← Sure 2

2:234

وَٱلَّذِينَ يُتَوَفَّوْنَ مِنكُمْ وَيَذَرُونَ أَزْوَٰجًا يَتَرَبَّصْنَ بِأَنفُسِهِنَّ أَرْبَعَةَ أَشْهُرٍ وَعَشْرًا ۖ فَإِذَا بَلَغْنَ أَجَلَهُنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا فَعَلْنَ فِىٓ أَنفُسِهِنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ ۗ وَٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرٌ

Kelime kelime

وَٱلَّذِينَ
kimselerin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يُتَوَفَّوْنَ
ölen(ler)
Fiil
Kök: وفي
Dilbilgisi (i'rab)
يُتَوَفَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. çoğul eril
وْنَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنكُمْ
içinizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَيَذَرُونَ
geriye bıraktıkları
Fiil
Kök: وذر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
يَذَرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَزْوَٰجًا
eşleri
İsim
Kök: زوج
Dilbilgisi (i'rab)
أَزْوَٰجًاİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
يَتَرَبَّصْنَ
(bekleyip) gözetlerler
Fiil
Kök: ربص
Dilbilgisi (i'rab)
يَتَرَبَّصْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِأَنفُسِهِنَّ
kendilerini
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أَرْبَعَةَ
dört
İsim
Kök: ربع
Dilbilgisi (i'rab)
أَرْبَعَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
أَشْهُرٍ
ay
İsim
Kök: شهر
Dilbilgisi (i'rab)
أَشْهُرٍİsimeril çoğul، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
وَعَشْرًا
ve on (gün)
İsim
Kök: عشر
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَشْرًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَإِذَا
zaman
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِذَاİsimzaman zarfı
بَلَغْنَ
bitirdiği
Fiil
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
بَلَغْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أَجَلَهُنَّ
sürelerini
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فَلَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
جُنَاحَ
bir günah
İsim
Kök: جنح
Dilbilgisi (i'rab)
جُنَاحَİsimeril، mansûb (akuzatif)
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِيمَا
yapmalarında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
مَاİsimism-i mevsûl
فَعَلْنَ
yapmalarında
Fiil
Kök: فعل
Dilbilgisi (i'rab)
فَعَلْFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
فِىٓ
için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِهِنَّ
kendileri
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
هِنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِٱلْمَعْرُوفِ
uygun olanı
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَعْرُوفِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِمَا
yaptıklarınızdan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تَعْمَلُونَ
yaptıklarınız
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
خَبِيرٌ
haberdardır
İsim
Kök: خبر
Dilbilgisi (i'rab)
خَبِيرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

İçinizden ölenlerin bırakmış olduğu eşler kendi kendilerine dört ay on gün beklerler; müddetleri sona erdiğinde, onların kendi haklarında uygun şekilde yaptıklarından dolayı size sorumluluk yoktur. Allah işlediklerinizden haberdardır.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

İçinizden vefat edip de geride eşler bırakan kimselerin hanımları, kendi başlarına dört ay on gün beklerler. İddet (bekleme) sürelerini bitirdikleri zaman, artık kendileri hakkında meşru bir şekilde yapacakları hareketten size bir günah yoktur. Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

İçinizden ölenlerin (geride bıraktıkları) eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler. (Bekleme) süresinin sonuna geldiklerinde, kendileri hakkında yaptıkları uygun (işlerde) size herhangi bir vebal yoktur. Allah, yapmakta olduklarınızdan haberdardır.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

If any of you die and leave widows behind, they shall wait concerning themselves four months and ten days: When they have fulfilled their term, there is no blame on you if they dispose of themselves in a just and reasonable manner. And Allah is well acquainted with what ye do.

A. Yusuf Alipublic-domain

If any of you die and leave widows, the widows should wait for four months and ten nights before remarrying. When they have completed this set time, you will not be blamed for anything they may reasonably choose to do with themselves. God is fully aware of what you do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Such of you as die and leave behind them wives, they (the wives) shall wait, keeping themselves apart, four months and ten days. And when they reach the term (prescribed for them) then there is no sin for you in aught that they may do with themselves in decency. Allah is informed of what ye do.

M. Pickthallpublic-domain

And those who are taken in death among you and leave wives behind - they, [the wives, shall] wait four months and ten [days]. And when they have fulfilled their term, then there is no blame upon you for what they do with themselves in an acceptable manner. And Allāh is [fully] Aware of what you do.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

والذين يموتون منكم، ويتركون زوجات بعدهم، يجب عليهن الانتظار بأنفسهن مدة أربعة أشهر وعشرة أيام، لا يخرجن من منزل الزوجية، ولا يتزيَّنَّ، ولا يتزوجن، فإذا انتهت المدة المذكورة فلا إثم عليكم يا أولياء النساء فيما يفعلن في أنفسهن من الخروج، والتزين، والزواج على الوجه المقرر شرعًا. والله سبحانه وتعالى خبير بأعمالكم ظاهرها وباطنها، وسيجازيكم عليها.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?