← Sure 18

18:57

وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّن ذُكِّرَ بِـَٔايَـٰتِ رَبِّهِۦ فَأَعْرَضَ عَنْهَا وَنَسِىَ مَا قَدَّمَتْ يَدَاهُ ۚ إِنَّا جَعَلْنَا عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ أَكِنَّةً أَن يَفْقَهُوهُ وَفِىٓ ءَاذَانِهِمْ وَقْرًا ۖ وَإِن تَدْعُهُمْ إِلَى ٱلْهُدَىٰ فَلَن يَهْتَدُوٓا۟ إِذًا أَبَدًا

Kelime kelime

وَمَنْ
kim olabilir?
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنْİsimism-i mevsûl
أَظْلَمُ
daha zalim
İsim
Kök: ظلم
Dilbilgisi (i'rab)
أَظْلَمُİsimeril tekil، merfû (nominatif)
مِمَّن
kimseden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِEdatharf-i cer (edat)
مَّنİsimism-i mevsûl
ذُكِّرَ
hatırlatılan
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
ذُكِّرَFiilmâzî (geçmiş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil eril
بِـَٔايَٰتِ
ayetleri
İsim
Kök: أيي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ـَٔايَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
رَبِّهِۦ
Rabbinin
İsim
Kök: ربب
Dilbilgisi (i'rab)
رَبِّİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَأَعْرَضَ
fakat yüz çeviren
Fiil
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
أَعْرَضَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
عَنْهَا
onlardan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَنَسِىَ
ve unutandan
Fiil
Kök: نسي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
نَسِىَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مَا
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
قَدَّمَتْ
öne sürdüğü
Fiil
Kök: قدم
Dilbilgisi (i'rab)
قَدَّمَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
يَدَاهُ
ellerinin
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَدَاİsimdişil ikil، merfû (nominatif)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِنَّا
gerçekten biz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
اİsimzamir، son ek، 1. çoğul
جَعَلْنَا
koyduk
Fiil
Kök: جعل
Dilbilgisi (i'rab)
جَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 1. çoğul
نَاİsimzamir، son ek، 1. çoğul
عَلَىٰ
üzerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىٰEdatharf-i cer (edat)
قُلُوبِهِمْ
onların kalbleri
İsim
Kök: قلب
Dilbilgisi (i'rab)
قُلُوبِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَكِنَّةً
engel olan örtüler
İsim
Kök: كنن
Dilbilgisi (i'rab)
أَكِنَّةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
أَن
onu anlamalarına
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يَفْقَهُوهُ
anlamaya
Fiil
Kök: فقه
Dilbilgisi (i'rab)
يَفْقَهُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَفِىٓ
ve içine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
ءَاذَانِهِمْ
kulaklarının
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاذَانِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
وَقْرًا
ağırlıklar
İsim
Kök: وقر
Dilbilgisi (i'rab)
وَقْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
وَإِن
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنEdatşart
تَدْعُهُمْ
onları çağırsan da
Fiil
Kök: دعو
Dilbilgisi (i'rab)
تَدْعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. tekil eril
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِلَى
doğru yola
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْهُدَىٰ
hidayet
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
هُدَىٰİsimeril، mecrûr (genitif)
فَلَن
asla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَنEdatolumsuzluk
يَهْتَدُوٓا۟
doğru yola gelmezler
Fiil
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
يَهْتَدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
إِذًا
o halde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِذًاEdatcevap (evet)
أَبَدًا
asla
İsim
Kök: أبد
Dilbilgisi (i'rab)
أَبَدًاİsimzaman zarfı، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

Rabbinin ayetleri kendisine hatırlatılmışken onlardan yüz çeviren ve önceden yaptıklarını unutan kimseden daha zalim var mıdır? Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler, kulaklarına da ağırlık koyduk. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yolagelmezler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Rabbinin âyetleriyle nasihat edilip de onlardan yüz çeviren ve daha önce işlediği günahları unutandan daha zalim kim olabilir? Biz onların kalbleri üzerine (Kur'ân'ı) anlamalarına engel olan bir ağırlık, kulaklarına da sağırlık verdik. Ey Muhammed! Sen onları doğru yola çağırsan da onlar asla hidayete ermezler.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlara sırt çevirenden, kendi elleriyle yaptıklarını unutanlardan daha zalim kim olabilir ki! Şüphesiz ki onu (Kur’an’ı) anlamaları konusunda biz onların kalplerine perdeler, kulaklarına da (s)ağırlık verdik. Sen onları doğru yola çağırsan da asla doğru yola gelmeyeceklerdir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

And who doth more wrong than one who is reminded of the Signs of his Lord, but turns away from them, forgetting the (deeds) which his hands have sent forth? Verily We have set veils over their hearts lest they should understand this, and over their ears, deafness, if thou callest them to guidance, even then will they never accept guidance.

A. Yusuf Alipublic-domain

Who could be more wrong than the person who is reminded of his Lord’s messages and turns his back on them, ignoring what his hands are storing up for him [in the Hereafter]? We have put covers over their hearts, so they cannot understand the Quran, and We put heaviness in their ears: although you call them to guidance [Prophet] they will never accept it.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And who doth greater wrong than he who hath been reminded of the revelations of his Lord, yet turneth away from them and forgetteth what his hands send forward (to the Judgment)? Lo! on their hearts We have placed coverings so that they understand not, and in their ears a deafness. And though thou call them to the guidance, in that case they can never be led aright.

M. Pickthallpublic-domain

And who is more unjust than one who is reminded of the verses of his Lord but turns away from them and forgets what his hands have put forth? Indeed, We have placed over their hearts coverings, lest they understand it, and in their ears deafness. And if you invite them to guidance - they will never be guided, then - ever.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا أحد أشد ظلمًا ممن وُعِظ بآيات ربه الواضحة، فانصرف عنها إلى باطله، ونسي ما قدَّمته يداه من الأفعال القبيحة فلم يرجع عنها، إنَّا جعلنا على قلوبهم أغطية، فلم يفهموا القرآن، ولم يدركوا ما فيه من الخير، وجعلنا في آذانهم ما يشبه الصمم، فلم يسمعوه ولم ينتفعوا به، وإن تَدْعُهم إلى الإيمان فلن يستجيبوا لك، ولن يهتدوا إليه أبدًا.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?