ
ailelerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىٰٓEdatharf-i cer (edat)
أَهْلِهِمْ
ehlinin
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَعَلَّهُمْ
belki de
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَعَلَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
يَرْجِعُونَ
geri dönerler
Fiil
Kök: رجع
Dilbilgisi (i'rab)
يَرْجِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril

Meal

TR

Yusuf adamlarına: "Karşılık olarak getirdiklerini de yüklerine koyun. Belki ailelerine varınca, onu anlarlar da bir daha dönerler" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Yusuf bir taraftan da adamlarına tenbih etti: "Sermayelerini yüklerinin içine koyuverin, belki ailelerinin yanına dönünce farkına varırlar ve belki yine gelirler" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Yusuf, emrindeki) gençlere demişti ki: “Sermayelerini yüklerinin içine koyun! Olur ki ailelerine döndüklerinde bunun farkına varırlar da belki (tekrar) gelirler.”

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And (Joseph) told his servants to put their stock-in-trade (with which they had bartered) into their saddle-bags, so they should know it only when they returned to their people, in order that they might come back.

A. Yusuf Alipublic-domain

Joseph said to his servants, ‘Put their [traded] goods back into their saddlebags, so that they may recognize them when they go back to their family, and [be eager to] return.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He said unto his young men: Place their merchandise in their saddlebags, so that they may know it when they go back to their folk, and so will come again.

M. Pickthallpublic-domain

And [Joseph] said to his servants, "Put their merchandise into their saddlebags so they might recognize it when they have gone back to their people that perhaps they will [again] return."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وقال يوسف لغلمانه: اجعلوا ثمن ما أخذوه في أمتعتهم سرًا؛ رجاء أن يعرفوه إذا رجعوا إلى أهلهم، ويقدِّروا إكرامنا لهم؛ ليرجعوا طمعًا في عطائنا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?