← Sure 2

2:233

۞ وَٱلْوَٰلِدَٰتُ يُرْضِعْنَ أَوْلَـٰدَهُنَّ حَوْلَيْنِ كَامِلَيْنِ ۖ لِمَنْ أَرَادَ أَن يُتِمَّ ٱلرَّضَاعَةَ ۚ وَعَلَى ٱلْمَوْلُودِ لَهُۥ رِزْقُهُنَّ وَكِسْوَتُهُنَّ بِٱلْمَعْرُوفِ ۚ لَا تُكَلَّفُ نَفْسٌ إِلَّا وُسْعَهَا ۚ لَا تُضَآرَّ وَٰلِدَةٌۢ بِوَلَدِهَا وَلَا مَوْلُودٌ لَّهُۥ بِوَلَدِهِۦ ۚ وَعَلَى ٱلْوَارِثِ مِثْلُ ذَٰلِكَ ۗ فَإِنْ أَرَادَا فِصَالًا عَن تَرَاضٍ مِّنْهُمَا وَتَشَاوُرٍ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْهِمَا ۗ وَإِنْ أَرَدتُّمْ أَن تَسْتَرْضِعُوٓا۟ أَوْلَـٰدَكُمْ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْ إِذَا سَلَّمْتُم مَّآ ءَاتَيْتُم بِٱلْمَعْرُوفِ ۗ وَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱعْلَمُوٓا۟ أَنَّ ٱللَّهَ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصِيرٌ

Kelime kelime

وَٱلْوَٰلِدَٰتُ
ve anneler
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
وَٰلِدَٰتُİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil çoğul، merfû (nominatif)
يُرْضِعْنَ
emzirirler
Fiil
Kök: رضع
Dilbilgisi (i'rab)
يُرْضِعْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul dişil
نَİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
أَوْلَٰدَهُنَّ
çocuklarını
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْلَٰدَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
حَوْلَيْنِ
iki yıl
İsim
Kök: حول
Dilbilgisi (i'rab)
حَوْلَيْنِİsimzaman zarfı، eril ikil، mansûb (akuzatif)
كَامِلَيْنِ
tam
İsim
Kök: كمل
Dilbilgisi (i'rab)
كَامِلَيْنِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril ikil، mansûb (akuzatif)، sıfat
لِمَنْ
kimse için
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَنْİsimism-i mevsûl
أَرَادَ
isteyen
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَادَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَن
tamamlamak
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
يُتِمَّ
tamamlayın
Fiil
Kök: تمم
Dilbilgisi (i'rab)
يُتِمَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
ٱلرَّضَاعَةَ
emzirmeyi
İsim
Kök: رضع
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
رَّضَاعَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
وَعَلَى
üzerinedir
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْمَوْلُودِ
babanın
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَوْلُودِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
لَهُۥ
(çocuk kendisine ait olan)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
رِزْقُهُنَّ
onların yiyecekleri
İsim
Kök: رزق
Dilbilgisi (i'rab)
رِزْقُİsimeril، merfû (nominatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
وَكِسْوَتُهُنَّ
ve giyecekleri
İsim
Kök: كسو
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
كِسْوَتُİsimdişil، merfû (nominatif)
هُنَّİsimzamir، son ek، 3. çoğul dişil
بِٱلْمَعْرُوفِ
uygun biçimde
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَعْرُوفِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
لَا
yükümlü tutulmaz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تُكَلَّفُ
biz teklif etmeyiz
Fiil
Kök: كلف
Dilbilgisi (i'rab)
تُكَلَّفُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
نَفْسٌ
hiç kimse
İsim
Kök: نفس
Dilbilgisi (i'rab)
نَفْسٌİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
إِلَّا
başka
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdathasr (sınırlama)
وُسْعَهَا
gücünün yettiğinden
İsim
Kök: وسع
Dilbilgisi (i'rab)
وُسْعَİsimeril، mansûb (akuzatif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
لَا
zarara sokulmasın
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
تُضَآرَّ
onlara zarar vermeyin
Fiil
Kök: ضرر
Dilbilgisi (i'rab)
تُضَآرَّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، meçhul (edilgen)، 3. tekil dişil
وَٰلِدَةٌۢ
(ne) anne
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
وَٰلِدَةٌۢİsimism-i fâil (etken ortaç)، dişil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
بِوَلَدِهَا
çocuğu yüzünden
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
وَلَدِİsimeril، mecrûr (genitif)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
وَلَا
ve (ne de)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
مَوْلُودٌ
baba
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
مَوْلُودٌİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)
لَّهُۥ
(çocuğun aidolduğu)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
هُۥİsimzamir، 3. tekil eril
بِوَلَدِهِۦ
çocuğu yüzünden
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
وَلَدِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
وَعَلَى
ve üzerinde
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلْوَارِثِ
mirasçının
İsim
Kök: ورث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
وَارِثِİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril tekil، mecrûr (genitif)
مِثْلُ
aynı (yükümlülük var)dır
İsim
Kök: مثل
Dilbilgisi (i'rab)
مِثْلُİsimeril، merfû (nominatif)
ذَٰلِكَ
bunun
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ذَٰİsimism-i işaret، eril tekil
لِEdatuzaklık، son ek
كَEdatmuhâtab، son ek، eril
فَإِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
إِنْEdatşart
أَرَادَا
isterlerse
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَادَFiilmâzî (geçmiş)، 3. ikil eril
اİsimzamir، son ek، 3. ikil eril
فِصَالًا
sütten kesmek
İsim
Kök: فصل
Dilbilgisi (i'rab)
فِصَالًاİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
عَن
rızalarıyla
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَنEdatharf-i cer (edat)
تَرَاضٍ
karşılıklı rıza
İsim
Kök: رضو
Dilbilgisi (i'rab)
تَرَاضٍİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
مِّنْهُمَا
kendi aralarında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
وَتَشَاوُرٍ
ve danışarak
İsim
Kök: شور
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
تَشَاوُرٍİsimmasdar (isim-fiil)، eril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَلَا
yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
جُنَاحَ
günah
İsim
Kök: جنح
Dilbilgisi (i'rab)
جُنَاحَİsimeril، mansûb (akuzatif)
عَلَيْهِمَا
kendilerine
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
هِمَاİsimzamir، son ek، 3. ikil
وَإِنْ
eğer
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
إِنْEdatşart
أَرَدتُّمْ
isterseniz
Fiil
Kök: رود
Dilbilgisi (i'rab)
أَرَدFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُّمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَن
(sütannesi tutup) emzirtmek
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنEdatmasdar bağlacı
تَسْتَرْضِعُوٓا۟
başka bir kadından emzirmesini isteyin
Fiil
Kök: رضع
Dilbilgisi (i'rab)
تَسْتَرْضِعُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَوْلَٰدَكُمْ
çocuklarınızı
İsim
Kök: ولد
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْلَٰدَİsimeril çoğul، mansûb (akuzatif)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
فَلَا
yine yoktur
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَاEdatolumsuzluk
جُنَاحَ
bir günah
İsim
Kök: جنح
Dilbilgisi (i'rab)
جُنَاحَİsimeril، mansûb (akuzatif)
عَلَيْكُمْ
üzerinize
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَيْEdatharf-i cer (edat)
كُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِذَا
sonra
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذَاİsimzaman zarfı
سَلَّمْتُم
verdikten
Fiil
Kök: سلم
Dilbilgisi (i'rab)
سَلَّمْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مَّآ
şeyi (ücreti)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَّآİsimism-i mevsûl
ءَاتَيْتُم
verdiğiniz
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتَيْFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِٱلْمَعْرُوفِ
güzelce
İsim
Kök: عرف
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
مَعْرُوفِİsimism-i mef'ûl (edilgen ortaç)، eril، mecrûr (genitif)
وَٱتَّقُوا۟
ve korkun
Fiil
Kök: وقي
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱتَّقُFiilemir، 2. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
ٱللَّهَ
Allah'tan
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
وَٱعْلَمُوٓا۟
ve bilin ki
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱعْلَمُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
أَنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
بِمَا
her şeyi
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
تَعْمَلُونَ
yaptığınız
Fiil
Kök: عمل
Dilbilgisi (i'rab)
تَعْمَلُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بَصِيرٌ
görmektedir
İsim
Kök: بصر
Dilbilgisi (i'rab)
بَصِيرٌİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، merfû (nominatif)

Meal

TR

Anneler çocuklarını, emzirmeyi tamamlatmak isteyen baba için, tam iki sene emzirirler. Anaların yiyecek ve giyeceğini uygun bir şekilde sağlamak çocuk kendisinin olan babaya borçtur. Herkese ancak gücü nisbetinde teklifte bulunulur. Ana çocuğundan, çocuk kendisinin olan baba da çocuğundan dolayı zarara sokulmasın. Mirasçıya da aynı şeyi yapmak borçtur. Ana baba aralarında danışarak ve anlaşarak sütten kesmek isterlerse, ikisine de sorumluluk yoktur. Çocuklarınızı sütanneye emzirtmek isterseniz, vereceğinizi örfe uygun bir şekilde öderseniz, size sorumluluk yoktur. Allah'tan sakının, yaptıklarınızı gördüğünü bilin.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Anneler, çocuklarını, emzirmenin tamamlanmasını isteyenler için tam iki yıl emzirirler. Çocuk kendisine ait olan babaya da emzirenlerin yiyecekleri ve giyecekleri geleneklere uygun olarak bir borçtur. Bununla beraber herkes ancak gücüne göre mükellefolur. Çocuğu sebebiyle bir anne de, çocuğu sebebiyle bir baba da zarara sokulmasın. Varise düşen de yine aynı borçtur. Eğer ana ve baba birbirleriyle istişare edip, her ikisinin de rızasıyla çocuğu memeden ayırmak isterlerse kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkalarına emzirtmek isterseniz vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra bunda da size bir günah yoktur. Bununla beraber Allah'tan korkun ve bilin ki, Allah yaptıklarınızı görür.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Emzirmeyi tamamlatmak isteyen (babalar) için (kendilerinden boşanmış) anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların uygun bir şekilde beslenmesi ve giyimi babaya aittir. Hiçbir can (insan), gücünün dışında (bir şeyle) sorumlu tutulmaz. Hiçbir anne çocuğu sebebiyle, hiçbir baba da çocuğu sebebiyle zarara uğratılmamalıdır. (Baba ölürse) onun benzeri (nafaka temini) mirasçı üzerine yükümlülüktür. Onlar (anne ve baba) karşılıklı anlaşarak ve birbirleriyle görüşerek (çocuğu iki yıldan önce sütten) ayırmak isterlerse kendilerine herhangi bir vebal yoktur. Çocuklarınızı (süt anneye) emzirtmek istediğiniz takdirde, süt anneye vermekte olduğunuzu (ücreti) uygun bir şekilde teslim etmenizde size vebal yoktur. Allah’a karşı takvâlı (duyarlı) olun! Bilin ki şüphesiz Allah yapmakta olduklarınızı görendir.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

The mothers shall give such to their offspring for two whole years, if the father desires to complete the term. But he shall bear the cost of their food and clothing on equitable terms. No soul shall have a burden laid on it greater than it can bear. No mother shall be Treated unfairly on account of her child. Nor father on account of his child, an heir shall be chargeable in the same way. If they both decide on weaning, by mutual consent, and after due consultation, there is no blame on them. If ye decide on a foster-mother for your offspring, there is no blame on you, provided ye pay (the mother) what ye offered, on equitable terms. But fear Allah and know that Allah sees well what ye do.

A. Yusuf Alipublic-domain

Mothers suckle their children for two whole years, if they wish to complete the term, and clothing and maintenance must be borne by the father in a fair manner. No one should be burdened with more than they can bear: no mother shall be made to suffer harm on account of her child, nor any father on account of his. The same duty is incumbent on the father’s heir. If, by mutual consent and consultation, the couple wish to wean [the child], they will not be blamed, nor will there be any blame if you wish to engage a wet nurse, provided you pay as agreed in a fair manner. Be mindful of God, knowing that He sees everything you do.

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

Mothers shall suckle their children for two whole years; (that is) for those who wish to complete the suckling. The duty of feeding and clothing nursing mothers in a seemly manner is upon the father of the child. No-one should be charged beyond his capacity. A mother should not be made to suffer because of her child, nor should he to whom the child is born (be made to suffer) because of his child. And on the (father's) heir is incumbent the like of that (which was incumbent on the father). If they desire to wean the child by mutual consent and (after) consultation, it is no sin for them; and if ye wish to give your children out to nurse, it is no sin for you, provide that ye pay what is due from you in kindness. Observe your duty to Allah, and know that Allah is Seer of what ye do.

M. Pickthallpublic-domain

Mothers may nurse [i.e., breastfeed] their children two complete years for whoever wishes to complete the nursing [period]. Upon the father is their [i.e., the mothers'] provision and their clothing according to what is acceptable. No person is charged with more than his capacity. No mother should be harmed through her child, and no father through his child. And upon the [father's] heir is [a duty] like that [of the father]. And if they both desire weaning through mutual consent from both of them and consultation, there is no blame upon either of them. And if you wish to have your children nursed by a substitute, there is no blame upon you as long as you give payment according to what is acceptable. And fear Allāh and know that Allāh is Seeing of what you do.

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

وعلى الوالدات إرضاع أولادهن مدة سنتين كاملتين لمن أراد إتمام الرضاعة، ويجب على الآباء أن يكفُلوا للمرضعات المطلقات طعامهن وكسوتهن، على الوجه المستحسن شرعًا وعرفًا؛ لأن الله لا يكلف نفسًا إلا قدر طاقتها، ولا يحل للوالدين أن يجعلوا المولود وسيلة للمضارة بينهما، ويجب على الوارث عند موت الوالد مثل ما يجب على الوالد قبل موته من النفقة والكسوة. فإن أراد الوالدان فطام المولود قبل انتهاء السنتين فلا حرج عليهما إذا تراضيا وتشاورا في ذلك؛ ليصلا إلى ما فيه مصلحة المولود. وإن اتفق الوالدان على إرضاع المولود من مرضعة أخرى غير والدته فلا حرج عليهما، إذا سلَّم الوالد للأم حقَّها، وسلَّم للمرضعة أجرها بما يتعارفه الناس. وخافوا الله في جميع أحوالكم، واعلموا أن الله بما تعملون بصير، وسيجازيكم على ذلك.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?