← Sure 2

2:33

قَالَ يَـٰٓـَٔادَمُ أَنۢبِئْهُم بِأَسْمَآئِهِمْ ۖ فَلَمَّآ أَنۢبَأَهُم بِأَسْمَآئِهِمْ قَالَ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ إِنِّىٓ أَعْلَمُ غَيْبَ ٱلسَّمَـٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَأَعْلَمُ مَا تُبْدُونَ وَمَا كُنتُمْ تَكْتُمُونَ

Kelime kelime

قَالَ
(Allah) dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
يَٰٓـَٔادَمُ
ey Adem
İsim
Kök: أدم
Dilbilgisi (i'rab)
يَٰٓEdatnidâ، ön ek
ـَٔادَمُİsimözel isim، eril، merfû (nominatif)
أَنۢبِئْهُم
bunlara haber ver
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَنۢبِئْFiilemir، 2. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِأَسْمَآئِهِمْ
onların isimlerini
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَسْمَآئِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
فَلَمَّآ
ne zaman ki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
لَمَّآİsimzaman zarfı
أَنۢبَأَهُم
bunlara haber verince
Fiil
Kök: نبأ
Dilbilgisi (i'rab)
أَنۢبَأَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
هُمİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
بِأَسْمَآئِهِمْ
onların isimlerini
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَسْمَآئِİsimeril çoğul، mecrûr (genitif)
هِمْİsimzamir، son ek، 3. çoğul eril
قَالَ
(Allah) dedi ki
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
أَلَمْ
değil miydim?
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
أَİsimsoru، ön ek
لَمْEdatolumsuzluk
أَقُل
size demiş
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
أَقُلFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
لَّكُمْ
size
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّEdatharf-i cer (edat)، ön ek
كُمْİsimzamir، 2. çoğul eril
إِنِّىٓ
şüphesiz ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
أَعْلَمُ
bilirim
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
أَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
غَيْبَ
gayblarını
İsim
Kök: غيب
Dilbilgisi (i'rab)
غَيْبَİsimeril، mansûb (akuzatif)
ٱلسَّمَٰوَٰتِ
göklerin
İsim
Kök: سمو
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
سَّمَٰوَٰتِİsimdişil çoğul، mecrûr (genitif)
وَٱلْأَرْضِ
ve yerin
İsim
Kök: أرض
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
ٱلْEdatmarife (belirli)، ön ek
أَرْضِİsimdişil، mecrûr (genitif)
وَأَعْلَمُ
ve bilirim
Fiil
Kök: علم
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
أَعْلَمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
مَا
şeyleri
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
مَاİsimism-i mevsûl
تُبْدُونَ
sizin açıkladıklarınız
Fiil
Kök: بدو
Dilbilgisi (i'rab)
تُبْدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
وَمَا
ve şeyleri
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
وَEdatatıf bağlacı، ön ek
مَاİsimism-i mevsûl
كُنتُمْ
olduğunuz
Fiil
Kök: كون
Dilbilgisi (i'rab)
كُنFiilmâzî (geçmiş)، 2. çoğul eril
تُمْİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
تَكْتُمُونَ
gizlemekte
Fiil
Kök: كتم
Dilbilgisi (i'rab)
تَكْتُمُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 2. çoğul eril
ونَİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril

Meal

TR

Allah "Ey Adem onlara isimlerini söyle" dedi. Adem isimlerini söyleyince, Allah "Ben gökler ve yerde görünmeyeni biliyorum, sizin açıkladığınızı ve gizlemekte olduğunuzu da bilirim, diye size söylememiş miydim?" dedi.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

(Allah): "Ey Âdem, bunlara onları isimleriyle haber ver." dedi. Bu emir üzerine Âdem onlara isimleriyle onları haber verince, (Allah): "Ben size, ben göklerin ve yerin gayblarını bilirim, sizin açıkladığınızı da, içinizde gizlediğinizi de bilirim" dememiş miydim?" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

(Allah:) “Ey Âdem! Onların isimlerini onlara (meleklere) bildir.” demiş, (Âdem) isimlerini kendilerine bildirince “Ben size 'Şüphesiz ki göklerin ve yerin gaybını (bilinemeyenini) bilirim; açıkladıklarınızı da gizlemiş olduklarınızı da bilirim' dememiş miydim?” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

He said: "O Adam! Tell them their names." When he had told them, Allah said: "Did I not tell you that I know the secrets of heaven and earth, and I know what ye reveal and what ye conceal?"

A. Yusuf Alipublic-domain

Then He said, ‘Adam, tell them the names of these.’ When he told them their names, God said, ‘Did I not tell you that I know what is hidden in the heavens and the earth, and that I know what you reveal and what you conceal?’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

He said: O Adam! Inform them of their names, and when he had informed them of their names, He said: Did I not tell you that I know the secret of the heavens and the earth? And I know that which ye disclose and which ye hide.

M. Pickthallpublic-domain

He said, "O Adam, inform them of their names." And when he had informed them of their names, He said, "Did I not tell you that I know the unseen [aspects] of the heavens and the earth? And I know what you reveal and what you have concealed."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

قال الله: يا آدم أخبرهم بأسماء هذه الأشياء التي عجَزوا عن معرفتها. فلما أخبرهم آدم بها، قال الله للملائكة: لقد أخبرتكم أني أعلم ما خفي عنكم في السموات والأرض، وأعلم ما تظهرونه وما تخفونه.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

İlgili ayetler

Bu ayet nerede geçiyor?