← Sure 20

20:10

إِذْ رَءَا نَارًا فَقَالَ لِأَهْلِهِ ٱمْكُثُوٓا۟ إِنِّىٓ ءَانَسْتُ نَارًا لَّعَلِّىٓ ءَاتِيكُم مِّنْهَا بِقَبَسٍ أَوْ أَجِدُ عَلَى ٱلنَّارِ هُدًى

Kelime kelime

إِذْ
hani
İsim
Dilbilgisi (i'rab)
إِذْİsimzaman zarfı
رَءَا
görmüştü
Fiil
Kök: رأي
Dilbilgisi (i'rab)
رَءَاFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
نَارًا
bir ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
نَارًاİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
فَقَالَ
demişti
Fiil
Kök: قول
Dilbilgisi (i'rab)
فَEdatisti'naf (yeniden başlama)، ön ek
قَالَFiilmâzî (geçmiş)، 3. tekil eril
لِأَهْلِهِ
ailesine
İsim
Kök: أهل
Dilbilgisi (i'rab)
لِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
أَهْلِİsimeril، mecrûr (genitif)
هِİsimzamir، son ek، 3. tekil eril
ٱمْكُثُوٓا۟
siz durun
Fiil
Kök: مكث
Dilbilgisi (i'rab)
ٱمْكُثُFiilemir، 2. çoğul eril
وٓا۟İsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
إِنِّىٓ
elbette ben
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
إِنِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
ءَانَسْتُ
gördüm
Fiil
Kök: أنس
Dilbilgisi (i'rab)
ءَانَسْFiilmâzî (geçmiş)، 1. tekil
تُİsimzamir، son ek، 1. tekil
نَارًا
bir ateş
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
نَارًاİsimdişil، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)
لَّعَلِّىٓ
belki
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
لَّعَلِّEdatmansûb (akuzatif)
ىٓİsimzamir، son ek، 1. tekil
ءَاتِيكُم
size getiririm
Fiil
Kök: أتي
Dilbilgisi (i'rab)
ءَاتِيFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
كُمİsimzamir، son ek، 2. çoğul eril
مِّنْهَا
ondan
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
مِّنْEdatharf-i cer (edat)
هَاİsimzamir، son ek، 3. tekil dişil
بِقَبَسٍ
bir kor
İsim
Kök: قبس
Dilbilgisi (i'rab)
بِEdatharf-i cer (edat)، ön ek
قَبَسٍİsimeril، nekre (belirsiz)، mecrûr (genitif)
أَوْ
yahut
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
أَوْEdatatıf bağlacı
أَجِدُ
bulurum
Fiil
Kök: وجد
Dilbilgisi (i'rab)
أَجِدُFiilmuzâri (şimdi/geniş)، 1. tekil
عَلَى
(yanında)
Edat
Dilbilgisi (i'rab)
عَلَىEdatharf-i cer (edat)
ٱلنَّارِ
ateşin
İsim
Kök: نور
Dilbilgisi (i'rab)
ٱلEdatmarife (belirli)، ön ek
نَّارِİsimdişil، mecrûr (genitif)
هُدًى
bir yol gösteren
İsim
Kök: هدي
Dilbilgisi (i'rab)
هُدًىİsimeril، nekre (belirsiz)، mansûb (akuzatif)

Meal

TR

O, bir ateş görmüştü de, ailesine: "Durun, ben bir ateş gördüm, ya ondan size bir kor getirir, ya da ateşin yanında bir yol gösteren bulurum" demişti.

Diyanet İşleriall-rights-reserved

Hani o bir ateş görmüştü de, ailesine: "Yerinizde durun, benim gözüme bir ateş ilişti, belki size bir kor getiririm, yahut ateşin yanında bir yol gösterici bulurum" demişti.

Elmalılı Hamdi Yazırpublic-domain

Hani o, bir ateş görmüş ve ailesine, “(Siz burada) bekleyin! Bir ateş gördüm. Umarım ki ondan size bir kor (bir tutam ateş parçası) getiririm veya ateşin yanında bir rehber bulurum.” demişti.

Mehmet Okuyanall-rights-reserved

EN

Behold, he saw a fire: So he said to his family, "Tarry ye; I perceive a fire; perhaps I can bring you some burning brand therefrom, or find some guidance at the fire."

A. Yusuf Alipublic-domain

He saw a fire and said to his people, ‘Stay here––I can see a fire. Maybe I can bring you a flaming brand from it or find some guidance there.’

M.A.S. Abdel Haleemall-rights-reserved

When he saw a fire and said unto his folk: Lo! Wait! I see a fire afar off. Peradventure I may bring you a brand therefrom or may find guidance at the fire.

M. Pickthallpublic-domain

When he saw a fire and said to his family, "Stay here; indeed, I have perceived a fire; perhaps I can bring you a torch or find at the fire some guidance."

Saheeh Internationalall-rights-reserved

AR

حين رأى في الليل نارًا موقدة فقال لأهله: انتظروا لقد أبصرت نارًا، لعلي أجيئكم منها بشعلة تستدفئون بها، وتوقدون بها نارًا أخرى، أو أجد عندها هاديًا يدلنا على الطريق.

Tafsir al-Muyassarfree-distribution

Bu ayet nerede geçiyor?