← Sure 2

2:249

فَلَمَّا فَصَلَ طَالُوتُ بِٱلْجُنُودِ قَالَ إِنَّ ٱللَّهَ مُبْتَلِيكُم بِنَهَرٍ فَمَن شَرِبَ مِنْهُ فَلَيْسَ مِنِّى وَمَن لَّمْ يَطْعَمْهُ فَإِنَّهُۥ مِنِّىٓ إِلَّا مَنِ ٱغْتَرَفَ غُرْفَةًۢ بِيَدِهِۦ ۚ فَشَرِبُوا۟ مِنْهُ إِلَّا قَلِيلًا مِّنْهُمْ ۚ فَلَمَّا جَاوَزَهُۥ هُوَ وَٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ مَعَهُۥ قَالُوا۟ لَا طَاقَةَ لَنَا ٱلْيَوْمَ بِجَالُوتَ وَجُنُودِهِۦ ۚ قَالَ ٱلَّذِينَ يَظُنُّونَ أَنَّهُم مُّلَـٰقُوا۟ ٱللَّهِ كَم مِّن فِئَةٍ قَلِيلَةٍ غَلَبَتْ فِئَةً كَثِيرَةًۢ بِإِذْنِ ٱللَّهِ ۗ وَٱللَّهُ مَعَ ٱلصَّـٰبِرِينَ

Kelime kelime

فَلَمَّا
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
فَصَلَ
ayrıldığında
Fiil
Kök: فصل
Dilbilgisi (i'rab)
فَصَلَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
طَالُوتُ
Talut'u
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
طَالُوتُİsimözel isim، merfû (nominatif)
بِٱلْجُنُودِ
ordularla
İsim
Kök: جند
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
جُنُودِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
قَالَ
dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
إِنَّ
şüphesiz
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
ٱللَّهَ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهَİsimözel isim، mansûb (akuzatif)
مُبْتَلِيكُم
sizi deneyecektir
İsim
Kök: بلو
Dilbilgisi (i'rab)
مُبْتَلِيİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril tekil، merfû (nominatif)
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
بِنَهَرٍ
bir ırmakla
İsim
Kök: نهر
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَهَرٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
فَمَن
kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
مَنİsimşart
شَرِبَ
içerse
Fiil
Kök: شرب
Dilbilgisi (i'rab)
شَرِبَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنْهُ
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَلَيْسَ
değildir
Fiil
Kök: ليس
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
لَيْسَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
مِنِّى
benden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنِّEdatharf-i cer (edat)
ىİsimzamir، son ek، 1. tekil
وَمَن
ve kim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَنİsimşart
لَّمْ
ondan tadmazsa
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّمْEdatolumsuzluk
يَطْعَمْهُ
yediklerinden
Fiil
Kök: طعم
Dilbilgisi (i'rab)
يَطْعَمْFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. tekil eril
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَإِنَّهُۥ
şüphesiz o
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatcevap (netice)، ön ek
إِنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
مِنِّىٓ
bendendir;
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنِّEdatharf-i cer (edat)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
إِلَّا
dışında
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
مَنِ
kimsenin
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَنِİsimism-i mevsûl
ٱغْتَرَفَ
avuçlayan
Fiil
Kök: غرف
Dilbilgisi (i'rab)
ٱغْتَرَفَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
غُرْفَةًۢ
bir avuç
İsim
Kök: غرف
Dilbilgisi (i'rab)
غُرْفَةًۢİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
بِيَدِهِۦ
eliyle
İsim
Kök: يدي
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
يَدِİsimdişil tekil، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
فَشَرِبُوا۟
hepsi içtiler
Fiil
Kök: شرب
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatatıf bağlacı، ön ek
شَرِبُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مِنْهُ
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِنْEdatharf-i cer (edat)
هُİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
إِلَّا
hariç
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِلَّاEdatistisnâ (illâ)
قَلِيلًا
pek azı
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلًاİsimeril tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
مِّنْهُمْ
içlerinden
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هُمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلَمَّا
nihayet
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّاİsimzaman zarfı
جَاوَزَهُۥ
(ırmağı) geçince
Fiil
Kök: جوز
Dilbilgisi (i'rab)
جَاوَزَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
هُوَ
o (Talut)
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
هُوَİsimzamir، 3. tekil eril
وَٱلَّذِينَ
ve kimseler
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
ءَامَنُوا۟
iman eden
Fiil
Kök: أمن
Dilbilgisi (i'rab)
ءَامَنُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مَعَهُۥ
beraberindekiler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
هُۥİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَالُوا۟
dediler
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالُFiilmâzî (geçmiş)، 3. çoğul eril
وا۟İsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
لَا
gücümüz yok
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَاEdatolumsuzluk
طَاقَةَ
güç
İsim
Kök: طوق
Dilbilgisi (i'rab)
طَاقَةَİsimdişil، mansûb (akuzatif)
لَنَا
bizim
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَEdatharf-i cer (edat)، ön ek
نَاİsimzamir، 1. çoğul
ٱلْيَوْمَ
bugün
İsim
Kök: يوم
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
يَوْمَİsimzaman zarfı، eril، mansûb (akuzatif)
بِجَالُوتَ
Calut'a
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
جَالُوتَİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَجُنُودِهِۦ
ve askerlerine karşı
İsim
Kök: جند
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
جُنُودِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِۦİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
قَالَ
dedi
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
ٱلَّذِينَ
kimseler
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلَّذِينَİsimism-i mevsûl، eril çoğul
يَظُنُّونَ
kanaat getiren
Fiil
Kök: ظنن
Dilbilgisi (i'rab)
يَظُنُّFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 3. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
أَنَّهُم
elbette onların
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَنَّEdatmansûb (akuzatif)
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
مُّلَٰقُوا۟
kavuşacaklarına
İsim
Kök: لقي
Dilbilgisi (i'rab)
مُّلَٰقُوا۟İsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، merfû (nominatif)
ٱللَّهِ
Allah'a
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
كَم
nice
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
كَمİsimmerfû (nominatif)
مِّن
topluluk
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنEdatharf-i cer (edat)
فِئَةٍ
topluluğu
İsim
Kök: فأي
Dilbilgisi (i'rab)
فِئَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
قَلِيلَةٍ
az olan
İsim
Kök: قلل
Dilbilgisi (i'rab)
قَلِيلَةٍİsimdişil، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)، sıfat
غَلَبَتْ
galib gelmiştir
Fiil
Kök: غلب
Dilbilgisi (i'rab)
غَلَبَتْFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil dişil
فِئَةً
topluluğa
İsim
Kök: فأي
Dilbilgisi (i'rab)
فِئَةًİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
كَثِيرَةًۢ
çok olan
İsim
Kök: كثر
Dilbilgisi (i'rab)
كَثِيرَةًۢİsimdişil tekil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)، sıfat
بِإِذْنِ
izniyle
İsim
Kök: أذن
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
إِذْنِİsimeril، mecrûr (genitif)
ٱللَّهِ
Allah'ın
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
ٱللَّهِİsimözel isim، mecrûr (genitif)
وَٱللَّهُ
Allah
İsim
Kök: أله
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
ٱللَّهُİsimözel isim، merfû (nominatif)
مَعَ
beraberdir
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَعَİsimmekân zarfı، mansûb (akuzatif)
ٱلصَّٰبِرِينَ
sabredenlerle
İsim
Kök: صبر
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
صَّٰبِرِينَİsimism-i fâil (etken ortaç)، eril çoğul، mecrûr (genitif)

Meal

TR

Talut orduyla birlikte ayrıldıktan sonra, "Doğrusu Allah sizi bir ırmakla deneyecektir, ondan içen benden değildir, onu tatmayan eliyle sadece bir avuç avuçlayan müstesna şüphesiz bendendir" dedi. Onlardan pek azı hariç, sudan içtiler. Kendisi ve kendisiyle olan inananlar ırmağı geçince, "Bugün Calut ve ordusuna karşı koyacak gücümüz yok" dediler. Kendilerinin Allah'a kavuşacağını bilenler ise: "Nice az topluluk çok topluluğa Allah'ın izniyle üstün gelmiştir, Allah sabredenlerle beraberdir" dediler.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Talut, ordu ile hareket edince dedi ki: "Allah sizi mutlaka bir nehirle imtihan edecek. Kim ondan içerse, benden değildir. Kim de onu tatmazsa, işte o bendendir. Ancak eliyle bir avuç alan başka (bu kadarına ruhsat vardır)." Derken içlerinden pek azı hariç, hepsi de varır varmaz ondan içtiler. Talut ve beraberindeki iman eden kimseler nehri geçtiklerinde. "Bizim bugün, Calut ile ordusuna karşı duracak gücümüz yok." dediler. Allah'a kavuşacaklarına inanıp, bilenler ise şu cevabı verdiler: "Nice az topluluklar, Allah'ın izniyle nice çok topluluklara galip gelmişlerdir. Allah, sabırlılarla beraberdir."

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Talut askerlerle birlikte (savaş için) ayrılınca şöyle demişti: “Allah sizi bir ırmakla imtihan edecek. Ondan içen benden değildir, onu tatmayan bendendir; eliyle (sadece) bir avuç alan hariç.” İçlerinden azı hariç hepsi ırmaktan içmişlerdi. O (Talut) ve onunla birlikte iman edenler birlikte ırmağı geçince “Bugün bizim Calut’a ve askerlerine karşı koyacak gücümüz yoktur.” demişlerdi. Allah’(ın huzurun)a varacaklarına inananlar, “Sayıca az nice birlik(ler), Allah’ın izniyle sayıca çok birlik(ler)i yenmiştir. Allah sabredenlerle beraberdir.” demişlerdi.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

When Talut set forth with the armies, he said: "Allah will test you at the stream: if any drinks of its water, He goes not with my army: Only those who taste not of it go with me: A mere sip out of the hand is excused." but they all drank of it, except a few. When they crossed the river,- He and the faithful ones with him,- they said: "This day We cannot cope with Goliath and his forces." but those who were convinced that they must meet Allah, said: "How oft, by Allah's will, Hath a small force vanquished a big one? Allah is with those who steadfastly persevere."

A. Yusuf Alipublic-domain

When Talut set out with his forces, he said to them, ‘God will test you with a river. Anyone who drinks from it will not belong with me, but anyone who refrains from tasting it will belong with me; if he scoops up just one handful [he will be excused].’ But they all drank [deep] from it, except for a few. When he crossed it with those who had kept faith, they said, ‘We have no strength today against Goliath and his warriors.’ But those who knew that they were going to meet their Lord said, ‘How often a small force has defeated a large army with God’s permission! God is with those who are steadfast.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

And when Saul set out with the army, he said: Lo! Allah will try you by (the ordeal of) a river. Whosoever therefore drinketh thereof he is not of me, and whosoever tasteth it not he is of me, save him who taketh (thereof) in the hollow of his hand. But they drank thereof, all save a few of them. And after he had crossed (the river), he and those who believed with him, they said: We have no power this day against Goliath and his hosts. But those who knew that they would meet Allah exclaimed: How many a little company hath overcome a mighty host by Allah's leave! Allah is with the steadfast.

M. Pickthallpublic-domain

And when Saul went forth with the soldiers, he said, "Indeed, Allāh will be testing you with a river. So whoever drinks from it is not of me, and whoever does not taste it is indeed of me, excepting one who takes [from it] in the hollow of his hand." But they drank from it, except a [very] few of them. Then when he had crossed it along with those who believed with him, they said, "There is no power for us today against Goliath and his soldiers." But those who were certain that they would meet Allāh said, "How many a small company has overcome a large company by permission of Allāh. And Allāh is with the patient."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

فلما خرج طالوت بجنوده لقتال العمالقة قال لهم: إن الله ممتحنكم على الصبر بنهر أمامكم تعبرونه؛ ليتميَّز المؤمن من المنافق، فمن شرب منكم من ماء النهر فليس مني، ولا يصلح للجهاد معي، ومن لم يذق الماء فإنه مني؛ لأنه مطيع لأمري وصالح للجهاد، إلا مَن ترخَّص واغترف غُرْفة واحدة بيده فلا لوم عليه. فلما وصلوا إلى النهر انكبوا على الماء، وأفرطوا في الشرب منه، إلا عددًا قليلا منهم صبروا على العطش والحر، واكتفوا بغُرْفة اليد، وحينئذ تخلف العصاة. ولما عبر طالوت النهر هو والقلة المؤمنة معه -وهم ثلاثمائة وبضعة عشر رجلا لملاقاة العدو، ورأوا كثرة عدوهم وعدَّتهم، قالوا: لا قدرة لنا اليوم بجالوت وجنوده الأشداء، فأجاب الذين يوقنون بلقاء الله، يُذَكِّرون إخوانهم بالله وقدرته قائلين: كم من جماعة قليلة مؤمنة صابرة، غلبت بإذن الله وأمره جماعة كثيرة كافرة باغية. والله مع الصابرين بتوفيقه ونصره، وحسن مثوبته.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?