← Sure 2

2:235

وَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ فِيمَا عَرَّضْتُم بِهِۦ مِنْ خِطْبَةِ ٱلنِّسَآءِ أَوْ أَكْنَنتُمْ فِىٓ أَنفُسِكُمْ ۚ عَلِمَ ٱللَّهُ أَنَّكُمْ سَتَذْكُرُونَهُنَّ وَلَـٰكِن لَّا تُوَاعِدُوهُنَّ سِرًّا إِلَّآ أَن تَقُولُوا۟ قَوْلًا مَّعْرُوفًا ۚ وَلَا تَعْزِمُوا۟ عُقْدَةَ ٱلنِّكَاحِ حَتَّىٰ يَبْلُغَ ٱلْكِتَـٰبُ أَجَلَهُۥ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ يَعْلَمُ مَا فِىٓ أَنفُسِكُمْ فَٱحْذَرُوهُ ۚ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ غَفُورٌ حَلِيمٌ

Kelime kelime

وَلَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
جُنَاحَ
bir günah
İsim
Kök: جنح
Dilbilgisi (i'rab)
جُنَاحَİsimeril، mansûb (akuzatif)
عَلَيْكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِيمَا
üstü kapalı biçimde bildirmenizden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِيEdatharf-i cer (edat)
مَاİsimism-i mevsûl
عَرَّضْتُم
ima edersiniz
Fiil
Kök: عرض
Dilbilgisi (i'rab)
عَرَّضْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِهِۦ
ona
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هِۦİsimzamir، 3. tekil eril
مِنْ
evlenme isteğinizi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
خِطْبَةِ
evlilik teklifi
İsim
Kök: خطب
Dilbilgisi (i'rab)
خِطْبَةِİsimdişil، mecrûr (genitif)
ٱلنِّسَآءِ
kadınlara
İsim
Kök: نسو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّسَآءِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
أَكْنَنتُمْ
gizlemenizden
Fiil
Kök: كنن
Dilbilgisi (i'rab)
أَكْنَنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فِىٓ
içinizde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِكُمْ
kendi canlarınızda
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عَلِمَ
bilir
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
عَلِمَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
أَنَّكُمْ
şüphesiz sizin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
سَتَذْكُرُونَهُنَّ
onları anacağınızı
Fiil
Kök: ذكر
Dilbilgisi (i'rab)
سَEdatgelecek (se/sevfe)، ön ek
تَذْكُرُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَلَٰكِن
fakat
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَٰكِنEdatAMD
لَّا
sakın onlarla sözleşmeyin
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّاEdatnehiy (yasaklama)
تُوَاعِدُوهُنَّ
sözleşmiştik
Fiil
Kök: وعد
Dilbilgisi (i'rab)
تُوَاعِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
سِرًّا
gizli(buluşma)ya
İsim
Kök: سرر
Dilbilgisi (i'rab)
سِرًّاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
إِلَّآ
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّآEdatistisnâ (illâ)
أَن
söylemeniz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَقُولُوا۟
demeyesiniz
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
تَقُولُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
قَوْلًا
bir söz
İsim
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَوْلًاİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مَّعْرُوفًا
iyi (meşru)
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
مَّعْرُوفًاİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
وَلَا
ve kalkışmayın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatnehiy (yasaklama)
تَعْزِمُوا۟
azmedildiği
Fiil
Kök: عزم
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْزِمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
عُقْدَةَ
akdine (kıymaya)
İsim
Kök: عقد
Dilbilgisi (i'rab)
عُقْدَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
ٱلنِّكَاحِ
nikah
İsim
Kök: نكح
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نِّكَاحِİsimeril، mecrûr (genitif)
حَتَّىٰ
kadar
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
حَتَّىٰEdatharf-i cer (edat)
يَبْلُغَ
ulaşıncaya
Fiil
Kök: بلغ
Dilbilgisi (i'rab)
يَبْلُغَFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلْكِتَٰبُ
yazılanın (iddetinin)
İsim
Kök: كتب
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
كِتَٰبُİsimeril، merfû (nominatif)
أَجَلَهُۥ
sonuna
İsim
Kök: أجل
Dilbilgisi (i'rab)
أَجَلَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱعْلَمُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
يَعْلَمُ
bilir
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
يَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
مَا
şeyi
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
فِىٓ
içinizden geçen
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فِىٓEdatharf-i cer (edat)
أَنفُسِكُمْ
kendi canlarınızda
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
أَنفُسِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَٱحْذَرُوهُ
O'ndan sakının
Fiil
Kök: حذر
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱحْذَرُFiilemir، 2. çoğul eril
وİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve yine bilin ki
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱعْلَمُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
غَفُورٌ
bağışlayandır
İsim
Kök: غفر
Dilbilgisi (i'rab)
غَفُورٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
حَلِيمٌ
halimdir
İsim
Kök: حلم
Dilbilgisi (i'rab)
حَلِيمٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)، sıfat

Meal

TR

Böyle kadınlara kapalı bir şekilde evlenme teklif etmenizde veya içinizden onlarla evlenmeyi geçirmenizde size sorumluluk yoktur. Allah onları anacağınızı bilir. Sakın meşru sözler dışında onlarla gizlice sözleşmeyin, müddet sona erene kadar nikah akdine kalkışmayın. İçinizde olanı Allah'ın bildiğini bilin de O'ndan çekinin. Allah'ın bağışlayan ve Halim olduğunu bilin.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Böyle kadınlara evlenme isteğinizi üstü kapalı biçimde çıtlatmanızda veya gönlünüzde tutmanızda size bir vebal yoktur. Allah biliyor ki siz onları mutlaka anacaksınız. Fakat meşru bir söz söylemekten başka bir şekilde kendileriyle gizlice sözleşmeyin. Farz olan iddet sona erinceye kadar da nikâh akdine azmetmeyin (kesin karar vermeyin). Bilin ki Allah gönlünüzdekini bilir. Öyle ise O'nun azabından sakının. Yine bilin ki Allah çok bağışlayıcıdır, çok yumuşaktır.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Beklemekte olan) kadınlarla evlenme hakkındaki düşüncelerinizi sunmanızda veya onu içinizde tutmanızda size herhangi bir vebal yoktur. Allah sizin onları anacağınızı bilir. Uygun sözler söylemeniz hariç, sakın onlara gizlice buluşma sözü vermeyin! Kitap (yani bekleme) süresini dolduruncaya kadar nikâh düğümünü pekiştirmeyin (nikâh kıymaya kalkışmayın)! Bilin ki Allah nefislerinizdekileri (kalplerinizdeki)ni bilir. Bu sebeple (yanlış yaparsanız) O’ndan (Allah’tan) sakının! Bilin ki Allah çok bağışlayandır, çok hoşgörülüdür.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

There is no blame on you if ye make an offer of betrothal or hold it in your hearts. Allah knows that ye cherish them in your hearts: But do not make a secret contract with them except in terms Honourable, nor resolve on the tie of marriage till the term prescribed is fulfilled. And know that Allah Knoweth what is in your hearts, and take heed of Him; and know that Allah is Oft-forgiving, Most Forbearing.

A. Yusuf Alipublic-domain

You will not be blamed whether you give a hint that you wish to marry these women, or keep it to yourselves- God knows that you intend to propose to them. Do not make a secret arrangement with them; speak to them honourably and do not confirm the marriage tie until the prescribed period reaches its end. Remember that God knows what is in your souls, so be mindful of Him. Remember that God is most forgiving and forbearing.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

There is no sin for you in that which ye proclaim or hide in your minds concerning your troth with women. Allah knoweth that ye will remember them. But plight not your troth with women except by uttering a recognised form of words. And do not consummate the marriage until (the term) prescribed is run. Know that Allah knoweth what is in your minds, so beware of Him; and know that Allah is Forgiving, Clement.

M. Pickthallpublic-domain

There is no blame upon you for that to which you [indirectly] allude concerning a proposal to women or for what you conceal within yourselves. Allāh knows that you will have them in mind. But do not promise them secretly except for saying a proper saying. And do not determine to undertake a marriage contract until the decreed period reaches its end. And know that Allāh knows what is within yourselves, so beware of Him. And know that Allāh is Forgiving and Forbearing.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

ولا إثم عليكم -أيها الرجال- فيما تُلَمِّحون به مِن طلب الزواج بالنساء المتوفَّى عنهنَّ أزواجهن، أو المطلقات طلاقًا بائنًا في أثناء عدتهن، ولا ذنب عليكم أيضًا فيما أضمرتموه في أنفسكم من نية الزواج بهن بعد انتهاء عدتهن. علم الله أنكم ستذكرون النساء المعتدَّات، ولن تصبروا على السكوت عنهن، لضعفكم؛ لذلك أباح لكم أن تذكروهن تلميحًا أو إضمارًا في النفس، واحذروا أن تواعدوهن على النكاح سرًا بالزنى أو الاتفاق على الزواج في أثناء العدة، إلا أن تقولوا قولا يُفْهَم منه أن مثلها يُرْغَبُ فيها الأزواج، ولا تعزموا على عقد النكاح في زمان العدة حتى تنقضي مدتها. واعلموا أن الله يعلم ما في أنفسكم فخافوه، واعلموا أن الله غفور لمن تاب من ذنوبه، حليم على عباده لا يعجل عليهم بالعقوبة.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?