← Sure 13

13:5

۞ وَإِن تَعْجَبْ فَعَجَبٌ قَوْلُهُمْ أَءِذَا كُنَّا تُرَٰبًا أَءِنَّا لَفِى خَلْقٍ جَدِيدٍ ۗ أُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ٱلْأَغْلَـٰلُ فِىٓ أَعْنَاقِهِمْ ۖ وَأُو۟لَـٰٓئِكَ أَصْحَـٰبُ ٱلنَّارِ ۖ هُمْ فِيهَا خَـٰلِدُونَ

Kelime kelime

وَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تَعْجَبْ
şaşacaksan
Fiil
Kök: عجب
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْجَبْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
فَعَجَبٌ
şaşmak lazım
İsim
Kök: عجب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
عَجَبٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
قَوْلُهُمْ
onların şu sözlerine
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْلُİsimmasdar (isim-fiil)، eril، merfû (nominatif)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَءِذَا
zaman mı?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
ءِذَاİsimzaman zarfı
كُنَّا
biz olduğumuz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَّاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
تُرَٰبًا
toprak
İsim
Kök: ترب
Dilbilgisi (i'rab)
تُرَٰبًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَءِنَّا
gerçekten biz mi?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
ءِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
لَفِى
içinde (olacağız)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdattekit، ön ek
فِىEdatharf-i cer (edat)
خَلْقٍ
bir yaratılış
İsim
Kök: خلق
Dilbilgisi (i'rab)
خَلْقٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
جَدِيدٍ
yeniden
İsim
Kök: جدد
Dilbilgisi (i'rab)
جَدِيدٍİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
أُو۟لَٰٓئِكَ
işte onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ٱلَّذِينَ
kimselerdir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
كَفَرُوا۟
inkar eden(lerdir)
Fiil
Kök: كفر
Dilbilgisi (i'rab)
كَفَرُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِرَبِّهِمْ
Rablerini
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأُو۟لَٰٓئِكَ
ve onlar (bulunanlardır)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
ٱلْأَغْلَٰلُ
halkalar
İsim
Kök: غلل
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَغْلَٰلُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
فِىٓ
boyunlarında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَعْنَاقِهِمْ
boyunları
İsim
Kök: عنق
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْنَاقِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَأُو۟لَٰٓئِكَ
ve onlar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أُو۟لَٰٓئِİsimism-i işaret، harf-i cer (edat)
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
أَصْحَٰبُ
halkıdır
İsim
Kök: صحب
Dilbilgisi (i'rab)
أَصْحَٰبُİsimeril çoğul، merfû (nominatif)
ٱلنَّارِ
ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هُمْ
onlar
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُمْİsimzamir، 3. çoğul eril
فِيهَا
orada
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
خَٰلِدُونَ
sürekli kalacaklardır
İsim
Kök: خلد
Dilbilgisi (i'rab)
خَٰلِدُونَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)

Meal

TR

Şaşacaksan, onların: "Biz toprak olunca mı yeniden yaratılacağız?" demelerine şaşmak gerekir. İşte onlar Rablerini inkar edenlerdir. İşte onlar boyunlarına demir halkalar vurulanlardır. İşte onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Eğer şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey onların şu sözleridir: "Biz toprak olup gittikten sonra mı, yani biz gerçekten yeniden mi yaratılacağız?" İşte bunlar Rablerini inkâr etmişlerdir. Bunlar boyunlarında demir halkalar bulunanlardır. Ve işte bunlar cehennemliktirler, orada ebedî kalacaklardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Kâfirlerin seni yalanlamalarına) şaşıyorsan, asıl şaşılacak şey, onların “Biz toprak olduğumuz zaman yeni bir yaratılışta mı olacağız!” demeleridir. İşte onlar, Rablerini inkâr edenlerdir; işte onlar (kıyamet gününde) boyunlarında halkalar bulunanlardır. İşte onlar ateş halkıdır. Onlar orada ebedî kalacaklardır!

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If thou dost marvel (at their want of faith), strange is their saying: "When we are (actually) dust, shall we indeed then be in a creation renewed?" They are those who deny their Lord! They are those round whose necks will be yokes (of servitude): they will be Companions of the Fire, to dwell therein (for aye)!

A. Yusuf Alipublic-domain

If anything can amaze you [Prophet], then you should surely be amazed at their asking, ‘What? When we become dust, shall we be created anew?’ These are the ones who deny their Lord, who will wear iron collars around their necks and be the inhabitants of the Fire, there to remain.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And if thou wonderest, then wondrous is their saying: When we are dust, are we then forsooth (to be raised) in a new creation? Such are they who disbelieve in their Lord; such have carcans on their necks; such are rightful owners of the Fire, they will abide therein.

M. Pickthallpublic-domain

And if you are astonished, [O Muḥammad] - then astonishing is their saying, "When we are dust, will we indeed be [brought] into a new creation?" Those are the ones who have disbelieved in their Lord, and those will have shackles upon their necks, and those are the companions of the Fire; they will abide therein eternally.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وإن تعجب -أيها الرسول- من عدم إيمانهم بعد هذه الأدلة فالعجب الأشدُّ من قول الكفار: أإذا متنا وكنا ترابا نُبعث من جديد؟ أولئك هم الجاحدون بربهم الذي أوجدهم من العدم، وأولئك تكون السلاسل من النار في أعناقهم يوم القيامة، وأولئك يدخلون النار، ولا يخرجون منها أبدًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?